17- Özü sözüne, içi dışına uygun ve dosdoğru olur.
18- Her nerede olursa olsun, hatta kendi aleyhinde bile olsa, hak ve adaletten ayrılmaz.
19- Düşmanlarına karşı da adaleti, insafı bırakmaz, onların düşmanlıkları dolayısıyla adaleti çiğnemez.
20- Yalan söylemez, yalan yere yemin etmez, yalan şahitliği yapmaz. Haksızlığa karşı nefret duyar.
21- Alçak ve süfli arzulara uyarak doğru yoldan sapmaz, kötülerle düşüp kalkmaz.
22- İsraftan ve cimrilikten sakınır.
23- Ne eliyle, ne diliyle hiçbir kimseyi incitmez.
24- Komşularını çok sayar ve onları hiçbir suretle gücendirmez.
25- Varlık zamanında da, darlık zamanında da başkalarına elinden geldiği kadar yardımda bulunur.
26- Öfkelerini yenerek kusur ve kabahatleri affeder, intikam sevdasına düşmez.
27- Bir kötülük işlemek ister veya bir haksızlık yapacak olursa, hemen ALLAH Teâlâ'yı hatırlayarak O'ndan af ve mağfiret diler, yaptığına pişman olur.
28- Her iyi işe arka çıkar, maddî ve manevî yardımda bulunur, insanlara iyiliği tavsiye eder, fenalığa ve zulme asla yardımcı olmaz, kötüleri korumaz ve herkesi kötülükten çevirmeğe çalışır.
29- Dargınları barıştırmak için çalışmayı vazife bilir, kin gütmez, kimseye haset etmez, umuma faydalı bir insan olmağa özenir.
30- Başka milletlerin nasıl yükseldiklerini, nasıl gerilediklerini ve nasıl düştüklerini, ahlâkî düşkünlüğün doğuracağı elim akıbetleri tetkik ederek onlardan ibret alır ve bu suretle başkalarının düştükleri hatalara düşmemeye çalışır.
31- Kim söylerse söylesin, hakkı kabul eder, ilim ve hüneri, hikmet ve hakikati nerede bulursa alır ve bunda taassup göstermez.
32- Müslüman tembel değildir. Dünyâ için hiç ölmeyecekmiş gibi çalışır, yarın ölecekmiş gibi de âhirete hazırlanır; her iki vazifesini eksiksiz yapar.
33- ALLAH Teâlâ'nın yolunda, millet ve memleket uğrunda elinden gelen fedakârlıktan, yerine göre canını feda etmekten çekinmez.
34- Yapacağı bir işin önünü sonunu düşünmeden hatırına gelir gelmez hemen yapmaya kalkışmaz, ibâdetinde acele ederek eksik bırakmaz, hayırlı işlerde geriye kalmayıp dâima ileri koşar.
35- Müslümanların derdini kendisine derd edinir ve onların iyiliğine çalışır. Hastalarını arayıp sorar, sıkıntılarını gidermeye özenir, cenazelerine gider, kendisinden büyük olanları, hele ihtiyarları sayar, küçüklere acır ve her canlıya karşı şefkatli olur, azamet ve kibir göstermez.
36- Müminleri ve bütün insanları kardeş bilir ve başkalarının hayatlarını, haklarını kendisininki gibi muhterem tutar.
37- Kimse ile alay etmez. Başkalarına kötü bir lâkab takmaz. Dilini gıybetten, iftira etmekten, yalan söylemekten ve her türlü kaba ve çirkin sözlerden muhafaza eder.
38- Herkesle hoş geçinir, dargınları barıştırmaya çalışır; üç günden fazla dargın durmaz.
39- Sevdiğini ALLAH Teâlâ için yâni bir karşılık beklemeyerek sever, sevmediğini de ALLAH Teâlâ için sevmez.
40- İşlerinde tereddütlü ve evhamlı olmaz, bir işin meydana gelmesi için zaruri olan her türlü sebeplerine yapıştıktan sonra ALLAH Teâlâ'ya tevekkül eder.
41- ALLAH Teâlâ ve Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sevgisini her şeyden üstün tutar. ALLAH Teâlâ sevgisi ve ALLAH Teâlâ korkusu onun bütün vücûdunu kaplar.
42- Her ne suretle olursa olsun, şüpheli şeylerden sakınır.
43- Bir Müslüman için en büyük gaye hakikî bir Müslüman olmaya çalışmak, Müslümanlığın tayin ye telkin eylediği faziletleri yaşamak ve yaşatmak ve bu suretle bütün insanlara örnek olmaktır.
Tevfîk yani başarı ALLAH Teâlâ'dandır. ALLAH Teâlâ'nın tevfikini kazanmak için de Kur'an-ı Kerim ahlâkına, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Sünnetine, İslâm ilkelerine, neyin iyi olduğunu ve neyin kötü olduğunu bildiren şer'i ahkâma tâbi olmak gerekir.
Ya Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize uyarak ahlâklı ve faziletli olacağız yahut zillet ve rezalet içinde sürünmeye devam edeceğiz. Seçim bize aittir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




