Türkiye’deki siyasî partilere şöyle bir göz atınız. Çoğunun ülke yararına ciddi bir hedefinin olmadığını göreceksiniz. Her ne kadar bazı sloganlarla bir şeyler söylediklerine şahit olsak da, sonuçta ya bu sloganların içinin doldurulamadığı, ya da bu sloganlarla örtüşmeyen farklı bir program benimsedikleri görülmektedir. Çok kere, bu programlar da dış kaynaklıdır. Bu gerçeğin bir istisnasını Millî Görüş’ün temsil edildiği Saadet Partisi’nde görüyoruz.
Saadet Partisi Türkiye’yi ve Türkiye insanını çok iyi tanıyor. Türkiye’nin gücü ve insan potansiyeli ile uyumlu bir vizyon ortaya koyuyor. Bu, Türkiye’yi “lider ülke” haline getirme projesidir.
Pek çok siyasi partiye baktığınızda, Batı’ya teslimiyetçi bir anlayışla yaklaştıklarını göreceksiniz. Kendi değerlerinin farkında olmayan bu insanlar, Avrupa ve ABD gibi ülkelerin yaptıkları karşısında afallamış, aşağılık kompleksi ve bir yenilmişlik psikolojisi içine girmişlerdir. Bu sebeple, Avrupa ve ABD’nin destek ve onayını almadan varlığımızı sürdüremeyeceğimize inanmışlardır.
Saadet Partisi ise, değerlerimizin evrenselliği ve düşünce zenginliğimizin farkındadır. Dış etkilerden arınmış, Millî Görüş zihniyetini benimsemiştir. Türkiye’yi kendi gücüyle kalkındırmak istemektedir.Millî, yerli ve bağımsız bir siyaset anlayışına sahiptir. Bu özelliğiyle, Saadet Partisi milletimize büyük hedefler gösteren, ufku geniş ve vizyon sahibi bir partidir. Plan ve programını ülke gerçeklerinden almıştır.
Saadet Partisi, Türkiye’nin “lider ülke” haline gelebilmesi için üç aşamadan geçmesini öngörmektedir:
1. Yaşanılabilir bir Türkiye: Herşeyden önce, Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve sosyal yönden güçlenmesi ve dünyada itibarlı bir noktaya gelmesi gerekmektedir. Açlık ve yoksulluk çeken bir Türkiye görüntüsünden kurtulmadıkça diğer adımları atabilmek mümkün değildir.
2. Yeniden büyük Türkiye: Türkiye tarih boyunca büyük ve itibarlı bir noktada olagelmiştir. Kendi gücünü farkeden ve bu gücü kullanabilen bir Türkiye büyük devlet olma geleneğini devam ettirecektir.
3.Yeni bir dünya: Millî Görüş bencilliğe yer vermez. Huzur ve barışın bütün dünyada egemen olmasını ister. “Lider ülke” siyaseti izleyen bir Türkiye, bütün dünyada hak ve adaletin öncüsü olacaktır.
Milletimiz, 22 Temmuz seçimlerinde iki seçenekle karşı karşıyadır:
1. Türkiye gerçekleriyle örtüşen millî, yerli ve bağımsız bir porgrama sahip olan Saadet Partisi’ni seçmek. Böyle bir durum Türkiye’nin önünün açılması, yüzünün gülmesi anlamına gelmektedir.
2. ABD ve AB’nin politikalarına teslim olmak ve onlarla işbirlikçilik yapmak. Bu sonuç, Türkiye’nin yeni problemlerle karşı karşıya kalması demektir.
Türkiye, tam anlamıyla bir yol ayrımındadır. Türkiye halkı, 22 Temmuz seçimleriyle geleceğine dair bir karar vermiş olacaktır. Pekçok siyasi parti, kamuoyuna sunduğu programın dışında bir görüntü ortaya koymaktadır.
Fakat, birşey açık ve nettir. Saadet Partisi, baştan beri net ve sağlam bir duruş göstermektedir. Türkiye, içinde bulunduğu problemlerinin çözümünü, Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi iktidarıyla gerçekleştirebilecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



