James Glassman isimli bir yazarın Washington Post gazetesinde, Türklerle ilgili not ettiği cümle şudur: 'Türkler iyi niyetli, gelecek vadeden, fakat kötü yönetilen ve aşağılık duygusu sahibi insanlardır."
James'in kurduğu ikinci cümle: 'Toplumsal refah artışı genç beyin sayısına bağlı.'
Yazarın kurduğu ikinci cümle teknik olarak yanlıştır. James, dünyada iktisat alanında yazılan ilk kitap olan, Ulusların Zenginliği'ni okumamış olmalı. Şu: İktisadi olarak beyin gücü ile beyin sayısı, aynı değildir. Aynı olması için bir sebep yok.
İlk cümle mi? Türkler; iyi niyetli, gelecek vadeden, fakat kötü yönetilen ve aşağılık duygusu sahibi insanlar mıdır?
Amerikalıların konuşma özgürlükleri Amerikan Anayasası'nın ilk maddesi ile güvence altına alınmıştır. Buna göre, Amerika'da konuşmak, Kongre tarafından sınırlandırılamaz. Amerika'da düşünce açıklamak serbesttir. Mutlak anlamda. Mesela, kanunlar çerçevesinde, değil.
Türkiye'nin rejimi 12 Eylül müdahalesi ile değiştirildi. 12 Eylül rejimi, Türklerin konuşmasını kanunlarla sınırlandırdı. Anlam açık: 'Türklerin konuşma hürriyeti sınırlıdır'. 12 Eylül müdahalesi ile 1,7 milyon Türk gözaltına alındı. Rejim kurucular tarafından hazırlanan anayasa devreye girdi. 12 Eylül rejimi ile Türkiye'de muhalefet nihai olarak yasaklandı. Bir.
İki: Burjuvazi 12 Eylül ile Türklerin iktisadını el koydu. Müdahaleden bir yıl önce burjuvazi hükümeti devirme faaliyetine başladı. Müdahale ile hükümet devrildi. Vehbi Koç, Müdahale'den birkaç gün sonra Evren'e bir mektup gönderdi. Mektupta yer alan cümle şudur: 'Turgut Özal meselelerimizi en iyi bilen insandır ve dedikodulara bakmadan kendisini idarede tutmakta yarar vardır'.
12 Eylül müdahalesi ile Türkiye'de söylenen şudur: 'İktisat o değildir, budur.' Yapılan şey Türkiye iktisadında senaryo değişikliği. 1980 müdahalesi ile uygulamaya konulan modelin adı: 'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler'
1980 modeli Türkiye'de çok sayıda yandaş buldu. Modelin işleyeceğini varsayanların sayısı az değildi.
Müdahaleden bu yana 29 tane yıl geçti. Bugün soru şudur: Türkiye iktisadında 12 Eylül ile birlikte gerçekleştirilen senaryo değişikliği ne işe yaradı?
Bir: Türkiye, 1980 yılında iktisadi gelişmişlik ölçütü açısından dünyanın bütün ülkeleri arasında 47. sıradan 43.sıraya geriledi. A.b.d.'de yapılan bir araştırmaya göre durum budur.
İki: Senaryo değişikliğinde amaç Türkiye'de tasarrufların artırılması idi. Hedef gerçekleştirilemedi. 2009 yılı, Türkiye Hazinesi ve Türkler, tarihin en ağır borçlu oldukları zaman dilimi.
1980 yılında Türkiye'de uygulanmaya başlanan ve 29 yıldır uygulanan modelin beşeri maliyeti ücretlerin düşmesi ve işsizliğin yükselmesi olarak ortaya çıktı. Ek olarak, 1980 modeli, Türkiye'de gelir dağılımını ciddi oranda bozdu. Bugün gelir dağılımı, 1980 öncesine göre, daha az adil. Ek: Türk iktisadı, bugün, üretim iktisadı olmaktan çıktı. Kamu iktisadi teşekkülleri tasfiye edildi. Tarım, yok edildi.
Türkler, 1980 modelinin uygulanmakta olduğu 29 yıllık zaman diliminde iktisadi anlamda yitirdiler. Türklerin yitirdiklerini kimler kazandı? Sorunun cevabı açık: Toplam sayısı 50 bin olan milyoner kesimdir. Bu kadar mı? Hayır. Türkiye iktisadı dünyaya açık ve borçlu olduğundan kaynaklarının büyük bir kısmını faiz ödemesi olarak bir grup yabancılara aktardı.
'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler', model olarak, neden uygulandı. 19.yüzyılda dûnyanın patronu olan İngiltere ile 20.yüzyılın ikinci yarısında dünya patronluğunu İngiltere'den devralan A.b.d.'de, adı geçen model uygulanmaya başlanmıştı. 1980'den bir iki yıl evvel. Türkiye'nin 'uyum sağlaması' talep edilmişti. Türkiye, sağladığı uyum ile, varolan bir dalganın üzerine yerleşti. Türkiye'yi idare edenler çıkış noktası olarak bir köken değil bir yörüngeye oturma şeklini tercih ettiler.
Öteki seçenek şu idi: 'Yükselmekte olan bu dalgadan nasıl yırtabiliriz'. Üzerinde durulmadı.
James'in ilk cümlesine ilişkin iktisadi bir soru sorulabilir: Lehman Brothers neden battı?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



