Başbakan Mısır ziyaretinde İhvani Müslimin ileri gelenlerine, laikliği kabul edin tavsiyesinde bulunmuş. Bu teklif itiraz ve reaksiyonlara sebebiyet vermiş. Batı ülkelerindeki uygulamasıyla ele alındığı taktirde laiklik, her türlü ahlaki nizam ve sistem anlayışını tanımayan bir kavram olarak tarif edilebilir.
Aile nizamını önemseyen zinayı ve eşcinselliği serbest bırakan cinsi ihtirasları tatmin etmeyi ön plana alan bu Batı tipi laikliği, İslam ülkelerine dayatılmaya kalkışılması elbette yadırganacak bir olaydır. Yapılan istatistikler, Batı'da nüfus artışının yavaşladığını yakında, Avrupa'da yaşayan Türk işçilerinin çoğunluğa kavuşarak siyasi egemenlikleri ele geçireceğini gösteriyor. Eğer maksat, kişilerin din, vicdan ve fikir hürriyetlerine tam ve kamil manada kavuşturulmasını sağlamak ise, bu hak ve hürriyetler İslam nizamında, Batılıların bile gıpta edeceği mükemmeliyet derecesinde mevcuttur. 634 sene ecdadımız, Avrupa'nın ortasına kadar olan ülkeleri yönetimi altında tutarken, yapmış olduğu tatbikatla bütün dünyayı kendisine hayran bırakmıştır. İnsan hakları, din, mezhep, ırk zihniyet farkı gözetilmeksizin bütün camialara tanınmış mala, cana, ırza dine, namusa asla müdahale edilmemiştir. Çünki Kur'an-ı Kerim'de: bütün insanlığı saadet ve selamete eriştirecek çözüm ve hizmetler mevcuttur. Mesela Laiklik derken, laikraha fiddin ayeti kerimesinin HAKİMANE ifadesini yarıda kesmek gibi bir kasıt akla geliyor.
Ecdadımız 634 sene Batı toplumlarını en adil ölçülerle yönetirken, "LEKÜMDİNİKÜMVEYLİYE DİN" ayeti kerimesi gibi insanlığın ihtiyacı olan toleransı ve ali cenaplığı gösterdikleri için başarılı olmuşlardır.
Aslında insan şeref ve haysiyatiyle bağdaşan ve insanlığın Saâdet ve selametine kaynak olan İslam nizam, AHLAK ve nizamdır.
Sahabei Kiram, Peygamber Efendimizin eğitiminden geçtiği için kız çocuklarını diri diri toprağa gömen ve kadınları hor ve hakir gören Arap camiasından sonraki 25 sene içerisinden İslam alemi Endonezya'dan Cebelitarık Boğazı'na kadar geniş sahalarda gerçek manada medeniyetin ne olduğu gelmiş geçmiş ve gelecek nesillerin gözleri önüne serilmiştir.
Çeşitli ırk, inanış ve görüş sahibi olan maddi ve manevi ilimlerin öncüleri olan ilim adamları yetişmiştir.
Şimdiki halimize ibretle bakarsak ne görürüz:
- Avrupa Birliği'ni dünyada cennete girmek kadar hasretle özleyen ve hâlâ bu iş için çaba sarf edenler ne yaptılar?
- Zinayı serbest bıraktılar, fuhuş patlaması oldu
- İdam cezasını kaldırdılar, cinayet patlaması oldu
- Din kardeşliğini zayıflattılar, bölücü hareketler aldı başını gidiyor. Çanakkale'yi, İstiklal savaşını yapan fedakar insanlarımızın evladı, şimdi birbirine küskün hale geldi.
- Bu çıplak ve ne anlama geldiği tam olarak ortaya konulamamış, laik evrensellik modası ortaya atıldı. Eğer eskaza Batılılar batmak üzere olan medeniyetlerine sizi alacağız deseler korkarım ki şehit kanıyla kazanılan bağımsızlığımızdan da vazgeçerek Türk Ceza Kanunu'nun 301 inci maddesini değiştirip, bağımsızlığımızı göz kırpmadan Batılı emperyalistlere devir ve teslim edeceklerdir.
Koca Akif boşuna bu endişeyi dile getirmemiş:
"Mefâhir kaynasın gitsin de vicdanlar kesilsin lâl"
Bu izmihlali ahlaki, yürürken durmaz İstiklal"
Mısralarıyla bizleri uyarmıştır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



