Bosna-Hersek'te, 1995 yılında imzalanan Dayton Anlaşması'yla başlayan, siyasi süreç henüz tamamlanamadı. Anlaşma ülkeyi, Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olarak ikiye ayırdı. Dayton'un içinde entiteler (özerk bölgeler) ve sanal sınırlar barındıran bir ülke haline getirdiği Bosna-Hersek'te, geçmiş ve geleceğe ilişkin, herkesin farklı tezleri var. Bu kadar çok tezin kaçınılmaz çakışmasının doğal neticesi ise, aynı çoğunlukta uzlaşmazlık.
Bosna-Hersek'teki entitelerin kararları veto etme yetkileri var. Entitelerden birinin, genellikle Bosnalı Sırpların çoğunlukla yaşadığı Sırp Cumhuriyeti'nin, vetosuyla tüm sistem kilitleniyor. Sırp Cumhuriyeti'nin sürekli veto kullanması nedeniyle, ülkenin gelişmesini sağlayacak, pek çok karar askıya alınmak zorunda kalıyor. Çünkü Dayton Anlaşması'nın sağladığı imkânları en üst seviyede suiistimal eden Bosnalı Sırplar, aslında Bosna-Hersek'in bütünleşerek gelişmesi değil, gerileyerek parçalanması için açık ve yoğun bir gayretin içerisindeler. Aslında bu yöndeki niyet ve gayretlerini de gizlemiyorlar. Bosnalı Sırplar, Bosna-Hersek sınırları içerisinde bir gelecek kurgulamadıklarını, nehrin öte yakasındaki Sırbistan'la birleşmek ve "Büyük Sırbistan" hayalini gerçekleştirmek adına ilk adım olan, Sırp Cumhuriyeti için bağımsızlık referandumu istediklerini açıkça söylemekten çekinmiyorlar.
Bu sebeple Boşnaklar ve Bosnalı Hırvatlar ne kadar güçlü ve gelişmiş bir devlet için mücadele ederse etsin, Bosnalı Sırplar daha güçlü bir entite arzusunda ısrar ettikçe, pek bir şansları bulunmuyor. Bosnalı Sırpların, 1995'ten bu yana iki yüz atmıştan fazla yasa ve kararı veto ettiği düşünüldüğünde sanırım durumun vahameti daha iyi anlaşılabilir.
Uluslararası toplum, ülkenin ve özellikle karar alma mekanizmalarının yeniden şekillendirilmesi için taraflara baskı yapıyor. Bosnalı Sırpların en kısa sürede kurtulmak istedikleri, ülkenin en yüksek otoritesi ve barış sürecinin gidişatını gözleyen, Yüksek Temsilcilik makamı da olmasa, ülkenin tüm yönetim kademelerinde tam bir keşmekeş yaşanacak. Ancak AB ve ABD'nin tarafları uzlaştırmak için 2009 yılı içerisinde başlattığı Butmir sürecinden ise hiçbir somut ve olumlu bir netice elde edilemedi.
Devlet mülklerinin paylaşımı
Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti arasında kalan Brcko tampon bölgesinin statüsünün belirlenmesi ve ordu mallarının bölüşülmesi ile birlikte Butmir sürecinin tıkanmasına sebep olan bir diğer mevzu, devlet mülklerinin envanterinin çıkarılması ve dağıtılmasıydı. Boşnaklar, Bosna-Hersek'in merkezileştirilmesini yani; devlet mülklerinin, merkezi yönetimin tasarrufuna bırakılmasını istiyorlar. Her ne kadar Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik, Mayıs 2009'da Dnevni Avaz gazetesine verdiği röportajda "kamu mallarının devletle tarafları arasında paylaşılmasıyla ilgili uzlaşma sağlamanın zamanının geldiğini" söylese de, aslında Bosnalı Sırplar, entitelerin devlet mallarının idaresinde tek söz sahibi olmasını ve sadece birkaç binanın devlet mülkü kabul edilmesini istiyorlar. Bir başka ifadeyle entite bölgelerindeki mülklerin entitelere bırakılmasını talep ediyorlar. Dolayısıyla diğer konularda olduğu gibi, devlet mülklerinin paylaşımı konusunda da bir neticeye ulaşılamıyor.
Boşnaklar, âdemi merkeziyet istiyor
Devlet mülklerinin envanterinin çıkarılmasının yıllardır tamamlamaması, 30 Eylül 2009'daki bitim tarihinden önce kamu mallarının envanterinden sorumlu grubunun çalışmalarını tamamlayamayacağının belli olduğu için, Bosna-Hersek Yüksek Temsilci Valentin Inzko'nun, 2009 yılının ikinci yarısında, harekete geçmesine sebep oldu. Inzko, yaptığı bir çağrıyla, Bosna-Hersek'li siyasetçileri, kamu mallarının envanterinden sorumlu çalışma grubunun işini yapması ve gerekli belgelerin toplaması yönünde çalışmasının sağlanma için daha fazla çaba sarf etmeye davet etti. Çağrısının dikkate alınmaması halinde, Yüksek Temsilciler Dairesi'nin envanter çalışmalarını kendisinin yürütmesi gibi, alternatif tedbirlerin uygulanacağı konusunda uyardı. Aslına bakarsanız, Bosnalı siyasiler, merkezi kurumların güçlendirilmesi ve daha verimli çalışmasını sağlayacak yeni bir anayasa paketi üzerinde uzun yıllardır görüşüyorlar. Hatta 2006 yılında bu yönde bir mutabakat sağlandı. Ancak üzerinde anlaşılan paket resmiyete geçirilemedi.
Boşnaklar, ülkenin Avrupa Birliği'ne tek bir çatı altında girmesi için iki taraflı yapının lağvedilmesi ve âdemi merkeziyetçi bir yapının oluşturulması yönünde yoğun bir çaba harcıyorlar. Genelde anlamda bu fikri destekleyen Bosnalı Hırvatlar ise, ülkenin etnik bölünmüşlüğünün devam etmesi halinde kendi entitelerine sahip olmaları gerektiği konusunda ısrar ediyorlar.
Bosnalı Sırplar ise, bırakın taraflarının lağvedilmesini, geniş özerkliğin sınırlarının daraltılması yönünde atılacak her türlü adıma dahi uzlaşmaz bir şekilde karşı çıkıyorlar. Sırp Cumhuriyeti Başbakanı Milorad Dodik, 2006 yılından bu yana sürekli olarak bağımsızlık referandumu düzenlemek, daha yakın dönemde de tarafının federal kurumlarla olan işbirliğine son vermekle tehdit ediyor. Bu sebeple Yüksek Temsilci Inzko'nun yaklaşık bir haftalık bekleyişi sonuçsuz kaldı. Çağrısına yanıt alamayan Inzoko, Yüksek Temsilciler Dairesi'nin, kamu mallarının envanterini çıkarma sürecini 12 Ağustos 2009 tarihinde başlattı. Yüksek Temsilciler Dairesi'nin kapatılması ve AB Özel Temsilciler Dairesi'ne dönüştürülmesi için gerekli beş şartın ilki olan kamu mallarının gelecekteki taksiminde, tapu ve kadastro dairelerinden gelen bilgiler esas alındı.
Yüksek Temsilci Valentin Inzko, başkanı olduğu Yüksek Temsilciler Dairesi tarafından derlenen kamu malları envanterini 22 Aralık 2009'da Başbakan Nikola Spiric'e teslim etti. Spiric de buna karşılık, siyasi liderler arasında kamu malları konusunda anlaşma sağlanmasının önemini vurguladı. Yüksek Temsilcilik ve Başbakan'ın çağrılarına tek olumsuz tepki, beklediği gibi, yine Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik'ten geldi. Kamu envanterini siyasileştirip kamu mallarının özelleştirilmesi, nehirler, ormanlar, karayolları gibi kamu malları gibi çoktan müzakereleri tamamlanmış meseleleri yeniden gündeme getirerek konunun sonlandırılmasını engelleyen açıklamalar yaptı.
Osmanlı'dan günümüze
"Kurt dumanlı havayı sever" sözünün ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha doğrulayan Dodik, 26 Aralık 2009 günü yaptığı açıklamada, "Bosnalı Sırp makamlarının kamu malları envanterini Ocak 2010'da inceleyeceklerini" belirterek, "Sırp Cumhuriyeti'nin kamu mallarından vazgeçmeyeceğini" bir kez daha ifade etti. 2009 yılının sonlarında merkezi Belgrat'ta bulunan B92 televizyonuna verdiği bir demeçte "Anayasa değişiklikleri bizi ilgilendirmiyor" diyerek açık niyetlerini bir kez daha deklare etmişti. Ancak Bosnalı Sırp lider Dodik'in unuttuğu bir husus var ki, tarihin gerçekleri dikkate alındığında, Bosna-Hersek dağılması mümkün olmayan bir alternatiftir. Osmanlı'dan Avusturya-Macaristan'a, Yugoslavya'dan bugünkü Bosna-Hersek'e kadar geçen tarihi süreçte Bosna-Hersek haritalarını üst üste koyduğunuzda Boşnakların hep bu sınırlar içerisinde var oldukları görülebilir. İnşallah bundan sonra da bu sınırlar değişmeden muhafaza edilecektir. Bosnalı Hırvatlar gibi, Bosnalı Sırpların da geleceği Bosna-Hersek'e uyum sağlayarak yaşamalarıdır. Elbette bunun için öncelikle Boşnak siyasetçilerin, Avrupa'dan yardım beklemeyi bırakıp kendi göbeklerini kendilerinin kesmeleri; emin ve net adımlar atmaları gerekiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



