İran'da 10'uncu dönem cumhurbaşkanlığı seçimi 1979 devriminden bu yana gerçekleşmiş olan seçimler arasında en çekişmeli ve sonucu öngörülemez kabul edilen seçimdi.
Batı kaynaklı uluslar arası haber ajansları ve büyük medya kuruluşları aylar öncesinden başlayarak, Mahmud Ahmedinejad'ın ülkedeki popülaritesinin her geçen gün düşme eğiliminde olduğunu, buna karşın Musavi'nin ise hızla yükseldiğini belirtiyorlardı.
Hatta İran halkının ezici bir çoğunluğunun Ahmedinejad'ın özellikle dış politika konusundaki tavırlarını tasvip etmediği ve bu kesimlerin İran'ın Batı'ya açılması gerektiğine inandıklarını yazıp durdular. Aslında yazılanlar gerçeklerden çok kendi içlerindeki arzuyu yansıtıyordu. Umdukları şeyi bir realite olarak sunma eğilimleri oldukça doğal olmakla beraber, masumluğu ise tartışmalıdır.
Musavi taraftarlarının yeşil rengini kullanarak kitlesel olarak meydanlara dökülmelerini "Yeşil tsunami Ahmedinejad'ı yutacak" üst başlıklarıyla sunanlar, fena halde yanıldı. Batılıların İslam dünyası söz konusu olduğu zaman öngörüleri oldukça isabetsiz oluyor.
İran söz konusu olduğun da ise neredeyse gerçeklerden tamamen kopuyorlar. İroniktir, anlatıldığına göre tüm dünyayı bir ağ gibi sarmış olan CIA, 1979 devriminden iki hafta önce Pentagon'a "İran temiz" raporunu sundu ama aradan iki hafta geçtikten sonra devrim gerçekleşip ABD Büyükelçiliği'nde 52 Amerikalı diplomatın 444 gün boyunca alıkonması süreci başladı. Ve bu süreç ABD Başkanı Jimmy Carter'ı beyaz saraydaki koltuğundan etti. Musavi'nin zaferini peşinen ilan edenler CIA ile benzer bir yanılgı içindeydiler.
Öyleyse göremedikleri şeyler neler idi?
Batı dünyası niçin yanılıyor?
Şu gerçekleri göz ardı ettiği için;
1- Reformcuları temsil eden kanat, yolsuzluklar konusunda sınıfta kalmaktadır.
2- Mahmud Ahmedinejad'ın yaşam biçimindeki sadelik İran'ın geniş yığınlarını oluşturan yoksullarla paralellik yansıtıyor ve bu yığınlar kendileri ile Ahmedinejad arasında bir doğal kader birliği ve liderlik olgusu sezinliyorlar.
3-İran'da halkın yüzde 10-15'ini oluşturan elit bir kesimin derdi oldukça farklı olabilir ancak halkın diğer kesimleri için ulusal onur, ekonomiden de özgürlüklerden de çok önemli.
4-İran'ın resmi ideolojisi devrimin hedef ve ilkelerini bulandırabilecek her türlü gelişme karşısında birikmiş bir tecrübe ve reflekse sahiptir. Bu açıdan resmi ideoloji alttan alta Ahmedinejad'a yardım etti. Tıpkı Amerika'nın imajının değişmesi gerektiğine inanan resmi ideolojinin McCain'in önünü kestiği, Obama'ya yardım ettiği gibi.
5-İran'da anti-Amerikancılık ve anti-İsrailcilik adeta bir dini emir olarak algılanır ve bu iki sacayağından herhangi birisi konusunda zafiyet sergileyebilme olasılığı olan kişilere kuşkuyla bakılır. Ahmedinejad'ın bu konulardaki duruşu oldukça netti ve kuşkuya yer vermiyordu.
6-İran'da tarihten gelen bir Perslik gururu ve güçlü bir tarih bilinci vardır. Bu tarih bilinci ve gururu İranlıları kendilerini eğilen değil, birilerini eğen liderlerin peşine takılmaya sevk ediyor.
Bu konuda maddeler elbette çoğaltılabilir...
Son söz: Batı, İran'da olduğu gibi daha fazla hayal kırıklığı yaşamamak istiyorsa, gerçeklere gözünü kapamayıp değişime ayak uydurmalı. Zira artık dünya geçmişte olduğu gibi sömürdükleri dünya değil, halklar da geçmişte olduğu gibi yönlendikleri halklar değil.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



