Dünkü yazımızda Libya Edebiyatından, şiirinden bazı örnekler vermiştik. Bugün kaldığımız yerden sürdürelim.
Abdillah el- Bârûnî tarafından yazılan şiirlerden biri de kasidedir. El- Bârûnî, Hz. Peygamber'in doğum günü münasebetiyle yazdığı kasideyi gazetesinde neşreder. Kaside Müslümanların içinde bulunduğu durumdan şairin duyduğu memnuniyetsizliği anlatması dolayısıyla bir nevi Hz. Peygamber'e şikâyetnâme niteliğindedir:
"Kalk ey Muhammed! Ey son Peygamber! Kalk ve kendi gözlerinle bak! Mü'minlerin durumu nasıldır?
İşlerin çok değiştiğini ve siyaset adına, dinin küçümsendiğini göreceksin.
İzlenecek bir dayanağı olmaksızın "haram" yerleşti; âsi, müttakîlerin durumuyla alay etti.
Câhiller çoğalıp belâlar arttı. Okur yazar olmayanlar takımı bilginleri küçümser oldu.
Şarap piyasada yaygınlaştı, müstehcenlik ise insanların vazgeçilmezi oldu.
"Namaz farzdır!" diyen ayıplanıyor. Oruç ile değerli Harem'in kıymeti kalmadı.
Zinanın kapısı açıldı. Faiz ise mutluluk peşindekilerin ticaret metaı oldu.
Ah! Senin kutlu doğum gününde, Müslümanların ülkelerinde isyankârlığın yeni yeni şekilleri türedi.
Ne emir, ne yasak ne de bunları dinleyen kaldı! Mürşit bile ne yapacağını şaşırıp gücünü yitirdi.
Ey Muhammed! "Allah iyilerin mükâfatını versin!" Bütün bu olanlardan sonra dinini kim kurtaracak.
İnsanlar arasında Mü 'minlerin Emiri Osmanlı Sultanı olan Halifemizden başkası kalmadı, bunları yapacak!"
Yine el-Bârûnî, 1911'de İtalyanların Libya'yı işgali üzerine sakal bırakmış ve düşman kuvvetleri ülkesinden ayrılmadığı sürece sakalını kesmemeye yemin etmiştir. Ölünceye kadar sözüne sadık kalmış, otuz yıl boyunca sakalını kesmemiştir. Bu esnadaki duygu ve düşüncelerini ifade ettiği bir de şiir yazmıştır; Dîvân'da yer almamakla beraber başka kaynaklarda geçen Nezru'l-Mücâhid (Mücahidin Adağı) şiirinin bazı beyitleri şöyledir:
Korkunç savaşlara tanık (oldu) bu saçlar!
Yıldırımlar misali yağdı üzerine bombalar.
Heybetli atlarla fedakârca atıldı savaş meydanına, gözü kapalı.
Selâma durmalı İtalyan veletlerden temizlemek için vatanı.
Saçlarımı kesmemeye yeminim var, askerler Kanal'ı geçinceye kadar
Akıncıların Nil kıyısında azgın düşmanı perişan edinceye...
(Trablus), zalimlere karşı zafer kazanmış bir eda ile salınarak yürüyünceye kadar...
Elden çıkmış vatan parçalarında (tekrar) Halifenin bayrakları dalgalanıncaya...
Ve de (Osmanlı) hilâlinin, ölümsüz Atlantik adalarını taçlandırdığını görünceye kadar...
İşte ancak o mutlu günlere ulaştığımda tıraş olacağım, ulu insanların ve akıncıların tekbir ve tehlil sesleri ile duaları arasında.
Ve bu saçlar o fethin hatırası olarak saklanacak.
Aksi hâlde, zafer gerçekleşmezse, onları ölünceye kadar kesmeyeceğim.
Ey Müslümanlara zafer vaat eden Allah'ım! Yaşamamız için bize yardım et."
Ömer Muhtar ise Libya'nın simge isimlerinden birisidir. İtalyanlarla 260'dan fazla çatışmaya girmiştir. 1931 yılında yakalandığında kendisi yaralanmış, esir düşmüş, atı ise ölmüştür. Ömer Muhtar'la ilgili çok sayıda mersiye yazılmıştır. Hasan Galib el- Mağribi tarafından yazılan mersiye şöyledir:
"Aman Allah'ım, ey Müslümanlar! Bu ne iştir böyle? Bütün gözler kan ağlıyor.
Aman Allah'ım, ey Müslümanlar! İtalyan sürüsünün vatanımızda yaptığı bu iş, nasıl bir şeydir böyle?
Nice yavruları katlettiler beşiklerinde... Sevgi dolu göğüslere bastırılmış nice çocukları öldürdüler.
Sadece, dinlerini ve vatanlarını seviyorlar diye nice yaşlıyı yok ettiler.
Vatanımızı istila ettiler. Sanki zamanın felaketlerine karşı güven içindeymişçesine gibi zulmettiler.
Ne kadar kötü bir şey yaptıkları, ne kadar kötü! Nesillerin ve zamanın sövgüsünden utanmadılar.
Günlerin gelip geçmekte olduğunu, iyi günlerin ve kötü günlerin peş peşe geldiğini bilemediler.
Zamanın, şüphesiz bize de insaflı davranacağını ve sıkıntıdan eriyen kalbimizi ferahlatacağını bilemediler.
Allah sana rahmet etsin ey Ömer Muhtar! Sen bizim için vardın (ölmedin), yaşıyorsun, teşekküre lâyıksın.
Nice yardım isteyene koştun ve zorluk anında onun derdine derman oldun.
Yirmi yıl boyunca her yerde nice düşmanlar yendin; korkmadın, gevşemedin.
Vahşi hayvanların midesinden başka bir kefenin sarmadığı leşlerini bıraktın her yerde.
İntikamını kat kat alacağız. Ne eksik kalacak ne de fazla."*
Allah Müslümanlara feraset versin, Ömer Muhtar'a da rahmet eylesin...
* Nurettin Ceviz, Modern Libya Edebiyatı, Aktif Yayınları, Ankara 2005, s. 89-91.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



