İnsana yapılan yatırımın, en kârlı yatırım olduğunu herkes biliyor. Ama üzülerek söyleyelim ki, milletimizin, yol haritasını yeniden belirleyecek şu genel seçim tartışmalarında, bu en önemli konuya gereken değer verilmiyor.
İnsana yatırım demek, millî-manevî ve ahlâkî değerlerimizin "yeni nesillere intikal ettirilmesi ve aşılanması demektir. Bu vazife yerine getirilmediği için, ülkemizde, misli görülmemiş bir suç patlaması olayı yaşanmaktadır.
Hele hele gözü kapalı olarak, Avrupa Birliği kriterlerini, biz yeni bir medeniyet getiriyoruz diye, noktasına virgülüne dokunmadan meclisimizden geçirmeyi bir marifet sayanlar yüzünden, idam cezası kaldırılmış, bir cinayet patlaması başlamış, zinanın suç sayılması bir medeniyet gereği zannedilmiş arkasından bir fuhuş patlamıs ortaya çıkmış, vahşi kapitalizmin faizci uygulamaları örnek alındığından, halkımız faiz aracılığıyla sömürülmeye başlanmıştır.
İnsana yatırım deyip geçmemek gerekir. İslâm'ın zuhurunda, karanlık bir cahiliye devri yaşayan Arap kavmi, kısa zamanda bir medeniyet timsali haline gelmiştir. Meselâ, bir Hazreti Ömer, o zamanki geleneğe göre küçük kızını toprağa gömerken, kızın; "Babacığım sakalına toprak kaçmasın", ikazına bile aldırmamıştır. Aynı Hazreti Ömer, İslâm'dan sonra bütün insanlık âleminin hayran kaldığı bir ahlâk, fazilet ve rahmü şefkat timsali haline gelmiştir.
Gelmiştir çünkü Peygamber Efendimiz Sahabe-i Kiramı ve Ashab-ı Süffeyi öylesine üstün haslet, ahlak ve meziyetlerle yetiştirmiştir ki, Peygamber Efendimizin dâr-ı bekâya irtihalinden sonra geçen 25 sene gibi kısa bir zamanda, Cebeli Tarık'tan, taa Endonezya'ya kadar uzanan geniş sahalarda bu eğitilen insanlar parlak bir medeniyet kurabilmişlerdir.
Her ne kadar gerekDiyanet İşleri Başkanlığımızın ve gerekse Millî Eğitim Bakanlığımızın kadroları, yeni nesillerimizin eğitiminde gereken çabayı göstermek istiyorlar ise de, bilhassa Eğitim Bakanlığı'nın çalışmaları, adı Eğitim Bakanlığı olduğu halde, gençlerinin manevi ve ahlaki eğitiminde yetersiz kalmakta, sadece öğretim yapmaktadır. Eğitimimiz gelişen ve değişen dünya şartları karşısında insanımızı asla tatmin etmemekte, gençlere ahlâkî formasyon kazandırılamamaktadır.
Silkinip kendimize gelmeliyiz. Öncelik taşımayan bazı hayali projelerle vakit kaybetmemeliyiz. Kendi gençliğine ulaşamayan, onu eğitemeyen siyasilerimiz, öncelikle gençliğe erişecek kanalların teessüsüne çalışmalıdırlar. Saadet Partisi'nin gayesi budur.
Bakınız istiklâl şairimiz, rahmetli MehmedAkif Ersoy bu konuda bizi nasıl uyarıyor:
Mefâhir kaynasın gitsin de vicdanlar kesilsin LAL...
Bu izmihlâli ahlâkî yürürken DURMAZ İSTİKLAL... diyor. Bu hayati uyarıyı asla unutmamalıyız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



