Bekledim... Bakalım şu son günlerde canım ülkem, kurban bayramında ne gibi tartışmalara sahne olacak diye! Ama hayır, bir aksilik(!) var ve bu satırlar yazılırken henüz herhangi bir tartışmaya girmedik.
Çok şükür, demek Türkiye normalleşiyor!
Ama bazı televizyon kanallarında kendini "sanatçı" zanneden birkaç güruh, hâlâ Kurban Bayramı'nı "vahşet bayramı" olarak algılıyor. Yılların sanatçısı olduğunu zanneden ve hayatı çalkantılarla geçen bir kadın sanatçı(!) "Kurban Bayramı"nın ne anlama geldiğini anlamamış, sanki bu ülkede hiç yaşamamış gibi kendince hükümler çıkarıyor ve "Kurban kesmek yerine kasaptan et almayı tercih ederim" diyerek saçmalıyor.
Ama onu da zaten yapmıyormuş, çünkü "vejeteryen"miş. Kendi tercihidir. Ancak iş "hükümlere" gelince bize orada "dur bakalım" demek düşer.
***
Vejeteryan beslenmenin bazı hastalar için avantajı olduğu kadar, et tüketmeyen insanlarda da bir takım rahatsızlıklar meydana getirdiği gerçeğini görmemek akılsızlıktır. Zira vejeteryanlarda demir eksikliği ihtimali çok yüksek... Protein kalitesi düşüktür. Sağlıklı bir bireyin protein ihtiyacını en iyi şekilde et karşılar.
Ama bu ülkenin gerçeklerinden uzak "monşer"ler vejeteryen olmasa bile "küçükken kesilen hayvanlara üzüntülerinden dolayı" illa bu bayrama muhalefet etme ihtiyacı hissediyor.
***
"Masum hayvanların kesilmesine dayanamıyorum" diyenlere "haltetmişsin" demek, yerinde olur sanırım.
Dinimizin hangi emrettiği hükümler var ki "yanlış" çıksın?
Sevdiği bir hayvanın can verdiğini gören bir insanın etkilenmiş olması muhtemeldir, münferittir. Ancak normal bir insanın özellikle asırlardır yapılagelen Kurban Bayramı'nda dökülen kanlardan milyonlarca insanın etkilenmesi gerekmiyor mu?
Modern toplumların dayattığı vahşet karşısında Kurban kesmenin ne kadar faziletli olduğunu görmek için "uzman" olmaya gerek yok.
Yeni yetişen nesillerin "ölüm olgusu"nu bilmesi ve tanıması için Kurban bayramı bir fırsattır!
Nasıl mı?
Bu hayatın tek gerçeği ölüm olgusudur. Bir insanın küçüklüğünden beri ölüm denen o gerçeğe aşina olabilmesi ve o süreci iyi anlaması için kurban bayramları ciddi biçimde katkıda bulunur. Öyle sanıldığı gibi "travmatik" bir olay değil, tam tersi küçük bir çocuğun o hayvanı izlediğindeki ölüm gerçeğini çok yakından yaşayarak görmesi, ondaki kurban bilgisini bir bütün olarak algılamasını sağlar.
Daha sonra o hayvancağızın cennete gittiği fikri ondaki ahiret gerçeği duygusunu da geliştirir. Hele de o kesilen etin konu komşuya verilmesi... Sosyal dayanışmayı tetiklediği gerçeği ile büsbütün bir ibadet olduğu fikrini pekiştirir.
***
Şimdiki çocuklar televizyonda izlediği ölüm gerçeğini çok iyi kavrayamaz. İnternette oynadığı ve tek parmakla öldürdüğü sanal insanlarla da ölümü hissetmesi asla mümkün değildir. Ama kurban bayramında hem ölüm gerçeğini görür, hem de içindeki o şiddet duygusunu bu şekilde bastırabilir. O insanın etle teması olmadığı müddetçe bu gerçeği öğrenmesi asla mümkün olamaz.
Bu yüzden, kurban travmatik bir olay değil... Zira kurban ibadettir. Ayet-i kerimede dediği gibi "Yakınlaşma"dır. Bu eylemi ibadet haline getiren Allah bilincidir.
***
Gelelim "toplumsal şiddet" konusuna.
Bizim hem dinimizde hem de geleneklerimizde "kurban" önemli bir ibadet... Ama kurban kesmeyen toplumlara baktığınızda orada "medeniyet" olduğunu söylemek mümkün mü? Vahşetin, sapıklığın alabildiğine yaşandığı medeni (!) toplumlara bakın, birbirini doğrayan ve kan döken güruh göreceksiniz.
Çok basit bir örnek: İspanya'da kurban adeti yok. Ama her yıl yaşanan "boğa güreşleri"ne demeli? Yüzlerce insan öldürülen masum hayvandan vahşice zevk alarak adeta kanlı bir ayin gerçekleştiriyor. Gerçi boğa güreşleri kaldırıldı. Ancak yine de kanlı gelenek orada halen devam ediyor.
Çok "centlimen" ve "soğukkanlılığı" ile ünlü İngiliz halkının her futbol maçında döktüğü kana ne demeli? "Holiganizm" şiddetin önemli bir göstergesidir. Orada insanlar birbirinin kanını döküyor! Niye? İçindeki vahşi duyguları bu şekilde dışa vuruyorlar, ondan.
***
Kurban bayramlarını sadece dana peşinde koşturan acemi kasapların beceriksizliğine indirgemek, insafsızlığın ötesinde haksızlıktır.
Kurban bir "eylem bütünü"dür. Bilinçli kesimin nasıl olması gerektiği konusunda yeterli bilgiler zaten mevcut. Mesela, kurban edilecek hayvana mümkün olduğu kadar eziyet etmemek, onu incitmemek ve yere yatırıldığında dualar okunması ona verilen değeri gösterir. Zaten onu diğerlerinden ayıran en önemli özellik, o hayvancağızın "kurban"lık et olması... Zira kasaptan et almak gibi ucuz bir et parçası değil, tam tersi kişiyi cennette götürecek bir vasıtaya dönüşüyor.
***
Toparlayacak olursak:
Şiddetin insanın fıtratında olduğu gerçeği Kurban Bayramı'nda azalır. Bizzat kestiği hayvanın başında bekleyerek, hem kan hem de etle temas haline geçerek, fıtratındaki şiddeti aza indirir. Sosyal dayanışmayla toplumsal dayanışmayı tetikler, insani rabıtalar zirveye ulaşır.
Bizzat kurban kesmese de içselleştirerek o psikolojiyi içinde yaşayarak mutlu olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



