Kur'an merkezli bundan önceki yazılarımızın birincisinde "Kur'an ayı Ramazan'ın son günlerinde değişik yönlerde Kur'an üzerine dalmamız gereken derin tefekküre" işaret ettik... İkinci yazımızda "Kur'an ayında Kur'anîleşmek" üzerinde durduk... Üçüncü yazımızda çağımızın en önemli sorunlarından olan "günümüzde fıkhîleşme meselesi" ile ilgili uyarılarımızı yaptık... Dördüncü yazımızda; Müslümanlar Kur'an ayı Ramazan'da Kur'an ile irtibatlarını artırıyorlar ama bu irtibat yüzyıllardan beri "okuma ve yazma" ile sınırlı; bir türlü her çağda ve çağımızda gerekli olan "Kur'an'ı anlama, yorumlama ve uygulama" merhalesine geçilemiyor dedik... Dua ve dileğimiz; Müslümanların Kur'an ile ilgili irtibatlarını sürdürmeleri ve sözünü ettiğimiz merhaleye yani "Kur'an'ı anlama ve uygulama" merhalesine geçmeleridir dedik... "Kur'an Mucizeleri" (250 Kur'an mucizesi) ile ilgili bir kitap hazırlamakta olduğumuzu ve gidişata bakılırsa, bu kitabımız bütün kitap çalışmalarımızın anası olacak gibi görünüyor hatırlatmamızı yaptık...
Dördüncü yazımızda iki önemli konuyu ele aldık:
Demokrasi ve lâiklik...
Bugünkü beşinci yazımızda ise iki önemli konu üzerinde duracağız:
Liberallik ve sosyal güvenlik...
Batı liberalizmi de doğru tarif etmemektedir; herkesin kendi kârına çalışması, bunun topluluk için yararlı olacağı görüşündedir. Adam Smith'in 'bırakınız yapsınlar' sözü bugün artık geçerliliğini kaybetmiş, 'bırakınız sömürü sermayesi yapsın'a dönüşmüştür. İnsanlık çetin bir mücadele vermektedir. Bir taraftan "merkezî tekel firmalar" dünyayı tekellerine almaya çalışıyor, diğer taraftan "halk ekonomisi" sömürüye karşı direniyor...
MUCİZE KUR'AN ise fiyat, ücret ve kiraları serbest bırakmıştır, ancak sömürüyü önlemek için de tedbirler almıştır. a) Nakitten vergi yerine üretimden vergiyi esas almıştır. b) Faiz yerine vergi ve kredileşme sistemini getirmiştir. c) Gelir vergisi yerine sermaye vergisini getirmiştir. d) Karşılıksız, prim ödemeden sosyal güvenliği getirmiştir. Böylece işverenin tekele gitmesini önlemiştir. Çalışmadan yaşama imkânını gerçekleştirdiği için işçiyi işverene karşı eşit hâle getirmiştir.
Bundan daha iyi bir sisteminiz varsa, getirin de görelim.
İşsizlik sorununu bundan başka bir sistemle çözemezsiniz.
Batıdaki sosyal güvenlik sistemi zengini korumaktan ibarettir. Prime dayanan mecburi sigorta sermayenin çıkarları için geliştirilmiş bir sistemdir. Ağır vergiler ve sigorta yükü halkı kendi başına iş yapma imkânından mahrum etmiştir. Herkes işçi olmak zorunda bırakılmış, sonra işçiye iş verilememiştir. Kişi gerekli gıdaları alıp sağlıklı yaşayacağına, insanları vitaminsiz bırakıp ilaç sanayisinin desteklenmesi hedeflemiştir. Zenginsen güvencen vardır. Bu sistem sosyal güvenlik değil, sosyal çöküntüdür.
MUCİZE KUR'AN ise yeryüzünün bütün insanlığa ait olduğu ilkesini getirmiştir. Çalışanlar üretecekler, çalışmayanların yerlerine üretim yaptıkları için çalışmayanlara dağıtılmak üzere kira paylarını vereceklerdir. Beşte biri oluşturan bu pay ile kamu alanlarının imarı yapılacaktır. Bir de çalışmayıp geliri de olmayanlara kira payları verilecektir. Böylece çalışsın çalışmasın herkes sigortalı olacaktır. Bu uygulama ekonomideki krizleri atlatmak için de bir tedbirdir. Halka dağıtılan zekât mallarının satılmasına sebep olur, fabrikalar harekete geçer, işçinin eline para geçer, çark dönmeye başlar. Batılı Ekonomist Keynes bunu sanayiciye kredi vermekle sağlamaya çalışmış, enflasyona sebep olmuştur.
İlgilenenlerin bilgisine: Bu konular "Alternatif FAİZSİZ BANKA/ Selem ve Kredileşme" kitabımızda uzun uzun ve gerekli bütün detaylarıyla anlatılmıştır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



