İlköğretim öğrencileri. Aralarında kızım da var. Bir okul gezisi yapacaklar. Yer, Kuleli Askeri Lisesi. Yıllardır önünden geçtiği bu liseyi çok merak ediyordu.
Kendi okulu ile kıyaslayıp, akşama heyecanla anlattı.
Devasa büyüklükte konferans salonunu.
Sınıflardaki tek sıraları.
Dokunmatik akıllı tahtaları.
Her öğrenciye özel dolapları.
Konforlu yatakhaneleri.
Son teknoloji ile donanımlı laboratuarları.
Spor salonu, basket sahası her şey gelişmiş yerli yerinde.
O esnada kızımın sınıf arkadaşları arasında bir uğultu oluşur.
Çocuklar iç çekerek, "bu kadar güzel bir okul bizim için hayal, çünkü annelerimiz kapalı" derler.
Okulu gezdiren son sınıftan öğrenciye; bir erkek çocuk, can alıcı o soruyu yöneltir:
-Ağabey, annesi kapalı olan bu okula giremiyor değil mi?
Lise son sınıf öğrencisi bu çeşit soruları çok duymuş olmalı ki, gayet pişkin;
-Hayır, ne alakası var, der.
Kızım, akşam bu olayı anlatınca.
Örtü sendromunu bir kez daha yaşadım.
Elim ayağım titredi.
Bu ülkede çocukların bile örtü engeli içinde yaşamaları, acı bir tablo idi. Başbakanın eşinin üç yıl önce GATA'ya sokulmamasına, yeni ağıt yakmakta medya. Sanki yeni duymuşlar pozunda, bir matemdir gitmekte.
Emine Erdoğan'ın, GATA'da yatan Nejat Uygur'u ziyaret etmesine izin vermeyen askeri irade yeni sorgulanmakta.
Yine de bir ilerlemedir bu ayıplamalar.
Eskiden halk askeri müzeye giderdi.
Gururla askeri silahları, tankları temaşa ederdi.
Şimdi ora da yasak.
Eşim yedek subaydı.
Onu kışlasında ziyaret ettiğimde de yoktu bu bunak yasak.
Çocuklarımla birlikte kışlanın bahçesinde piknik yapmıştık. Yemyeşil kırlarda aileler çoluk çocuk, çiçekler arasında oturuyordu.
İç tehdit başörtülüler o zaman devleti yıkmamışlardı da; şimdi niye bu kadar yakılacaklar listesine girdiler. Hatta eşimle kol kola giderken, Üsküdar'da esnaf bizi alkışlamıştı.
Neden alkışlıyorlar diye şaşırmıştık.
Türk subayının kolundaki tesettürlü eş fotoğrafını özledikleri içindi, o alkışlar. Halk bu tabloyu ne kadar arzuluyormuş meğer.
Şimdi anneler, asker evladının yemin törenini izleyemiyor. Tel örgüler arkasında dizilen anneler, ülke için yeterince utanç manzarası.
Darbeler, cuntalar, halkı düşman görmeler. Şaşarak izlediğimiz bu uzun diziler, bakalım ne zaman bitecek.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



