Kabul etmeliyiz ki,tüm dünya 1929 buhranından daha beter bir krizle boğuşuyor. Dünyanın ekonomisi en güçlü ülkelerinden Amerika, Almanya ve Fransa bile küresel resesyonun etkileriyle mücadele etmeye çabalıyor. Peki biz bu krizin neresindeyiz? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kriz bize teğet geçecek" demişti. Şu ana kadar alınan önlemlerle krizin ne kadar teğet geçmesi sağlandı? Hükümet göstermelik biçimde KDV, ÖTV tedbirleri aldı. Fakat bunlar zamanında alındı mı?
Hani bir atasözü vardır... Dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlarmış....
Eğer bugün yaşadığımız kriz, batı toplumlarında olmuş olsaydı, kimbilir ne aile faciaları yaşanacaktı? Bizim çok ağır şekilde geçen krizi daha az formlarda hissetmemizin bir çok nedeni var. Bunun nedeni genetik kodlarımıza işlenmiş geleneksel formlarımız. Biz, "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" Peygamberi düsturunu şiar edinmiş bir milletiz. Biz, "Ben siftah yaptım, sen alışverişinin kalanını yan komşumdan yap" diyen Ahilik kültürüne sahip bir milletiz.
Dayanışma, yardımlaşma, paylaşma işte bu kriz dönemlerinde ortaya çıkmakta.
Bizler, öyle bir kültüre sahibiz ki, bunu materyalist felsefenin, hedonist bencil, egoist batı toplumunun anlamasına imkan yoktur.
Bunun için batılı bir insanın krizi, batılı insan için bir yıkımdır, faciadır. Oysa bizim krizimiz ise böyle değildir.
Biz krizleri tek başımıza değil, topluca yaşarız. Ailecek yaşarız. Dostane olarak yaşarız. Paylaşırız. Ne demişti bir düşünür, "Mutluluklar paylaştıkça çoğalır, acılar paylaştıkça azalır" İşte bizim krizlerimiz, paylaştıkça azalan krizlerdir. Batının krizleri ise tek başına yaşandığı için her zaman daha acıdır. Daha büyüktür. Daha katliam sebebidir.
Biz bu ülkede hep beraber yaşıyoruz. Bu ülke bizim, bu gemide hep beraber seyahat ediyoruz. Karanlıktan şikayet edeceğimize kalkıp mum yakma vaktimiz gelmiştir. Çünkü bu memleketi biz dağ başında bulmadık. "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır".
Tüm dünya bir tarafa, bizim atalarımızın kanıyla, canıyla, yüreğiyle kurduğu bu ülke bir tarafa. Bu sebeple, küresel krizin neresinde olursak olalım, hep beraber çalışacağız. Biz güvenilir bir işadamı olmanın derdini yaşayacağız. İşverenler, güvenilir olacak. İşçilerimiz işlerini doğru yapacak. Esnafımız doğru dürüst bir esnaflık sergileyecek. Herkes işini doğru yapacak.
Elbette Allah (c.c.) doğruların yanındadır.
Biz işimizi doğru yaparsak, biz işimize doğru şekilde sahip çıkarsak, biz memleketimizi seversek, biz memleketimizin düze çıkması için çabalarsak, muhakkak başarılı olacağız.
Kriz dönemlerini kendileri için rant imparatorluğuna çevirmeye kalkışan küresel para babalarına da prim vermemeliyiz. Krizi geçiştirmenin metodu, görmezden gelmek değildir. Krizi yok sayarak yoluna devam etmeye çalışan hükümetin gemi karaya oturmadan önce aklı başına gelecek mi bakalım?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




