Türkiye, 17 sene önce, arka arkaya gelen tüyler ürpertici iki olaya şahit oldu. Bunlardan biri, 2 Temmuz 1993 günü Sivas Madımak Oteli'nin ateşe verilmesi; diğeri de 5 Temmuz 1993'te, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünün yakılması idi. Her iki olayın üç gün arayla gerçekleşmesi ve ikisinde de "yakma" fiilinin işlenmesi, olayların birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündürmektedir. Facianın düzenli topluluklar eliyle ve bir vahşet sergilenerek yapılması, olayın terör örgütünün işi olduğunu ortaya koymaktadır. Birinci olayda 37, ikincisinde 33 olmak üzere toplam 70 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.
Birbiriyle bağlantılı olduğu anlaşılan iki olay karşısında çifte standart uygulandığı görülmektedir. Başbağlar katliamının, Madımak Oteli'nin yakılmasına "misilleme" olduğu konusunda bir konsensus oluşmuştur. Hatta, teröristler köyden ayrılırken "Sivas olaylarının öcü alındı" ifadesini kullanmışlardır. Buna rağmen, bazı gruplar ve onların başındaki uzantıları, her fırsatta Sivas olaylarını dillerine dolarken; Başbağlar katliamını görmezlikten gelmekte, hatta unutturmak istemektedirler.
Hayır! Vahşet ve katliam özelliği taşıyan bu iki olaya karşı, söz konusu yaklaşım tarzı yanlıştır, tarafgirliktir, bir kesimi kollama görüntüsü ortaya çıkarmaktadır. İki ayrı olayda hayatını kaybeden 70 kişinin hepsi insandır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır ve tüyler ürpertici bir vahşetin kurbanıdırlar. Belki, iki olayda az çok farklılıklar göze çarpsa da, sonuçta şöyle veya böyle hayatını kaybeden 70 kişi vardır. İnsani boyutundan hareketle her iki olayın üzerindeki sır perdesinin kaldırılmasına ihtiyaç vardır. Bu sebeple, olaya hamaset ve tarafgirlikle yaklaşmak yerine; bilgi, belge, araştırma üslubunu kullanmak daha isabetli olacaktır. Bildiği olan açıklasın. Konu üzerinde ciddi araştırmalar yapılsın. Gerçekler ortaya konsun. Kimden gelir ve kime hedef alırsa alsın, Türkiye'nin huzur ve barışını bozmak isteyenlere karşı ortak hareket edilsin. Vahşet, katliam ve terörün savunulacak hiçbir yönü olmadığı bilinsin.
Olay öncesi günlere bir göz atalım: O günlerde, İranlı Salman Rüştü'nün İslam'ın temel değerlerine hakaret ve karalama içeren "Şeytan Ayetleri" kitabı Müslümanları incitmişti. Aziz Nesin kitapla ilgili tahrik edici sözler sarf etmişti. Olayın yaşandığı 2 Temmuz Cuma günü, başka şehirlerden getirilen ve halkın tanımadığı provokatörler Sivas'ta cirit atmıştı. Bu kişiler, Cuma namazı vaktinde davul zurna eşliğinde halaylar çekerek halkın sabrını taşırmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Halkın o günlerdeki psikolojik durumundan istifade ederek Madımak Oteli'ni yakanlar da söz konusu provokatörlerdir. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin gerekçeli kararında bu gerçek açıkça ortaya konulmuştur. Şükrü Kanber "Suçlu Aziz Nesin'dir" başlıklı yazısında konu ile ilgili şunları yazmıştı: "2 Temmuz 1993'te meydana gelen Sivas olaylarının müsebbibi Aziz Nesin'dir. Olaylar, Aziz Nesin'in "Şeytan Ayetleri" kitabının yayınlanmasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu çıktı. Laiklikle, dinsiz olan Aziz Nesin'in birleştirilmesi mümkün değildir." (Milli Gazete, 30. 5. 1995) Sivas olaylarını diline dolayan bazı gruplar söz konusu provokatörlerden hiç kapak kaldırmıyorlar.
Olaydan üç gün sonra, 100 kadar terörist, akşam vakti Başbağlar köyüne baskın düzenledi. "Sizlerle konuşacağız" diyerek erkekleri bir dereye, kadınları başka bir dereye topladılar. Onlara hem psikolojik baskı uyguladılar, hem de gözleri önlerinde köylerini ateşe verdiler. 33 kişiyi şehit ettiler. Gece saat 1.30'a kadar dayanılmaz bir vahşet sergilediler.
Başbağlar köyü, kendi işinde gücünde hayat mücadelesi veren masum insanlardan oluşuyordu. Sevgi, saygı, dostluk gibi kültürümüzün bütün canlılığı ile yaşandığı sevimli bir yurt köşesiydi. Osmanlı döneminde uç beyliği görevi de yapmış olan bu şirin belde, tarih boyunca devlet ve milletinin yanında yer almıştı. Çocuk, kadın, ihtiyar demeden katliama tabi tutularak köylerinin yakılıp yıkılması onların hak ettiği bir durum değildi..
Kısaca, Madımak Oteli'nde yaşanan olay nasıl büyük bir vahşet ise; Başbağlar'da yaşananlar hiç de ondan aşağı değildi. Bu iki olayı, önce insani boyutuyla değerlendirmeli, faillerine karşı ortak tavır almalıyız. Her iki olay da Türkiye halkına acı vermiştir. Vahşet her zaman ve her yerde vahşettir. Terör de öyle. Bu, ayrım yapılacak bir konu değildir. Aksine, ortak hareket etmeyi gerektirir.
Türkiye, çifte standart arz eden yaklaşımlardan kurtulmalıdır. O zaman olaylar daha net görülecek, onların aydınlığa kavuşturulması daha kolay olacaktır. Madımak ve Başbağlar olaylarının acısı hala tazeliğini korumaktadır. Türkiye halkının, ırk ve mezhep farklılığını bir ayrılık sebebi olarak görmediği gerçeğinden hareketle olayların üzerine gidilmelidir. Ayrıca, bunca provokatöre rağmen, Türkiye halkının olgun ve aklıselim tavrı her türlü takdire layıktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




