Venezuella, Chavez:
"Onu, kötülemeyeceğim, arkadaşım dediğim, dost olduğumu söylediğim birisi hakkında böylesine adice konuşursam, korkağın teki olurum, ben bunu yapmayacağım."... bu sözler Chavez'in devlet televizyonunda yayınlanan sözlerinden alınmış bir kesittir. Bu konuşmada Hugo Chavez, Libya ve Albay Kaddafi hakkında konuşmaktadır. Chavez, 21 Ağustos Pazar günü yaptığı açıklamada şunları da söylemiştir: "Libya'ya karşı bir yalanlar saldırısı yürütülmektedir. Ben bunlara inanarak Kaddafi'yi kötüleyecek veya aleyhinde konuşacak değilim, bunu yaparsam, dostum olan birini kötülersem asıl o zaman korkak biri olurum". Sonra da şöyle devam etmiştir:
- Bilmediğimiz pek çok oyun dönüyor o bölgede
- NATO hürriyetler için değil, Batı'nın çıkarlarını korumak için saldırılar düzenliyor,
- ABD donanmasını ve hava güçlerini Libya kıyılarına iyice yaklaştırmış, bunun sebebini anlamak güç. Libya herhangi bir kimseye savaş mı ilan etmiş?
- Yapılanlar, Libya'nın elindeki muazzam petrol kaynaklarını kontrol altına almak içindir. Yarın başka ülkeler de aynı saldırışa tabii tutulacaklardır. Biz de petrol zengini bir ülkeyiz ve benzer durumda sonuna kadar savaşa hazırız.
Fransa, Alain Juppe:
- Bu bir haçlı seferidir. Kaddafi'ye karşı gereken yapılmalıdır. (Kaddafi'den büyük ihaleler almış bir ülke konuşuyor)
İtalya, Berlusconi:
- Kaddafi yakalanıp Lahey'de yargılanmalıdır! (Kaddafi'nin çok ekmeğini yemiş bir ülke ve lideri)
NATO Genel Sekreteri Rasmussen:
"Kaddafi rejimi açıkça çökmektedir.", "Şimdi ise yeni bir başlangıç şansına sahipler. Çoğunluğun arzusuna dayalı yeni Libya'yı inşa etme zamanıdır. Geçiş dönemi barışçıl olmalıdır, NATO'nun Libya halkıyla ve Ulusal Geçiş Konseyi'yle birlikte çalışmaya hazırdır". Rasmussen, ayrıca "Geçiş sürecinin düzgün ve kapsamlı, ülkeyi bir arada tutucu ve geleceği insan hakları ile uzlaşmaya dayalı olacağını unutmamalıdırlar" diye ilave etti.
Bunları derken de Fransa'nın, İngiltere'nin ve ABD'nin NATO ile birlikte, Bingazi'deki isyancılardan taraf olduğunu ve hatta onların beceremediği mücadeleyi o isyancılar adına, onlar için yapıverdiklerini, 21 Ağustos Pazar günü bile tam 22 NATO saldırısı gerçekleştirldiğini ve Libya'nın tüm kilit noktalarını vurduklarını söylemeyi unuttu.
Daha isyancıların isyana başladıkları ilk haftalardan itibaren Avrupa ve Batı'dan askeri, stratejik, taktik ve bilgi aldıkları da bilinen bir gerçektir. Sürekli adalet ve hukuktan bahs eden Batı'nın, petrol satışına karşı Libya'nın hakkı olan paraları dondurup bunları isyancılara aktardığı da bilinen bir gerçektir ama bu söylemlerin hiçbirinde yer almamaktadır.
İngiltere, Cameron:
- İngiltere Libya'ya her türlü insani yardımı yapmaya hazır olup, Libya'nın yeniden yapılanması için katkıda bulunmaya hazırdır. (Nihayet asıl niyet ifade edilmiş bulunmaktadır). Tercümesi: "seni bir güzel patakladık, yenilgini hazırladık, her yeri yıktık, mavhettik, şimdi bizlere yine muhtaçsınız. Aynen eskiden olduğu gibi, hemen boynunu bük ve yardım iste, gelip gerekenleri yapalım ve sizden bol bol para kazanalım." Tabii, bu sözleri söylerken, Cameron, İngiltere'nin SAS komandolarının Bingazi yakınlarında yardıma gittiğini, oradaki yapılanmaya yardım ettiklerini, bunlara Hollanda'nın paraşüt birliklerinin de katıldığını ve CIA ajanları ile şu isyancıları ayaklanmaya hazırladıklarını söylemeyi unutmuş bulunmaktadır.
Bazı Körfez Arap ülkeleri: (Kendilerinin pul kadar boyları ve il kadar nüfusları ile) Batı'yı desteklediklerini ve Libya üstünde mutlaka uçuşa yasak kurulması gerektiğine inandıklarını söyleyerek bunu talep etmişlerdir. Anlayamadıkları şey, bu oyunda, Batı'nın onları ne kadar güzel kullandığı ve onlarında küçük piyon rolünü bayıla bayıla oynadıklarıdır.
ABD, Obama:
- "Kaddafi'nin gitme zamanı gelmiştir."...Eeh, artık, emir büyük yerden çıkınca yapacak bir şey yok, değil mi? Acaba dünya devletleri bu tutumun ilerde hangi kulvarlarda ne gibi oyunlara yol açacağının farkındalar mı? Dünya dolu dizgin, yeni bir sömürgecilik çağına girmiş bulunuyor. Bunu görmüyorlar mı? Bunun sonunun mutlaka bir genel savaşa doğru gittiğini acaba idrak edemiyorlar mı?
- II. Dünya Savaşını ve hatta 1911 Birinci Dünya savaşı öncesi Libya savaşını hatırlayan var mı? Yoksa beşer hafızası o kadar mı yorgun ve kıt?
Türkiye:
- "NATO'nun Libya'da ne işi var?" ilk tutumdu. Bu ifadeler doğruydu. O çizgide kalınması icap ederdi. Ama ne yazık ki fırsat kaçırıldı ve bu doğru adımdan geri adım atıldı. Hem de yalnış istikamete.
- İkinci yaklaşım: NATO içinde olursak, Batı'nın saldırganlığına mani olabiliriz ve onları yönlendirebiliriz algısı. "Ne de olsa bir veto hakkımız var. Bu güçlü silahla saldırıları durdururuz "denildi. Hiçbirisi olmadı.
- Veto hakkı hiç kullanılmadı. Bunu kullanma yüreğini kimse bulamadı. Kaddafi'nin Kıbrıs Barış operasyonu sırasındaki yardımları unutuldu.
- Sadece, Libya'dan başarılı bir tahliye yapıldı ama sonrası gelmedi. Türk Fırkateynleri Doğu Akdeniz'de boy gösterdi ama arzu edilenin sadece onda biri bile gerçekleşemedi. NATO ve Rasmussen aynen yıllar önce Afganistan'da olduğu gibi Türkleri kale almadı. (Batının asıl yüzü)
- Sonuçta NATO ve BATI devletleri Türkiye'yi etkiledi, daha doğrusu kandırdı, hatta kolunu büktü. Şimdi Libya muhaliflerine yardım ediliyor. 25 Ağustos Perşembe günü, İstanbul'da muhalifler toplantısı yapılacak. Libya temas grubu (isyancılar) "Türkiye'nin bize yardım etmeye ne kadar hevesli olduğunu gördük" şeklinde ifadeleriyle memnuniyetlerini dile getirmektedirler.
- NATO askeri sözcüsü Albay Roland Lavoie, son basın toplantısında (iki gün önce) Libya lideri Muammer Kaddafi'nin nerede olduğunu bilmediklerini ve kendisini hedef olarak görmediklerini söyledi, "Bir fikrim yok ve bunun gerçekten önemli olduğuna da emin değilim. Çünkü çözüm siyasi olacak."
Dedi. Bu sözler, tutumların nasıl değiştiğini göstermektedir.
- Kaddafi ise, "Libya'dayım, sonuna kadar da burada kalacağım" haberini dünyaya, gayri resmi Rus kanalları ile duyurmaktadır.
Doğrudur. Batı'nın maksadı Libya'yı elde etmek ve Batının kontrolu altına koymaktı, onu başardı.
Olay hiçbir zaman Kaddafi değildi. Dünya politikasında bölge dengeleri ve sistem değişiklikleri esastır, kişiler değil ama çoğu kimse bu hususu göremedi.
Türkiye'de bile gelişmeler doğru anlaşılamadı, bazı aydınlar işi kişilik münakaşalarına vurup, Kaddafi'yi tartıştılar. Sapla, samanı karıştırdılar. Kalkan bu toz-dumanın ardındaki asıl maksadın, Libya'daki yer altı kaynaklarının kontrolü ve Batı dünyasının ucuz petrol açlığı olduğunu göremediler.
Türkiye iyi başladığı strateji oyununu yalnış yalpalamalarıyla berbat etti.
Herkes büyük diplomasi oyunu oynuyoruz zannı içinde iken en büyük oyunun en küçük piyonu olduklarını farkedemedi. Ama OYUN bitmedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



