milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • VÜCUDA ŞİFA KAYNAĞI(ÇEMENOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Kul Ahmet mi, Ahmet Bey mi?

03 EYLÜL 2010
CUM 04:55

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Barış Manço, Ahmet Bey'in Ceketi adlı şarkısında, bir ceket üzerinden çarpıcı bir toplumsal bakış  gerçekleştirir. Her sabah kalkarken "ya nasip" çeken, kıyıda köşede vaktini ziyan eden ahalinin tersine "ya kısmet" diyerek erkenden yatan, tüm insanlar gömlek giyerken ceket giyen bir garip Kul Ahmet'in ceketi üzerinden toplumu eleştirir inceden. Çoğunluğa göre Kul Ahmet, tüm bu davranışlarıyla genele uymaz, aykırı kaçar ve büyük oranda da bu davranışlarına toplum tarafından mana verilemez. Bir "ya nasip", "bir "ya kısmet" derken neyi kastetmektedir, ceket giymesinin sebebi hikmeti nedir? Tüm bu sorular, insanların kafasını kurcalar, anlam vermelerine mani olur tüm bunlara.

Kul Ahmet'in ceketi "sorunsalı" üzerine kafa yoran ahali, cekete bir de astar yaptırmasına da bir mana veremezler. Ta ki, bir gün bir yoksul ölene ve ahali bir kefen parası bile bulamayana dek tüm bu sorular cevapsız kalır. Cenazeyi kaldıracak bir Allah'ın kulu çıkmazken, Kul Ahmet "yalan dünya" der, çıkarır ceketini ve kaldırır cenazeyi. Ahali de anlayıverir "ya nasip", "ya kısmeti". Ve Kul Ahmet, Ahmet Bey oluverir, ceketi de "Ahmet Bey'in ceketi". Akıl sır erdiremedikleri "ya nasip", "ya kısmet"i kavrarlar, ceketin sebeb-i hikmetine vakıf olurlar.

Bu minik kıssa tadındaki eserde, çok insani ve hasbi bir tavır göz önüne serilir. Çoğunluğa aykırı düşme, onlar tarafından anlaşılamama pahasına ilkelere sadık kalmanın örneğidir bu. Doğru olanın muhakkak değerini bulacağı, birtakım ilkelerin subjektif kriterlere göre şekillendirilmemesini işaret eder. Ahalinin beğenisine inandığı değerleri değişmeyen Kul Ahmet, erdemli davranmasının karşılığında Ahmet Bey olarak anılmaya başlanır. Ahali tarafından da kabul görür.

Ancak, buradaki asıl mesele, Kul Ahmet'in Ahmet Bey mertebesine erişmesinden ziyade, erdemli davranışlarının gerçek sebeplerinin anlaşılır hale gelmesidir. Bir bakıma, bir tevekkül örneği de verilir. "Ya nasip" der, "ya kısmet" der ve kendisini Yaradan'a emanet eder, ancak aynı anda da kendisine diktirdiği ceket ile de ilerisi için tedbirini alır. Nitekim, bir yoksulun cenazesini de söz konusu ceket ile kaldırır.

Mesele, Kul Ahmet olma meselesidir. Sade, mütevazi, ama inancında sabit kadem ve inancını gösterişsiz yaşayan, şekli değil de özü önemseyen bir tiptir bu. Tutarlı olabilmek, çizgisinde daim ve prensiplerinde ısrarcı olmak meselesidir yani. Ancak, Kul Ahmet olmak da her şeyi çözmeye yetmez. Kul Ahmet'ten Ahmet Bey olmaya geçiş de ayrı bir meseledir ve günümüz tecrübelerine bakılırsa daha da çetin bir sınavdır. Mahallelinin itibar göstermeye başladığı bir Ahmet Bey'in, eski Kul Ahmet gibi inancında, yaşantısında ve çizgisinde tutarlı olup olmaması meselesi daha da önemlidir artık.

Popüler bir tartışmadan faydalanarak söylenirse, "Harun gibi gelip Karun olmamak" ifadesi de bir bakıma Kul Ahmet'in Ahmet Bey olarak sınavını işaret eder. İmkansızlar, yokluklar söz konusuyken ilkelerine sadık görünmenin aldatıcılığı, güce, paraya, imkana kavuştuktan sonraki hal, tavır ve tutumlar ile daha belirleyici bir hal alır. İmtihan, yokluk ile olduğu kadar varlık ile de gerçekleşir ve yaşanan tecrübelerin gösterdiği üzere, varlık ile olan imtihanı vermesi de daha zor ve çetindir.

Burada anahtar kelime olarak "niyet" ön plana çıkar. Ahmet Bey olma endişesi taşımadan, inandığı gibi yaşayan Kul Ahmet'in ceketini çıkartıp cenazeyi kaldırması hasbi bir tavırdır mesela. Ve şartlara, durumlara, olaylara göre de bu niyetin değişmemesi beklenir haliyle.

Ramazan dolayısıyla belediyelerin düzenledikleri iftar sofraları da özünde güzel bir hizmet olarak görünür. Fakirler, muhtaçlar, yolda kalmışlar nasiplenir, zengin ile fakir arasında bir köprü kurulur. Ancak, bunu yaparken de niyeti doğru koymak gerekir. Sonuç açısından bakınca muhtaçların, yoksulların faydalanması vardır ortada, ancak bunu gerçekleştirirken izlenen yol, yordam da niyetin sorgulanmasına sebep olmamalıdır.

Geçen günlerde bir ilçede kurulan iftar sofrası, bu niyetlerin sorgulanmasına sebep oldu. İstanbul'un bir ilçesinde kurulan, 10 km uzunluğunda ve yaklaşık 40 bin kişinin katıldığı iftar sofrası, işi bağlamından koparmaya bir örnek gibiydi adeta. Washington'da kırılan 16.200 kişilik sofra rekorunun geçildiği açıklanmış söz konusu belediyenin internet sitesinde. Maksadın iftar sofrası kurarak oruçlarını açmak isteyenlere, muhtaçlara, yoksullara hizmet mi, yoksa Guinnes Rekorlar Kitabı'na girmek mi olduğu konusunda şüpheler doğuran bir dolu açıklamayı ilave etmişler bu arada. Bu noktada, niyetin farklılaşması, gösterişe, şatafata, reklama kayması sonucu doğar ve her afişe kendi resmini yapıştıran belediye başkanı zihniyeti (ki genel bir tutum haline gelmiştir bu seçilmiş yöneticiler arasında, her yaptığını insanların gözüne sokma çabası) gösterir yüzünü. Reklamın olduğu yerde de samimiyetten bahsetmek zorlaşır.

İşte bu yüzden önemlidir Kul Ahmet olmak kadar Ahmet Bey olduktan sonra da aynı çizgide devam edebilmek. Kul Ahmet iken "kimsesizlerin kimi" olduğunuzu söyleyip, Ahmet Bey olduğunuzda reklam ve rekor peşinde koşarsanız, "ya nasip" de "ya kısmet" de tuz buz olur, ceketin kerameti de uçar gider. Son tahlilde, bir iftar sofrasını Guinnes Rekoru denemesine ve dolayısıyla da bir reklam vasıtasına çevirmek kadar manalı hale gelir eylemler ve söylemler.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 03.09.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: barış manço, şarkı, toplum,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Yüzde 7.6 zam nerede?
    2. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    3. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    4. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    5. Gitti eskisi, geldi yenisi
    6. Ne bu şiddet, bu celâl!
    7. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    8. Dış politikamızın şahidi Biden
    9. Çengelköy sırtlarında
    10. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek