Bu hafta Regaip Kandili ile başlayan mübarek üç aylara girdiğimiz günler adına sms kutuma gelen nice tebrik mesajlarından bir tanesini seçerek sizlerle paylaşmak istedim:
"Yorulduk... Maneviyatsızlıktan mecalsiz kaldı gönlümüz... Peşinden koştuğumuz dünya dert üstüne dert ekledi... Nefsimizin arzularının sonu gelmedi... Yorulduk. Karanlıkta kalan ruhlarımıza bir ışık gibi geldi Regaip Kandili ve üç mübarek ay... Bu aylarda aydınlanmış bir yüreğe ermek duasıyla..."
LONDRA KERMESİ
Geçen hafta sanat hayatımızda ilk kez katılma heyecanı ile gittiğimiz Londra Süleymaniye Festivali'nde dolu dolu tam üç gün yaşadık. Süleymaniye Kültür Merkezi'nin geleneksel olarak başlattığı bir haftalık bu kültürel etkinliğinin ikinci senesinde ekibimizin diğer elemanları vize alamadığından eksik kadro gittik ama geleneksel sahne ve el sanatlarımızın sergilendiği tarihi yağlı güreşlerimizin başta Ahmet Taşçı olmak üzere çim saha da yaşatılması özellikle orada doğup büyüyen kuşak için çok anlamlı idi.
Bana önce zor gelen ama daha sonra müteakip oyunlarda alıştığım Nasreddin Hoca temsilinin İngilizce olarak hem de has İngilizlerin karşısında icrası heyecan verdi. Bir de dikkatimi çeken diğer bir husus da Londra'da yaşayan Türklerin çoğunun Kıbrıs'tan gelme olmalarıydı. Hele Kıbrıs kökenli olan çocuklar ise biraz daha uzaktı kültürümüze. Malumunuz Kıbrıs'ta hâlâ uygulanan katı laiklik yorumu nedeniyle dini ve manevi derslerin noksanlığı dolaysıyla kültürel hassasiyetten mahrum bir kuşak yetişmekte. Bu arada en çok sevindirici bir gelişme ise misafirhanesinde kaldığımız Süleymaniye Camii'nin Vakıf idaresince yapılan ve bu sene öğrenime başlayacak olan adeta özel İmam Hatip konumundaki İngilterece onaylanmış Marathon okulu idi.
Kur'an ve Arapça yanında İslami derslerin yanı sıra fen dersleri ve üç yabancı dilin de öğretileceği okul bu sene 24 öğrenci ile start veriyor. Darısı Türkiye'nin başına.
GÖKBONCUK ANAOKULU
Geleneksel eğitimimizde eskiden üç dört yaşında iken mahalle mektebine başlayan çocuklarımız aile ve çevre yanında mektep terbiyesi ile daha minik yaşlarda belli bir kıvam kazanır ve daha sonra o toplumun bir nüvesi olarak hayırda ve yararda bütünleyici unsuru olurdu.
Batıda da bizden örnek alarak başlatılan Kindergarten adındaki bu uygulama daha çok kiliselere bağlı olarak halen 4 yaş mecburiyeti ile yıllardır sürdürülmekte. Ama ne yazık ki bizde Cumhuriyetle birlikte bu uygulama kaldırılarak 7 yaşında başlatılan zorunlu eğitim ve öğretime gecikmeli start verilmekte. Ancak son dönemlerde alabildiğine artan özel okullar yanı sıra bir o kadar da özel anaokulu ve çocuk yuvaları bu eksikliği tamamlama gayreti içersindeler.
Ancak işimiz gereği çocuk programları için zaman zaman görüştüğümüz bu okulların çoğunda pedagojik olarak o yaşlarda almaları gereken manevi eğitimleri ne yazık ki bizim ülkemizdeki anaokullarında acı bir ihmal yaşamakta. Bu konuda Avrupa'daki hassasiyet kiliselerde başlayıp kiliselerde biten okul öncesi eğitim tavizsizce sürmektedir.
Yüreğime su serpen olay ise geçen hafta yılsonu törenlerine katıldığım Başakşehir 4. Etap'ta hizmet veren iki gayretli ve uzman Kübra ve Tuba kardeşlerin Gökboncuk Anaokulu'ndaki miniklerin okulda kazandıkları becerileri anaokullarının ne denli işlev görebilecekleri idi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



