1071 Malazgirt (Arap kaynaklarında Menazgird veya Menazcird'dir) 'te Romen Diyojen komutasındaki Rum askerleri harbi kaybedince Anadolu'nun kapıları Müslüman Türklere açılır.
1071'den 1915 yılına kadar yani 844 yıl birlikte yaşadığımız Gayri Müslim vatandaşlarımızla 1915 yılında aramız açılır.
Açanlara baktığımızda iki tarafın da arkasında yabancı güçler var.
İttihat ve Terakki cemiyetinin üyelerinin çoğunluğu batı eğitimi almış ve onların desteği ile Osmanlıyı yıkmak, yerine ulus devlet kurmak için çalışırlar.
"Ermeni soykırımı" diye bahsedilen şey hakkında derin bilgim yoktur.
Ama yazılıp çizilenlerden anlaşıldığı kadarıyla Mason Locası başkanlığı da yapan Talat Paşa yurdu terk etmeye karar verince Almanya'yı tercih eder ve Berlin'de Sogomon isimli bir Ermeni tarafından kurşunlanarak öldürülür.
Katilin tutukluluk süresi bir buçuk saat sürer ve serbest bırakılır.
İki tarafa da destek verenler, olaylarla ortaya çıkıverir.
844 yıl aramızda güven içinde yaşayan bu insanlarımıza ne oldu da bir anda karşı karşıya geliverdiler?
Alpaslan da, Fatih de dünyayı yönetmeye yönelirken elindeki kılavuz kitap Kur'an'dı ve o kitab, hepimizin Adem'den yaratıldığını, Adem'in de topraktan yaratıldığını, üstünlüğün takvada olduğunu yani kitaba göre hareket etmekle mümkin olduğunu haber veriyor ve Rum süresinin 22 nci ayetinde dillerimizin ve renklerimizin ayrı olmasının da Allahı'n ayetlerinden olduğunu haber veriyordu.
Onun için haksız yere herhangi bir insanın dahi kanının bir damlasının akması, bir lokmasının haram yollardan mideye gitmesi yasaklanıyordu.
Ama bir gün geldi gönlümüzde ve elimizde olan kitap elimizden alındı.
Gönlümüze hapsettiler.
Almanya'dan, İsviçre'den, İtalya'dan terceme edilmiş başka bir kitap verdiler.
Bu terceme kitap bizi elli parçaya ayırdı.
Bu terceme işini gönüllü yapan gayri Müslim vatandaşlarımıza da zarar verdi.
844 yıl güven içinde yaşarken batının kışkırtmalarına aldanan gayri Müslim vatandaşlarımız da zarar gördü.
6-7 Eylül 1955 olaylarında gayri Müslimlere haksızlık yapan laik ve sağcı Adnan Menderes ve Celal Bayar'la, 12 Kasım 1942 çıkarılan varlık vergisiyle gayri Müslimlerin mal varlığına el koyan laik ve solcu Şükrü Saracoğlu ile İsmet İnönü'nün elindeki kılavuz kitap, batıdan terceme edilen kitaptı.
Allah yarattığı her insana öne bakan iki göz vermiş.
İleriye bakalım.
Bizi birbirimize düşüren terceme kitaplardan uzaklaşmazsak torunlarımız da geçmişte olanların kavgasıyla ömür tüketecekler.
"Ama aynı kitaplar, batıya zarar vermiyor" demeyin. İki gün önce Fransa senatosunda onaylanan kanun teklifi yalnız milyonlarca Müslüman Türkün değil "Ermeni soykırımı" na inanmayan herkesin hapse atılmasına, para cezasını ödemesi için mal varlıklarına el koyup öldüm fiyatına sayılmasına sebep olacak.
Bizi, Avrupa Birliğinin kapısından bile baktırmayan, kapıda elli yıldır bekleten, neyi konuşup neyi konuşmayacağımızı bizim bilemeyeceğimizi anladıkları için suç olanla suç olamayanları bize bildirmek için senatosundan bize konuşma kılavuzu kanunları çıkarıverenlerin kanun ve kitaplarına göre hareket ettiğimiz sürece biz birbirimizle boğuşarak meydanı onlara bırakmaya devam edeceğiz.
Geliniz, hepimizi, yüzlerce yıldır bir arada tutan kitaba dönelim de torunlarımız tekrar imanın emniyeti içinde yaşasınlar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



