Bazıları beyanlarında "18 bin âlem"in varlığından bahsediyor. 18 bin âlem sayısı yanlıştır. "lemlerr"in sayısı yanlıştır. "lemleer"in sayısını Allah (c.c.)'dan başka kimse bilmiyor. Alla(c.c.) "âlemler" diyor. Şu "âlem" bu "âlem" demiyor. Demek ki, "âlem"ler sayısı bize meçhul Allah (c.c.)'a mâlum.
Kur'an-ı Kerim'de "âlemler" kelimesi üç varlık için kullanılmış:
1. Rabbimiz kendisi için kullanmış: Elhamdülillahi Rabbi'l-lemiynn: lemlerin Rabb'ı...(Fatiha Sûresi, âyet: 1)
2. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz için söylenmiş: Ve mâ erselnâke illâ Rahmet'en-lil âlemiyn: Rasülüllah âlemlere rahmet olarak gönderildi. (Enbiya Sûresi, âyet: 21)
3. Kur'an-ı Kerim için söylenmiş: İn hüve illâ zikrun lil âlemiyn: Kur'an bütün âlemlere bir tebliğdir. (Tekvir Sûresi, âyet: 27)
İslâm âlimleri "âlem" kelimesini şöyle tarif etmişlerdir: Mâ sivallah yani "âlem", Allah (c.c.) dışında her şey demektir. Buna göre her insan hatta her canlı varlık bir "âlem"dir. Allah'ın varlığının, birliğinin ve yaratıcılığının birer delilidir. İbnü'l Arabî'den itibaren insana "küçük âlem" (el-âlemü's-sağır), kâinata da "büyük âlem" (el-âlemü'l-kebir) denilmiştir.
Mutasavvıflara göre, "âlem" çok geniştir. Bu münasebetle tasavvufu eserlerde bu genişliği ifade etmek için "18 bin âlem"in mevcudiyetinden bahsedilmiştir. "18 bin âlem" ifadesi çokluğu ve genişliği ifade etmek için kullanılmıştır. "lem", Allah (c.c.)'nün dışındaki her şey ifadesinde olduğu gibi, sayısını ancak Allah bilir. (yani Allah-u âlem)
Tasavvufta "âlem" kelimesi dünya ve ahret mânâsı verilerek açıklanmıştır. Buna göre tasavvufta üç âlemin varlığı kabul edilir:
1. Akıl ve duyu ile bilinen manevi âlem.
2. Alıl ve duyu ile bilinemeyen manevi âlem.
3. Bu ikisi arasında köprü vazifesi gören berzah âlemi
Bir başka açıdan tarife göre "âlem", Allah'ın varlığının mevcudiyetinin bilinmesini sağlayan varlıklara âlem denilmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de "âlem" kelimesi "âlemîn" şeklinde çoğul olarak 73 defa kullanılmıştır. Bunların 42'sinde "Rabbü'l-lemin" terkibiyle kullanılmış, Allah'ın bütün varlıkların yaratıcısı olduğuna dikkat çekilmiştir.
limlerimiz konu ile ilgili çalışmalarında ""âlem"i önce iki kısma ayırmışlardır
1. Gayb âlemi
2. Şehadet âlemi
Gayb âlemi bilinemez. Bu âlem imanın konusudur. Kur'an'ın bize haber verip inanmamızı istediği cennet, cehennem, cin, melek... bunların hepsi gayb âlemidir.
Şehadet âlemi bilinebilen âlemdir. Bilginin konusu olan âlemdir. Bu âlemi de âlimler ikiye ayırmışlardır:
1. Bilinenler (varlar)
2. Bilinmeyenler (yoklar). Bunlar şehadet âleminin konusu olanlardır.
Bilinenleri (varları) âlimlerimiz 4'e ayırmışlardır:
1. Üç boyutlular (madde)
2. İki boyutlular (resim, gölge)
3. Tek boyutlular (zaman, renk, sayı)
4. Boyutsuzlar (namus, hareket, akıl gibi şeyler)
Bunlar da daha birkaç kısma ayrılmışlardır.
Hülâsa, âlem konusundaki bilgimizi bu doğrultuda tashih etmemiz gerekiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



