Faydalıyla zararlıyı ayırmak insanca, iyiliği arttırmak ve kötülüğü yok etmek de müslümancadır. Bu müslümanca tavır terk edildiğinde insanca olandan uzaklaşılır, zamanla neyin faydalı, neyin zararlı olduğuda karıştırılır. Ve kötülüğü yok etmek yerine sadece faydalı olanla yol almaya çalışan bir kısır döngü başlar. Halbuki ana esas; "def-i mazarrat celb-i menafiden evladır" olmalıdır.
Günümüzde bu ana esastan uzaklaşmak bir moda oldu. İnsanlar faydalı birçok şeyin peşinde koşturmakta, gerçek görevi kötülüğü yok etmek iken kötü olanı durdurmayı bile düşünmemektedirler. Etrafımızda gelişen ve özellikle de sivil toplum çalışmaları şeklinde gerçekleşen olayları bu gözle tekrar ele aldığımızda görürüz ki; kimse kötüyü gündemine bile almazken, sadece faydalı olandan dem vurmaktadır. Bu konuya, bardağın dolu tarafından bakamayız, çünkü, bardağın dibi delik. Ve bardağın dibi delik iken onu doldurmaya çalışmak en büyük kötülük olsa gerek.
Faydalı olmaya çalıştığımız ferdin ve toplumun yaşadığı sorun, aslında kötülüğün ortadan kaldırılmamasından ya da en azından engellenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Mesela; içki ve uyuşturucu müptelası olmuş bir gencin kurtarılması, muhtaç birisine yardım edilmesi, yetimin gözetilmesi faydalı birer çalışmadır. Ancak, bu gencin müptela olduğu içki ve uyuşturucu ortadan kaldırılmadan, en azından engellenmeden sadece faydalı olmak bataklıktaki sineği öldürmek gibidir. Muhtaç birisine faizli sistemin sömürüsünden dolayı geçinemediğini izah etmeden yardım edilmesi, kendisine olta yerine balık vermek gibidir. Ve yine, yetimi gözetmek istediğimiz kadar yetim kalma sebebini de gözetmek zorundayız.
Bugün yardımlaşma faaliyetlerimizde de maalesef mücahit ruhumuz kalmadığımız için müteahhit ruhumuzla hareket etmekteyiz. Afrika'nın yaşadığı açlığın altında Batı'nın açgözlülüğünün yattığını sorgulayamıyoruz. Sorgulamayı geçtik, dillendiremiyoruz bile... Çünkü, kötülüğü yok etme düşüncesini unuttuk, zararı engelleme cesaretini de kaybettik. Geriye sadece göstermelik fayda arttırma hamlesi kaldı. Bu hamle hiçbir zaman stratejik bir hamle değildir ve güçlü bir stratejinin kurbanı olmaya da mahkumdur. En yakınımıza vermemiz gerekirken en uzaklara gönderdiğimiz fitre vecibemiz bunun bir göstergesi olmuştur. Halbuki açlık, sadece Ramazan ayının değil, bütün senenin konusudur ve bu açıdan "fitre" yerine "sadaka"nın ön plana alınması gerekirken yine hazırdan yedik.
Eğer yaptığımız iş sadece faydalı ise, İsmet Özel'in tabiriyle: siz müslümansınız ama Türk değilsiniz. Çünkü Türk demek savaşacağı bir düşmanı (kötülük) olan demektir. Kötülüğü yok etmek şöyle dursun, zararını engellemekten de uzaklaştık. Çünkü düşmanımız olsun istemiyoruz. Herkesle dost olmak istiyoruz; düşmanımızla bile... Bu yüzden hep faydalı olmaya, faydayı arttırmaya çabalıyor, ne güzel de şeyler yapıyor olduğumuza inandırılıyoruz. Libya'daki Müslüman kanını durdurmak istemediğimiz için yararlılar için yardım gemisi gönderiyoruz. Somali'deki açlığı sona erdirecek yeni ve adil bir dünya kurmak istemediğimiz için yardım uçaklarıyla seferber oluyoruz.
Halbuki insanlık, kötülüğün pençesinden kurtulmak istiyor. Sadece faydalı olmaya çalışmak ise, onu kurtarıyormuş gibi yapıp daha büyük kötülüklere terk etmek olmuyor mu? Oynanan oyunun adı: "iyi, kötü, çirkin". Baş rolde ise; kötünün iyisi. Birileri daha kötü olana kadar sana iyilik yaptırılıyor. Çünkü senin yaptığın iyilikler, kötüleri durdurmuyor, kötülükleri engellemiyor. Çünkü sen: kötünün iyisisin! İyi değilsin, çünkü kötülere düşman değilsin.
Bu yüzden birilerinin kötü gösterildiği bir sahnede sadece kötünün iyisisin. Aslında kötüsün, hatta; yıllardır oynanan bu oyunun son perdesi olduğundan, çirkinsin. Sana bir güzellik yapayım: şunu bil ki, iyiler daima kazanır. Çünkü onlar, hiçbir zaman kötünün iyisi olmak istemediler. İyi oldular, en kötü ihtimalle iyinin kötüsü oldular ama hiçbir zaman kötünün iyisi olmadılar. Kötülüğe giden yolun buradan başladığını idrak ettikleri için hiçbir zaman bu çirkinliğe onay vermediler. Biz bu filmi yüz yıldır izliyoruz. Geriye kan, gözyaşı ve zulüm dışında bir şey bırakmadılar, bırakmayacaklar, sen iyi olana dek! İyisi mi; kötünün iyisi olmayı bırak, iyi olmaya bak!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




