"Onların (yani kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır, fakat O'na (Allah'a) sadece sizin takvanız (samimiyetiniz) ulaşır." (Hac, 37)
Kurban'da Polonyadayız
Son yıllarda sivil toplum kuruluşlarımızın gerek Ramazan ve gerekse Kurban Bayramı vesilesi ile yurtdışındaki müslümanlarla buluşmaları giderek artmakta. Bu sene bendeniz de ilk kez böyle bir çalışmaya İHH adına Polonya'ya giderek katılmış olacağım. Aslında kurban sadece bir vesile. Maksat ise uzak yakın demeden oralardaki kardeşlerimizin sosyal, dini, kültürel, ekonomik durumlarını gözlemleyip ne tür ihtiyaç ve eksiklikleri var olduğunu tesbit edip, buradaki gönüllü bağışçıların destekleriyle oluşturulan fonlarla yapılan projeleri hayata geçirmek. Batı Avrupa ülkelerinin çoğuna son onbeş yıldır her sene kültürel ve sanatsal ziyaretler yapmaktayım. Ama ilk kez bu mahiyette bir maksat için bir Batı Avrupa ülkesine gideceğimden bir önhazırlık yaptım. Polonya'da kimlerle buluşacaktım? Ne kadar müslüman var? Neler yapmaktalar? Bir de baktım ki bunlar neredeyse anne tarafımdan akrabalar çıkacaktı! Evet, çoğu başkent Varşova'nın doğusunda Tukoçin bölgesinde Bialystok şehrinde yaşayan ve nüfusları 5.000'i aşkın Tatar Müslümanlarıydı. Annem de Kırım Tatar göçmenlerinden olduğuna göre anlaşmamız biraz daha kolay olacaktır inşallah. Ayrıca yine bu bölgedeki Çeçen mültecilerini de ziyaret edeceğiz kısmetse. Nasipse önümüzdeki hafta yazımda ayrıntları sizlerle paylaşırım. Şimdiden sizlerin Kurban Bayramınızı kutlar, kurbanlarınızın makbul olmasını dilerim.
Karayolu Haccımız
Lebbeyk, Allahümme lebbyek. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. Kapına geldik Allahım. Rabbimin mübarek kıldığı beytullahını ziyaretimi, ilk haccımı 1990 yılında üstelik o zamanki şartlarda karayolu ile yapmıştık. Anacığım, eşim ve ben demode bir otobüsün hem de en arka koltuklarında Habur sınır kapısından çıkış yaparak 7 gün gidiş ve 6 gün geliş ile meşakketli ama bir o kadar da manevi haz alarak eda ettiğimiz Hac vazifemiz oldu. Döndükten kısa bir süre sonra da İran-ırak savaşı başladı ve yıllarca süren bir kardeş kanı harbi devam etti. O seneden sonra da karayolu ile gidiş kapanmış oldu. Ecdadımız da eskidenberi söyelenegelen 6 ay süren hac seyahatlerini boşuna anlatıp durmazlarmış. Üsküdar Harem'den başlayan Harem-i şerif yolculukları Osmanlının hürmette kusur etmediği o kutsal beldelere duyduğu hissiyatı düzenledikleri Sürre alayları ile gönderdikleri nice hediyelerle ne denli değer verdiklerini hep ispat etmişlerdir.
Dua vakti
Çaresizlik,Allah'tan gelen en güzel bir işarettir.Dua vaktinin geldiğini gösterir. Kulluğunu hatırlatır. Kulların rabbiyle buluşma vakti gelmiştir. Süzülüyorsa gözünden yaşlar, ahlar içindeyse yüreğin, hüzünlüyse güzel yüzün; Rabbin seni özlemişsesini duymak istemiştir. Çare tükenmez.... (Yazıyı gönderen: Karamürsel'den Fazlı Biçer)
Mahmut Toptaş'a tam destek
"Teröre destek veren İsrail'in Heronlarına ve diğer silahlara yatırılan paraların binde biri Medrese eğitimine ayırılsaydı ve oradan mezun olan çocuklar, diploma aranmadan Diyanet'in yapacağı ciddi bir imtihanla müezzin, imam, vaiz ve müftü olarak yine kendi bölgelerine atansalar ve her görevlinin okuttuğu öğrenci sayısına göre ek ücret verilseydi dağa çıkacak adam bulunamazdı."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



