İstanbul’daki “inanca saygı ve zalimlere lanet” mitinginin yapılacağı gün yazdığımız yazıda, “bu miting sadece çirkin karikatürlerin protesto edileceği bir miting değil aynı zamanda Müslümanlar üzerindeki küresel kuşatmanın yarılacağı bir başlangıç noktası olacaktır” demiştik.
Gerçekten de öyle oldu… Çağlayan Meydanı’nda cumhuriyet tarihinin en büyük mitingi yapıldı. Miting meydanındaki milletimizin vakurlu, kararlı, azimli ve heybetli tavrı, Batı’nın haçlı zihniyetine verilen en güzel cevap idi…
Miting meydanını dolduran 1 milyonu aşkın kişinin yanı sıra, milyonlarca kişi de TV5 ekranlarından bu muhteşem atmosfere ortak oldu. TV5’de canlı yayın başlar başlamaz, hem televizyonun telefonları yoğunluktan adeta kilitlendi, hem de mail adreslerimize yağmur gibi mesaj yağmaya başladı. Almanya’dan, Makedonya’ya, Kanada’dan Van’a, Antalya’ya, Diyarbakır’a kadar dünyanın ve yurdun dört bir yanından insanlar, “keşke şimdi biz de bu muhteşem tablonun içinde yer alabilseydik” şeklinde duygularını ifade ettiler, Çağlayan Meydanı’ndaki tarihi buluşmanın önemine dikkat çektiler.
İnanca saygı zalimlere lanet mitinginde ideoloji, siyaset, çıkar çatışması ya da kişisel bir talep yoktu.
Milyonu aşan sayıda insan; inancına sahip çıkmak, Batı’nın haçlı zihniyetine prim vermemek ve Müslümanların peygamberine saldırmanın kimsenin haddi olmadığını göstermek için oradaydı…
Ümmet bilinci içinde hareket edildi ve insanları birbirine bağlayan en sıkı bağın inanç bağı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Çağlayan Mitingi, inanç bağının gücünü çok açık bir biçimde ortaya koymakla kalmadı, hepimize huzurun, saadetin ve mutluluğun da adresini gösterdi aynı zamanda…
Bir olacağız, birlik olacağız, güçlü olacağız; inancımıza, kutsalımıza, dinimize, insanımıza ve ülkemize sahip çıkacağız.
Çağlayan Meydanı’ndaki tarihi miting, milletin gücünü, neler yapabileceğini, isterse tüm dünyayı sallayabileceğini de gösterdi.
Dünyanın gözü de bu mitingdeydi; uluslararası televizyon kanallarının çoğu Çağlayan Meydanı’ndaki muhteşem mitinge haber bültenlerinde yer ayırdı, hatta ünlü El Cezire televizyonu TV5’in canlı yayınından aldığı görüntüleri tüm dünyaya ulaştırdı.
Dünya medyasının gözü Çağlayan’daydı ama ne yazık ki Türk medyasının büyük bir kısmı İstanbul’dan dünyaya verilen mesajı görmezden gelmeyi tercih etti. “Bu medya kimin medyası?” sorusu böylece bir kez daha gündeme geldi.
“İnanca saygı, zalimlere lanet” mitinginde verilen kararlı mesaj, aynı zamanda İslam’a yönelik küresel saldırı kampanyasının bundan sonra hiç de öyle kolay ilerleyemeyeceğinin göstergesidir.
İslam dünyasının günlerdir gösterdiği tepkiler, İstanbul mitingiyle artık doruğa ulaşmıştır. Türkiye, İslam dünyasının küresel saldırganlığa direnme konusunda liderliğini üstlenmiştir.
Milletimiz, Çağlayan Meydanı’nda küresel kuşatmaya karşı tavrını koymuş, çirkin saldırılara, alçakça iftiralara boyun eğmeyeceğini göstermiştir.
Şimdi sıra bu ülkeyi yönetenlerdedir… Onlar da bu milletin küresel saldırganlığa direnme kararının yanında yer almalı, haçlı zihniyetine teslim olmamalıdır…
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
İstanbul’daki tarihi protesto mitingi, haçlı zihniyetine verilmiş en büyük ihtardır.
İnananlar güçlerini göstermiş, küresel provokasyona karşı yakıp yıkmadan medeni bir şekilde tepkilerini ortaya koymuşlardır.
Batılı ülkeler de bu mesajı almalı, yaptıkları yanlıştan bir an önce dönmelidir… “Medeniyetler Çatışmasını” körükleyenlerin, bu ateşin kendilerini de yakacağını bilmeleri gerekir…


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



