"Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktır."Bakara-270
Bayramda kurban dağıtımı vesilesi ile İHH adına bulunduğumuz Polonya müslümanlarına dair yaşadıklarımızı sizlerle paylaşmaya bu hafta da devam ediyoruz.
POLONYADA ÇEÇEN MÜLTECİLER
Bayramın ikinci günü sabahı ilk işimiz, Tatar kökenli Müftü Miskievicz Efendi ve eşinin de iştiraki ile birlikte kurban etlerini alıp Bialystok Budowlani Çeçen kampına gitmek oldu. Savaş mağduru ailelerin dul ve yetimlerin barındığı büyük kampta öncelikle çocuklara dağıttığımız renkli İHH balonlarına bu kadar sevineceklerini bilseydim şahsen daha çok balon getirirdim. Güzel renkli gözleriyle ışıl ışıl sevgi dolu bakışlı çocukların resimlerini hemen fotograf makinemle çekiverdim.
YENİ VATAN LEHİSTAN
Yaklaşık on yıldır bu kampta kalan mülteci çocukların hele ki burada doğmuş olanları için kendi vatanları Çeçenistan'dan çok eski adıyla Lehistan onlara ikinci vatandı artık. Mechul gelecekleri için yarına hazırlanmak zorundaydılar. Çoğunluğu kadın ve çocukların yaşadığı kamp Polonya'nın kontrolünde olup günlük ihtiyaçlarının BM ve Polonya devleti tarafından görüldüğünü öğrenmiş olduk. Kişi başına aylık 10 dolar harçlık veriliyormuş. Bu miktarla ne üstbaş almaya ne de okula giden çocukların kitap kırtasiye ihtiyaçları karşılanabilmekte.
TATAR ÇEÇEN KARDEŞLİĞİ
Dikkatimizi çeken bir husus da Tatar Müslümanların Çeçen kardeşlerine ilgi ve alakası çok sıcak ve yakın olması idi... Allah'tan buradaki iltica şartları Türkiye'ye nisbeten daha iyi. Çünkü en azından Polonya hükumeti kampta kalanlara bir kimlik verdikleri için okula gitme ve hastanede tedavi görme şansları var. Türkiye'de o da yok. Kampa girerken onların konuştukları dili yani ne Çeçenceyi ne de Polonyacayı bilmediğimizden ortak sloganımız olan 'Selam Aleyküm' ve 'Bayram Mübarek' sözleriyle tokalaşıp selamlaşıyoruz. Daha sonra onların da yardımıyla sıraya giren herkese adil bir şekilde eldeki tartı aleti ile İHH poşetlerine ya da kendi getirdikleri kaplara kurban eti dağıtımına geçiyoruz.
SOKOTKA MÜSLÜMAN CEMİYETİ
Mevsim itibarı ile soğuk havada bir de günün erken karararak akşam namazı saat 4 gibi girerken merkez ofise bir saat mesafede olan bir başka cemiyete Sokotka'ya gidiyoruz. Bizim arkamızdan da et paketlerinin yüklü olduğu kamyon geliyor. Menzile vardığımızda 85 yaşlarındaki İmam Ali Efendi ve cemaati o soğukta dışarda bizi beklemekte olduklarını görüyoruz. Hızla dağıtıma geçiyoruz. Bir yandan da kulaklarında o ulvi ahenk özellikle gençlerin kulaklarında kalması için bayram namazlarında getirdiğimiz Mustafa Itri Efendi'nin segah tekbirini getiririyoruz. Bir yandan da yaşadığımız kareleri fotoğraflayıp arşivimize atıyoruz. Özellikle annesi sırada kurban eti beklerken bir yandan biz de minik kız Amine ile ahşap salıncakta sallanıp vücut diliyle anlaşmaya çalışıyoruz. Tabii, önce kendisine verdiğimiz İHH balonu ile ilk muhabbetimiz bağını kurarak...
KURBAN YEMEĞİ
Kurbanın ikinci günü akşamı Müftü Tomasz Efendinin kayınvalidesi bizi akşam yemeğine konuk etti. Kurban eti, patates haşlaması, şalgam çorbası. Karşılıklı yemek kültürlerimizden bahsederken farklılıklar olsa da damak tadımızda ortak noktalar yine de çoğunluktaydı. Bu arada aklıma gelmişken, yüzyıllardır ihmal ettiğimiz buradaki kardeşlerimiz annelerimiz, teyzelerimiz kimbilir bizde yaşanan ne tür 28 şubat badirelerinden geçmişler ki hiçbirinde başörtüsü görüntüsüne raslanmıyordu.
BİALİSTOKA VEDA
Öğleye doğru otelimizi terk ederek 'check out' yapıp ayrıldıktan sonra vedalaşmak ve de helallaşmak üzere İslam Merkezine geçtik. Buluşmamızdaki sevinç kadar veda etmemiz de aynı yoğunlukta hüzünlü idi.
Polonya'da Katolikliğin en koyu olarak yaşandığı bu ülkede müslüman olarak kültürel ve dini hayatı korumak hayli güç. Ayrıca İslam ülkeleri ile de uzun yıllardır herhangi sosyal, kültürel irtibat da olamaması özellikle gelen kuşakları da olumsuz etkilemekte. Bu sene ikincisi yapılan Kurban Bayramı buluşmasında Polonyalı Tatar müslümanlara Türkiye'den götürdüğümüz bayram selamı ile yaşanan sayılı da olsa o sevinç günleri farklı bir mutluluk atmosferi yaşatmıştı o diyarda. Değil mi ikincisi gerçekleşmişti bu buluşmaların devamı gelecek demekti...
NELER YAPMALI
600 yıldır Polonya da giderek kültürel kimliklerini yitirmekte olan Tatar müslümanlarını ayakta tutabilecek tek güç dini manevi değerleri olduğundan evvelemirde ivedilikle yapılması gereken şey genç kuşaklara örgün ve yaygın eğitim kurumlarıyla dinlerini öğretmek olacaktır. Dini bayram günlerini vesile bilerek diğer ülkelerdeki kardeşleriyle buluşmalarını sağlayıp yalnız olmadıklarını hissettirebilmek. Bu manada Ramazan ve Kurban günlerinde sevinçlerini paylaşmak üzere STK'larca yapılacak organizasyonlarda buluşmak. Buradaki kurban yardım programı süresince birlikte olduğumuz Mazlumder genel başkanı ve İHH mütevelli üyesi Faruk Ünsal'ın teklifi ise, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Polonya'da da Diyanet İşleri başkanlığımızın din hizmetleri binası açarak herkesi kucaklayan bir çalışmada bulunması şeklinde idi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



