Geçen gün Aşık Kul Nuri ile beraberdim. TV'lerden hatırlarsınız. Aşık geleneğini devam ettiren hoş bir insan. Muhabbetine doyum olmuyor. Bu hatırayı o anlattı:
"Aşık Zeki ile beraber Muhittin Yıldırım'ın oğlunun düğününe davetliydik. Rahmetli Erbakan Hoca da gelmişti. O'nu görünce bir ara gönlümden geçti. Dedim ki kendi kendime; "Şimdi Erbakan Hoca korumasını gönderse, şu bizim sazın tellerine 100'er dolar sıkıştırsa" diye...
Aradan iki dakika ya geçti ya geçmedi. Baktım Hoca'nın koruması bize doğru geliyor. 'Ülen' dedim, 'Hoca kalbimizden geçeni mi okudu yoksa!'
Koruma geldi, Benim cebime bir zarf, Aşık Zeki'nin cebine bir zarf bırakıp gitti. Bu sefer de aldı beni bir merak, 'acaba zarfın içinde ne var? Hele de 100 dolar çıkarsa bak sen Allah'ın işine!'
Bu merakla hızlı hızlı çaldık bitirdik. Hemen arka tarafa geçtik.
Heyecanla zarfı açtım: içinden '100 TL' çıktı.
Tam o sırada Muhittin Yıldırım yanımıza geldi, dedim ki;
"Hoca kalbimizden geçeni okumuş. Sadece bir yeri yanlış anlamış, ben içimden 100 dolar diye geçirmiştim o, 100 TL göndermiş"
'Yok'dedi Muhittin Hoca.
'Bence O'nu da doğru anlamıştır ama dolara karşı olduğu için Türk Lirası göndermiştir"
Bir ziyaretin perde arkası
Bu ilginç iddiayı geçen gün gazeteci Hüseyin Özalp'den duydum. Hüseyin, aynı zamanda Abdüllatif Şener'in basın danışmanı. O da bizzat Abdüllatif beyden dinlemiş ve son çıkan kitabında da yer vermiş.
Olay şu;
Biliyorsunuz 2006 yılında Hamas Lideri Halit Meşal, Türkiye'ye gelmişti. Bazı gazeteler ortalığı ayağa kaldırmış, "İsrail'in terörist dediği bir kişi Türkiye'ye davet edildi. İsrail ve ABD ile ilişkilerimiz bozulacak" meyanında yaygara koparmıştı. Doğrusu AK Parti iktidarı da bu yaygaraya pek ses çıkarmamış ve tıpkı 'One Minute'de olduğu gibi epeyce prim yapmıştı.
İşte Abdüllatif Şener'in anlattıkları bu konuda tüm bilinenleri tersyüz edecek nitelikte.
Şener'e göre, "Bu ziyaret İsrail'in bilgisi ve isteği doğrultusunda gerçekleşmişti."
Çünkü; "İsrail, Hamas'la dolaylı bir temasın kurulmasını, bunu da Türkiye'nin yapmasını istiyordu"
Hatta dönemin Dışişleri bakanı Abdullah Gül; aynı gün Bakanlar Kurulu'na verdiği brifingte; "İsrail ile gerekli görüşmelerin yapıldığını, İsrail'in bu ziyaretten memnun olduğunu" söylemişti.
Ancak tam o günlerde Hükümet'in canını sıkan bir gelişme olmuş, İsrail'in Ankara Büyükelçisi, 'AK Parti-Meşal görüşmesini" eleştiren bir açıklama yapmıştı.
Gelin sonrasını Abdüllatif Şener'in ağzından dinleyelim:
"İsrail Büyükelçisi, Meşal'in Türkiye'ye gelişi aleyhine konuşunca, Başbakan Erdoğan, İsrail Dışişleri Bakanı ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bu görüşme benim de bulunduğum bir ortamda gerçekleşti. 'Sizin buradaki büyükelçi bizi rahatsız edecek şeyler söylüyor. Biz anlaşmadık mı sizinle? Büyükelçiniz niye farklı şeyler söylüyor? Ya bunu buradan alın veya uyarın, düzgün konuşsun' dedi. O günkü olayları izleyenler, içerde olup bitenleri bilmediği için Türkiye, İsrail'e rağmen Hamas liderini kabul etti, görüşme yaptı sanıyor. Oysa durum çok farklıydı."
Şener'in iddiası bu. Eğer doğruysa; "Ekran başka-gerçek başkaymış" demektir.
Ayrıca Abdüllatif Şener o tarihte Başbakan Yardımcısıydı.
Yani biz ekranı izlerken, o bizzat Hükümet'in içindeydi!
Sigara bırakma
-Alo 171 sigara bırakma hattı mı?
-Evet buyrun.
-Adresi veriyorum. İki paket bırakırsınız..:)
Ödüllü soru
Milli Görüş Hareketi ilk partileşmesini Milli Nizam Partisi ile gerçekleştirdi. Kuruluş sürecinde, Necip Fazıl Kısakürek'ten, Osman Yüksel Serdengeçti'ye kadar dönemin bir çok ünlü ismi bu çalışmaların içinde yer aldı. En uzun tartışma ise partinin ismi konusunda yaşandı. Herkes bir parti ismi öneriyordu.
Aşağıdakilerden hangisi Nevzat Yalçıntaş tarafından önerilen ancak kabul görmeyen parti ismidir?
a- Cumhuriyetçi Parti b-Büyük Doğu Partisi c- Milli Birlik Partisi
(Önceki sorunun cevabı: Hakim Albay Hamdi Sevinç)
(Hediye Kitap Kazananlar: Mehmet Korkmaz-Salih Döğenci-Funda Üney)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



