Kur'ân-ı Kerim'in nüzulünden sonraki ilmi çalışma ve buluşların, onun işaret ettiği bazı hususları meydana çıkarması hususu da dikkat çekicidir.
Kur'ân'da haber verilen modern keşiflere bazı örnekler verelim:
• Kâinatın ilk maddesinin nasıl meydana geldiği bugün kesin olarak bilinmemektedir; Kur'ân-ı Kerim'in bu husus ile alâkalı beyanları, konu ile ilgili nazariyeleri anlamak açısından önemli ip uçlarıdır. Bu husus ile ilgili âyetlerden bir kaçını ele alalım:
"İnkârcılar bilmezler mi ki göklerle yer birbirine bitişik idi; onları Biz ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. (Bilip de) hâlâ iman etmezler mi?" (Enbiya: 30)
"Sonra (Allah'ın iradesi) göğe yöneldi; o zaman gök duman hâlinde idi." (Fussilet: 11)
• Dünyanın yuvarlak olduğuna müteaddit âyetlerde işaretler vardır
"Allah, geceyi gündüze, gündüzü de geceye doluyor." (Zümer: 5) Ayette geçen "tekvir"in Türkçe'deki karşılığı 'dolamak" demektir.
• Kur'ân-ı Kerim'de dünyanın döndüğüne dair kat'i bir delil yoktur. Ancak dünyanın döndüğüne işaret eden âyetler vardır.Mahmud es-Savvâf'a göre, dünyanın döndüğüne veya dönmediğine dâir Kur'ân ve Sünnet'te delil yoktur. O da işaretlerin var olduğunu, bu işaretlerle ilgili âyetleri gündeme getiriyor.
Dünyanın döndüğüne işaret eden âyetlerden birini burada zikredelim. Buyurulur ki:
"Sen dağları görürsün de, onlar yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu), her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır." (Neml: 88)
Bu âyet dünyanın sabit olmayıp, hareket hâlinde olduğuna işaret etmektedir. Dağların hareket etmesi demek, onların da üzerinde bulunduğu arzın hareket etmesi demektir.
• Kur'ân-ı Kerim'de Allah-u Teâlâ bir fizik olayına dikkatimizi çeker. Buyurur ki:
"Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır..." (En'am: 125)
Bugün biliniyor ki, göğe doğru yükseldikçe havadaki oksijen miktarı azalıp hava basıncı her 100 metrede 1 derece düştüğünden nefes darlığı, konuşma ve görme zorlukları, baygınlık hâlleri meydana gelir. 20.000 metreyi geçince özel cihaz bulunmadığı taktirde nefes alınamayıp ölüm durumu vâki olur. Bundan dolayı yüksek uçuşlarda teneffüs cihazları kullanılır. İşte bu kanuna işaret buyuran Allah-u Azimuşşan, İslâm'a girmeyenlerin göğüslerinin göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı olacağını bildirmektedir.
• Kur'ân-ı Kerim bizim çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimizin ip uçlarını da verir. Bu konuda önümüzü aydınlatan söz ve davranışlar Hz.Lokman (a.s.)'ın şahsında bizlere açıklanır. Hz. Lokman'ın oğlunu karşısına alarak bütün insanlara yaptığı nasihatı Allah (c.c.) Kur'ân'da nakleder. Hepimiz Lokman Sûresi'ni ve tefsirini defalarca okuyalım. Davranışlarımızı da buna göre ayarlayalım. Lokman (a.s.)'ın nasihatlarından bir bölümünü (tamamını okumanız duâsıyla) buraya alıyoruz:
• "Yavrucuğum, sakın Allah'a şirk koşma... (13)
• Allah'a ve sonra da ana-babana şükret... (14)
• Onlar seni şirke zorlarlarsa itaat etme... (15)
• Allah herşeyden haberdardır... (16)
• ... Namazını kıl... başına gelene sabret. (17)
• .... Yeryüzünde böbürlenerek yürüme." (18)
Bu nasihatın bize de yapıldığını anlıyor musunuz?
Anlıyorsunuz mâdem öyle ise hepimiz, nush ile uslanalım...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



