Nedir ki teslimiyet kendine mahsus kategoriler içersinde kıyamete kadar huşu ile tatbik edilecek bir şekilde uygulanması neticesinde hep anılacak olan bir sistemin bütününü ihtiva eder. İsmail gibi teslim olmak şahikaların şahikasıdır. Mademki bu istek âlemlerin Rabbindendir buyur boynum diyen bir teslimiyet. Hiç itirazı olmayan, hiç kalbinde tereddüde meydan verecek bir şüphe taşımayan bir teslimiyet. Bu mübarek bir itaatin remzidir. Ateşlerden korunmuş bir Peygamberin, adı İbrahim olan ve İbrahim'i bir duruşu bize kadar intikal ettirmiş olan atamızın rızai bariyi gönülden arzu eden bir emrin uygulayıcısı olarak da vardır hep hayatımızda. İmanımızın rükünlerini ihtiva eden düşünce bütünlüğü içinde kendini başa aldıran bir söylemdir. Şirkten uzak durmaktır. Putlardan, sahte ilahlardan yüz çevirip gerçek ilahın, yani o tek yaratıcı olan Allah'ın kalbine, zihnine, gönlüne saldığı ışıklarla hakikatin ritimlerini yeryüzünde terennüm ederek dolaşmak. İnsanı uyarmak ve söylemektir insanlara. Rabbim, kalbim mutmain olsun nidasıyla kalbinin mutmain oluş hali. Sevgili oğlu İsmail'in teslimiyeti ise yerlere göklere sevinç kaynağıdır. Şeytanın iğvasını bertaraf etmek için atılan taşlar ve taşlanan, kovulan şeytan. Yarabbi bu teslimiyet ne kadar güzel bir teslimiyettir.
Şimdi bu günün dünyasında bu ulvi teslim oluşun bize intikali ile Hac ve Kurban eylemi ile kendimizi bir nebze olsun arındırmaya bakıyoruz. Kirlerimizden, kötülüklerimizden, fena hallerimizden yakamızı kurtarmaya çabalıyoruz. Şeytanın fitne ve fesadından aklımızı fikrimizi kurtarmaya bakıyoruz. Böylece aklımızı ve fikrimizi tazeliyor ve Rabbimizden af diliyoruz. Af diliyoruz ki bu gaddar insanların yaşadığı çağımızda bize bir kardeşlik şuuru ihsan buyursun, bize Müslümanlar arası dayanışma isteği ve kuvveti ve de korkusuzluğunu bağışlasın. Bizi bize bırakmasın ki dünyamızı da helake sürükleyip şaşırmayalım. Varsa bir kırık tarafımız, varsa bir fena yanımız onları onarıma tabi tutalım da insanlığımızın bir kıymeti harbiyesi bulunsun. Yoksa neye yararız ki dolaştığımız bu yeryüzünde.
Kurban insana teslimiyeti getiren inanç sistemi... İnsanın hayatındaki ibretler levhasının en başındaki asli uyarıcı. Allah'ın rızasını kazanmak için edilen gayretin müsebbibi. O var ki bir ümit ışığı olarak çıkıyor önümüze. Bize müjde veriyor ki aklımızı başımıza devşirelim de yolumuzu şaşmayalım. Ayaklarımız yalpalamasın, yönümüz yitip gitmesin. Kendimize çeki düzen verelim ki gönlü gani insanlar olalım. Yoksa mahvı perişan olur, yok olur gideriz de kimsenin umurunda bile olmayız. Hayrın, hasenatın miskali bulunmazsa eğer insanın yanında, yazıklananlar hanesinde anılanlardan olur. Ömrü hayatında yazıklanacak şeylerin adamı olmak acı bir akıbetin yolcusu olmak demektir. Kurban'ın insanı yücelten yanı tabii ki şeytanı kendinden uzaklaştıracak bir eylemin içinde bulunmaktır. Şeytan azgınlığın ve inkârın ve günahın sevdiricisi, günahın güzel göstericisi olarak görevini yapmak için var gücüyle çalışmakta. İnsanın zayıf tarafından sızmaktadır hayatına. Hayat ki insanı sonsuza götüren bir yoldur...
İbrahim'i duruşun kıyamete kadar takipçileri, bağlıları, müntesipleri olan inanmış insanlar Kurbanı teslim oluşun remzi, Allahın rızasını kazanma niyeti olarak sahih ibadetlerin bir rüknü olarak yaşayacaklardır elbet. Şeytanın iğvasından uzakta, tevhidin rahmani buyruğu ışığında yaşamak. Müslüman'ca yaşamak...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



