İlk kez kurban kesmek üzere yurtdışına bu sene çıktım desem doğru olmaz. Çünkü ilk haccımı edaya 1990'da gittiğimde orada her hacı gibi biz de vacip olan kurbanımızı kesmiştik. O zaman şöyle diyelim: Kurban bağışçılarının İHH aracıyla verdikleri emanetlerini sahiplerine teslim etmek üzere eski adıyla Lehistan olan Polonya'ya vasıl olduk. İlk kez bindiğim Lot Havayolları Polonya'nın şirketi. İkram diye verdikleri sandoviçten helaliyet için korktuğumdan hostese her dilde ortak kelime olan 'veceteryen' kelimesini kullanarak savunmaya geçtim. O da 'çiyz end çikın' teleaffuzuyla bize salatalı sandoviç verdi. Ah nerede Türk Havayolları'nın o Anadolu mutfağının zengin ikramı derim her ne zaman onun dışında seyahat etsem (Bu arada sahibi Türkiyeli olmasına rağmen suyu bile yolcusuna para ile satan Pegasus havayollarına buradan selam ediyorum). Neyse biz yine konumuza dönelim. Bu arada Ankara'dan aktarmalı olarak bize dört günlük yoldaşım olacak Mazlumder genel başkanı, eski Adıyaman milletvekili Ahmet Faruk Ünsal idi.
HUTBENİN LEHÇESİ
Sabah namazını otel odamızda yerel saatle 5:30 da eda ettikten sonra otelde verilen kahvaltımızı hassasiyetlerimize dikkat ederek peynir, meyve gibi daha çok vejeteryen tercihlerle hallettikten sonra saat 09:00'da Cristal adlı otelimizden hareketle Bialistok Piastowska merkez camiine bayram namazını eda etmek üzere ulaştık. Müstakil bir bahçe içersindeki ahşap ağırlıklı iki katlı müştemilattan oluşmak üzere alt katı mescit olarak kullanılan Polonya Müftüsü Ahmet Tomasz Miskevicz'in makamının bulunduğu binaya vardığımızda cemaat yerlerini almaya başlamıştı. Türkiye'den farklı olarak tüm hanımların kendilerine ayrılan yerde bayram namazına iştirak etmeleri idi. Bir de bayram hutbesini tüm hanımların ayakta dinliyor olmaları da buraya ait bir adetmiş. Hatta daha sonra bunun fıkhi bir gereği olmadığına göre zaten ömürleri ayakta çalışmakta geçen hanımların bu geleneğinin müftü efendinin kaldırmasını söyledim. Ama onlar hürmeten bunu sürdürürler dedi. Dolaysıyla çoluk çocuk herkes o gün camideydi. Cemaatin tamamı imam ve müftü Efendi de dahil olmak üzere Tatar kökenli idi. Ancak bir kaç Çeçen mülteci de temsilen bir saatlik mesafedeki kamplarından gelmişlerdi. Hutbeyi Sudan ve Medine'de öğrenim görmüş Müftü Tomasz Miskievicz; namazı da caminin 101 yaşına ulaşmış ama hala dinç imamı Mustafa Efendi kıldırdı. Hutbe Polonyaca okundu.
KÜLTÜR DİLLE YAŞAR
Tatarların Polonya'daki varlıkları 600 seneye kadar uzar. Dolaysıyla bu toprakların asli unsuru sayılırlar. Ama ne yazık ki en önemli kültür unsuru olan dillerini evde, kendi aralarında bile konuşmayarak kaybetmişler. Ülke çapında 5.000 civarındaki Tatarların çoğu Bialystok olmak üzere üç dört şehire dağılmışlar. Tiplerine baktığınızda kılık kıyafetleri ile günümüz Polonyalı görüntüsü vermekteler. Etnik yapı itibarı ile zahiren Tatar tipi olan yüzlerindeki dışaçıkık elmacık kemikleri ve çekik gözleri ile hemen farkedilmekteler. Ayırıcı bir kıyafet farkı yok. Sakal bir yana bıyıklı bir Tatar bile göremedik. Baskın yabancı kültürün ezdiği dönemden başka Komünist yönetimin de yoksaydığı islam kültürüne ait kendilerinde varlığını sürdükleri hususlar ise Bayram namazları, Cuma namazları ve bir ay oruç tutup teravih kıldıkları Ramazan ayı. Ne zamandan beri uygulandığını öğrenemediğim bir husus da biri Polonyaca biri de islami olmak üzere iki isim taşımaları idi. Mesela müftü efendinin adı Ahmet Tomasz idi. Eşi ise Barbara Amine...
POLONYA MÜFTÜSÜ
Tüm Polonya müslümanlarını temsil eden Müftü Tomasz Miskievicz Efendinin islami eğitim macerası da hayli ilginç. Genç yaşta Bosna, Suriye, Sudan ve nihayet Medine'de 4 sene süren tahsil birikimi ile şimdi Polonya hükumetinin tanıdığı Polonya müftüsü olarak tüm müslümanlara hizmet etmekte. Türkiye başta olmak üzere diğer İslâm ülkelerinden gelen on bine yaklaşan Polonya çapındaki müslümanların çeşitli dernek ve camileri var. Bizim tanıştığımız başkent Varşova Fatih Camii görevlisi Cemal Efe iki yıldır Süleyman Tunahan Hocaefendinin cemaatine mensup olarak çocuk okutmakta camide. Aynı zamanda Konya Selçuk Üniversitesi İşletme mezunu olan Cemal hoca Varşova'da bir gece turu attırarak özellikle tarihi kararların alındığı dev kültür binası ve eski şehri görmüş olduk.
HELAL KESİM
Kurban bayramının birinci günü namazı müteakip kurbanları kesmek üzere Tykocin kesimhanesine gittik. İHH bağışçıları adına satın aldığımız 10 adet boğanın kesimine tanıklık ettik. Sırasıyla ahırdan çıkarılan hayvanlar hiç eziyet çektirilmeden geçtikleri mekanizmadan çıkarılan boyunlarını bir kafese sokup usta kasabın son derece keskin bıçağı ile bir anda boğazlamakta. Bu arada çevredekilerle getirdiğimiz tekbirlerle kesime eşlik etmekteyiz. Son derece düzenli ve hijyen şartlardaki bu kesimhaneye Türkiye ve Avrupa'dan gelip helal kesim yapıp ithalatla uğraşan et şirketleri sahipleri ile selamlaşıp bayramlaştık.
Burada kesilen etler ayrıştırılıp kutulara konarak dağıtıma hazır hale getiriliyor.
TATAR BÖREĞİ
Bayram akşamı müftülük ofisinde verilen yemekte kurban eti yemesek de Polonya ekonomisinin ana unsuru tarım ve hayvancılık olduğundan besinler de süt ürünü ağırlıklı idi. Ama en lezzetli olanı ise içersindeki etin lezzet kattığı meşhur tatar böreği idi. Tabii bu arada gurbette öğrencilik yıllarından kalan mutfak ustalığında iyi olan müftü beyin kendi elleriyle demlediği Türk çayı da akşamın ikramı oldu. Ancak akşama doğru içilen demli çayın bendeki yantesiri ise sabah namazına kadar uyuyamamak şeklinde yansıması idi.
Not: Kurbanda Polonya maceramız haftaya ilginç bölümleriyle devam eder inş.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



