Tito'lu Yugoslavya döneminin sona ermesi, Güney Doğu Avrupa'nın kontrolünü ele geçirmek isteyen Sırplar için iyi bir fırsat anlamına geliyordu. Mevcut ortamdan istifade ederek Komünist partinin başına geçen Sırp lider Slobodan Miloşevic'in ilk icraatlarından biri Voyvodina ve Kosova'nın 1974'de kazandıkları özerk bölge statüsünü kaldırıp, yeniden Sırbistan'a bağlamak oldu. Sırp ve Karadağlıların "Büyük Sırbistan" hayallerinin referans noktasını oluşturan; "Kosova ve Ortaçağ Sırp Krallığı'nın başkenti, Kosova'da yer alan Pec (İpek) kasabası Sırp Ortodoks Kilisesi'nin merkezidir" şeklindeki Sırp tezi aynı zamanda Kosova için bunalımlı günlerin başlamasının çok yakın olduğunun da göstergesiydi.
Takvimler 28 Haziran 1989 Çarşamba gününü gösterdiğinde, bir milyondan fazla Sırp, Kosova Savaşı'nın ve Prens Lazar'ın öldürülüşünün 600. yıldönümü hatırasına, Kosova Meydan Muharebesinin yapıldığı Gazimestan Ovasında toplandı. Törenin hazırlarına bir sene evvelden başlandı. Milliyetçi duyguları alevlendirmek için Lazar'ın tabutu Kosova'dan Sırbistan'da götürülerek dolaştırıldı ve sonrasında yeniden Kosova'ya getirildi.
Milliyetçi Sırp liderler, Sırp entelektüeller ve Sırp Ortodoks Kilisesi'nin aktif rol üstlendiği organizasyonda, Slobodan Miloşevic arkasında Sırp Ortodoks Kilisesi ve Lazar sembolleri olduğu halde ateşli bir konuşma yaptı. Slobodan Miloşevic'in; Müslüman Boşnaklar, Kosovalı Arnavutlar ve Türkler üzerine inşa ettiği konuşmasındaki temel slogan: "Bir daha asla" idi. Slobodan Miloşeviç "Büyük Sırbistan Ulusu"nun bir daha asla Müslüman Türkler tarafından yönetilemeyeceğini haykırıyordu. Sırp milliyetçiliğinin travması haline gelen Kosova Bozgunu'nun 600. yılı anma törenleri; Sırpların etnik ve dini mitolojilerini yeniden canlandırarak, Balkanları kan ve gözyaşı gölüne çeviren bir sürecin tetikleyicisi oldu.
Anma törenlerinin sonrasında artan etnik asimilasyon, baskı ve tehcir hareketleri Kosova'yı daha da bunalımlı hale getirdi. Bunun üzerine, Yugoslavya içerisinde yeni bir cumhuriyet kurmak isteyen Arnavutlar, Kosova Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Rugova'nın kurduğu Kosova Demokratik Birliği (LDK) etrafında siyasal mücadeleye başladılar. Ardından 2 Temmuz 1990 tarihinde Kosova bağımsızlığını ilan etti. Ancak Sırpların bu karar tepkisi Kosova Meclisi'nin kapatılması şeklinde oldu. Sırp'ların bir sonraki hamlesi, Bosna tecrübesinin ışığında, Kosova'da da etnik temizlik harekâtı başlatmak oldu. Ancak Kosova'yı Bosna'dan ayrıştıran birçok unsur vardı ve Sırplar aslında büyük bir strateji hatası yaptıklarını kısa sürede anladılar.
Kosova'nın demografik yapısı % 90 gibi ezici bir oranla Arnavut üstünlüğünü yansıtıyordu. Kosova'daki Arnavutlar bu homojen yapıları sayesinde kültürel asimilasyona karşı dirençlerini koruyabildiler. Kendi okullarını, hastanelerini kurdular. Kosovalı Arnavutlar, Kosova'nın Arnavutluk ve Makedonya'ya komşu olması nedeniyle, Boşnaklar kadar yalnızlaşmadılar. Bu yakınlık Kosovalı Arnavutların destek ve gerektiğinde sığınmalarını sağladığı kadar, sorunun etrafa sıçraması riskini de artırıyordu. Kosova'nın bu özelliği, ilerleyen dönemde, NATO'nun bu ülkede yaşananlara müdahil olmasındaki en önemli sebepti.
Statü görüşmeleri ve Ahtisaari Planı
Tüm bunlara rağmen Miloşeviç'in görüşlerinde bir değişiklik olmadı. 1991-1995 arasında Bosna-Hersek'i işgal eden Sırplar'ın yeni hedefi Kosova'ydı. Sırpların Bosna ve Kosova'daki saldırganlığı devam ederken, 24 Mayıs 1992'de, İbrahim Rugova Kosova Cumhurbaşkanı seçildi. Şubat 1998'e gelindiğinde ise savaş bu sefer de Kosova'da başladı. 1999 Martında Sırp Polisi Kosova köylerini ateşe verdi. Sadece bu dönemde 20 bin Arnavut kamyonlarla sınır dışı edilirken, 500 bin Kosovalı da canlarını kurtarabilmek için evlerini bırakıp göç etmek zorunda kaldı.
Kosova'daki Sırp saldırganlığı, 24 Mart 1999'da başlayan ve 78 gün boyunca devam eden, NATO hava harekâtı ile sona erdi. 9 Haziran 1999'da Sırplar Kosova'dan çekilmek zorunda kaldığında ise; 15 bin Arnavut yaşamını yitirmiş ve 1 milyon insan yollara düşmek zorunda kalmıştı.
Sırpların Kosova'dan çekilmek zorunda kaldıkları 9 Haziran 1999 tarihi, yaklaşık sekiz yıldır devam eden, Kosova'nın statüsünün belirlenmesi için yeni bir döneminde başlangıcı oldu. Birleşmiş Milletlerin 1244 sayılı kararı ile Kosova kâğıt üzerinde Sırplara bağlı kalmakla birlikte; idari açıdan Birleşmiş Milletler Kosova Misyonuna (UNMİK), güvenlik açısından da NATO'ya (KFOR) bırakıldı. Türkiye'nin komutasını devraldığı Barış Gücü KFOR'un üçte ikisini, yaklaşık 28 bin, Avrupalı askerler oluşturuyor. AB üyesi devletlerden bin kadar polis Kosova'nın çeşitli bölgelerinde görev yapıyor.
Kosova'nın statüsü müzakerelerinin başlaması yönündeki teklifin 24 Ekim 2005'te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmesiyle statü görüşmeleri resmen başlamış oldu. Müzakerelerin yöneticiliği görevi de eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari'ye verildi. Şubat 2006'da yapılan statü görüşmeleri ile Kosovalı Arnavutlar 18 yıldır devam ettirdikleri bağımsızlık mücadelesi de önemli bir adım atmış oldular.
Bir sene boyunca süren görüşmelerin sonunda, Şubat 2007'de Birleşmiş Milletler Kosova Özel Temsilcisi Martti Ahtisaari, ülkenin statüsüne dair planı kamuoyuna açıkladı. Ahtisaari Planı; Kosova'nın bağımsızlığını açıkça ifade edilmemekle birlikte, Kosovalı Arnavutların parlamento, bayrak, milli marş, ordu ve uluslararası ilişkilerde serbest hareket etme imkânı tanınıyordu. Ancak alınacak kararlarda azınlıklarında göz önünde bulundurulması talep ediliyordu. Kademeli bir bağımsızlık imkânı sağlayan plana göre Kosova'daki NATO ve AB varlığı da devam ediyordu.
Kosova'nın bağımsızlık ilanı
Ahtisaari Planı'nın açıklanmasından tam dokuz ay sonra, 17 Kasım 2007 tarihinde Kosova parlamentosunun yeni temsilcilerini belirleyecek seçimler gerçekleştirildi. Katılım yüzde 43 gibi düşük bir oranda kaldığı seçimleri aldığı yüzde 34'lük oy oranı ile Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) eski komutanlarından Haşim Taci'nin lideri olduğu Kosova Demokrat Partisi önde tamamladı. Haşim Thaci'nin, Kosova'nın 10 Aralık'tan sonra bağımsızlığını ilan edeceği yönündeki seçim vaaatleri, çok değil bu tarihten yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Kosova Başbakanı Haşim Thaci, 17 Şubat 2008 tarihinde Kosova Parlamentosu'nu acil bir toplantıya davet etti. Başbakan Haşim Thaci'nin acil toplantı davetine katılmayanlar yalnızca ülkedeki Sırplardı. Thaci, toplantıda okuduğu bağımsızlık bildirgesindeki "Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova'nın bağımsız ve hâkim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz" sözleriyle, Sırbistan Cumhuriyeti'nden resmen ayrıldıklarını ilan etti.
Kosova, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avusturya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu birçok ülke tarafından kısa sürede tanındı. Türkiye, Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan eden diğer Balkan ülkeleri gibi, Kosova Cumhuriyeti'ni de çok kısa bir sürede tanıdı. Karadağ, Makedonya ve Panama'nın, Kosova Cumhuriyetini tanımasıyla bu ülkeyi tanıyan devlet sayısı toplam atmış oldu. 20 Şubat 2008 tarihindeki resmi beyanı ile Kosova Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ilanını kabul eden bir diğer ülke de Almanya'dır. Ancak Almanya merkezli olan ve Türkiye'de birçok şubesi bulunan Praktiker Yapı Marketleri AŞ (Praktiker Bau- und Heimwerkermärkte Holding AG) isimli firma, İstanbul Güneşli'deki mağazasının giriş holünde bulunan haritada sınırları, bayrağı ve marşı belli olan bağımsız Kosova Cumhuriyeti'ni halen Sırbistan Cumhuriyeti'nin bir parçasıymış gibi gösteren bir haritayı teşhir ediyor. Praktiker'in, Almanca sayfasını incelediğimizde, bunun yalnızca Praktiker Bau- und Heimwerkermärkte Holding AG'nin, İstanbul Güneşli'deki temsilciliğine ait bir hata olmadığını üzülerek görüyoruz.
Ülkemiz sınırlarındaki ticari faaliyetlerini Praktiker Yapı Marketleri AŞ ismiyle sürdüren Praktiker Bau- und Heimwerkermärkte Holding AG'nin, uluslararası arenada atmış beş ülke tarafından sınırları, bayrağı, pasaportu ve tüm varlığı ile bağımsızlığı kabul edilen Kosova Cumhuriyeti'ni tanımamakta ısrar etmesi, halen Sırbistan'ın bir parçası olarak göstermesi ülkemizde yaşayan Arnavut kökenli vatandaşlarımız başta olmak üzere tüm Türk halkını üzmekte ve rahatsız etmektedir.
Praktiker firmasından beklentimiz; en kısa sürede bu hatasını düzelterek, merkezinin bulunduğu Almanya ve ticari faaliyetlerde bulunduğu Türkiye gibi, bağımsız Kosova Cumhuriyeti'ni tanıdığının bir göstergesi olarak bu ülkenin sınırlarının ve isminin yer aldığı yeni bir harita hazırlaması ve tüm Kosova halkından özür dilemesidir. Ne söylemek istediğimizi daha iyi anlaşılması için Praktiker Bau- und Heimwerkermärkte Holding AG'nin CEO'su Wolfgang Werner ve Türkiye Genel Müdürü Guenter Vosskaemper'e bir kez de anladıkları dilden sesleniyoruz: "Kosovo ist ein unabhängiges Land."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



