Hükûmetin, devletin "açılım" başlığı altında adımlar atmaya devam ettiği şu günlerde meydana gelen hadiseler ülkemizin iç huzurunu, barışını tehdit eder hale gelmiştir.
Samsun yumrukla, ardın da menfur bir saldırıyla gündemdedir.
Meseleye sadece, polislerin şehit edilmesi gözüyle bakanlar veya bu mesele üzerinden yeniden ırkçı duygulara sarılanlar elbette başka gerginliklere sebep olacaktır.
Yumruktan sonra, bu ülkede en akl-ı selim tavrı, en sağduyulu tavrı bizzat Ahmet Türk göstermiştir.
O yumruk, Türk'e değil bu ülkenin huzuruna, birliğine, kardeşliğine atılmıştır.
O yumruk, fitne ateşinin çakmağıdır.
O yumruk, bu ülkeyi cehenneme çevirmek için fırsat kollayanların ellerine geçmiş tarihî bir fırsattır.
Otobüsüne yumurta atıldı diye, bütün ülkenin gündemini meşgul edenler, milletin protesto tarzını bilmeyenler yıllardır, bu ülkeyi tanıyamayanlardır.
Her ne kadar, birileri yumruğu kavga için müthiş bir fırsat, kan dökmek için olağanüstü bir imkân, kamplaşmak için tarihî gün olarak görüp, doğrudan fitnenin ateşini uyandırmaya çalışsa da, milletimiz sabrıyla, tevazusuyla, vakarıyla, imanıyla bu ateşi çabucak söndürmesini bilmiştir.
Bu ülkede hiçbir zaman Kürt'ün Türk'e, Türk'ün Kürt'e ateş etmesi söz konusu bilemez. Bizi bağlayan, bizi birleyen asil ve asıl bağ iman bağıdır.
Kim ki, öfke ve kin seline kapılırsa, kim ki aziz hatırayı yıkarsa, kim ki fitnenin ateşini eline alırsa en başta kendisine zarar verir, kendisini yakar. Sonra da, bu ülkenin mânâ ve ruh birliğine kasteden düşmanları sevindirir.
125 yaşındaki Şırnaklı Nuri Öztunç neler demişti daha geçen hafta? "Barış olsun artık. Hepimiz Müslümanız. Artık kavga olmasın. Zamanında ağabey, kardeş gibi yaşıyorduk. O zamanlar düşmanlık yoktu. Türkiye'de artık Türk- Kürt kavgası olmasın, tek isteğim bu. En büyük duam bu, Müslümanlar kavga etmesin, günahtır. Antalya o zamanlar İtalyanların elindeydi, biz birlikte kazandık burayı."
Bizi bağlayan bu ruhtur.
Başbakan sinemacılardan, ses sanatçılarından, edebiyatçılardan açılım konusunda destek istedi, istiyor.
Ülkede millî birlik ve beraberlik konusunda hiç kimse herhalde farklı, aykırı bir görüşe sahip değildir.
Zaten milletimiz içinde bir ayrılık ve gayrılık hiç vaki olmadı.
Bütün fitnelere, fesatlara rağmen sağduyu her zaman üstün gelmiş, millî ve manevî değerlerimiz bizleri bütünleştirmiştir.
Ancak, birtakım siyasî hesaplar, çıkarlar, kamplaşmalar, ayrılıklar zaman zaman birliğimizi tehdit eder hale gelse de, basiret daima bizlere kılavuz olmuştur.
İçindeki kinle, öfkeyle taşkınlık yapanlar, bu ülkeyi değil, bu ülkenin düşmanlarını sevindirmektedir.
Lâdik'ten acı haber gelince gece boyu haber7.com sitesinden gelişmeleri takip ettim.
Maalesef henüz siyasetçilerin göremediği içten içe bir kaynama var.
Elbette bu hadise menfurdur, hiçbir vicdan sahibi kişi buna iyi oldu demez, diyemez.
Bu hadise, kanlı ve kirli güçlerin, fitne ateşini uyandırmak için, milletimizi bölmek için çırpınanların vahşetidir.
Siyasetçiler daha sağduyulu ve anlayışlı davranarak milletin vicdanını rahatlatacak, vicdanlarda sükûneti temin edecek açıklamalar yapmalıdır.
Siyaset müessesesi, devlet, hükûmet, iktidar bu ülkenin barışından, huzurundan, refahından sorumludur.
Teröre bulaşanları, terör için bu topraklarda dolaşanları, milletimize, devletimize, askerimize, polisimize kastedenleri bulmak ve etkisiz hale getirmek devletin görevidir.
Ergenekon'un bütün gizli, karanlık şifrelerini çözen devlet, aynı terör zihniyetin yan kollarının da bütün kirli, kanlı tezgâhlarını, şifrelerini çözmek, bulmak mecburiyetindedir.
Sitede bu haberle ilgili bir günde bine yakın yorum yazılmış.
Bütün halk oylamalarından, anketlerden, tahminlerden daha kesin ve daha keskin bir tablo var ortada.
Şehit cenazelerinin gelmemesi, anaların ağlamaması için açılım başlatanlar, Anadolu içlerinde, Karadeniz'de şehit cenazeleriyle karşılaştıkça durumun vahametini daha net görecektir.
Devlet bir an evvel, bu vatanın, ülkenin, devletin mânâ, ruh, toprak, tarih ve kader birliğine kasteden terör şebekelerini ortaya çıkarmak, milletimiz adına onlara hesap sormak mecburiyetindir.
Aksi halde teröre kurban edilen her şehit bu milletin yüreğini daha derinden dağlayacaktır.
Lâdik'te saldıranlar hainler, saldırılan ise bu ülkenin kaderidir.
Bu kader, hainlerin, teröristlerin, kirli ve kanlı emellerin elinde hiçbir zaman şekillenemez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



