Medya son günlerde ülkenin gündeminden hiç inmiyor. En son siyasi iktidar ile medya patronları arasındaki tartışmayla yeniden gündemi işgal eden medya, bu kez de kendisiyle ilgili yapılan bir araştırmanın sonuçlarıyla gündemimize oturdu.
Gerçi “merkez medya” bu araştırmanın sonuçlarına pek ilgi göstermedi, çoğu böyle bir araştırma olduğundan okurlarını haberdar bile etmedi ama ben ortaya çıkan sonuçların mutlaka iyi analiz edilmesi gerektiğini, medyanın bu sonuçları göz önüne alarak kendisini yeniden yapılandırmasının şart olduğunu düşünüyorum.
“Okuyucu Tercihleri ve Konumlandırma Araştırması”nı uluslararası bir araştırma şirketi olan Millward Brown yaptı.
İlki 2006’da yapılan araştırmanın ikincisi için 9 Temmuz - 1 Ağustos tarihleri arasında Türkiye genelinde 25 ilde, 1742 kişi ile yüz yüze görüşüldü.
Araştırmadan çıkan en temel sonuç şu oldu: “Okuyucu gazetelerden memnun değil!..”
Burada araştırmanın çok detayına girmeyeceğim ama araştırma sonuçlarına göre; okuyucu gazetelerin içeriğini zayıf buluyor, haberlerin güvenilmez ve taraflı olduğunu ifade ediyor, çok fazla magazin olduğundan şikayet ediyor, hatta artık çoğu gazetenin birbirine “benzediğine” dikkat çekiyor.
Türkiye’de okuyucuların yüzde 63’ü “doğru haber okumak” için gazete aldığını ifade ediyor ama gelin görün ki, pek çok gazetede haberin doğrusuna rastlamak mümkün olamıyor.
Araştırma sonuçlarından çıkan bana göre en çarpıcı sonuç, köşe yazarları ile ilgili olanı…
Türk halkının yüzde kaçı köşe yazarlarını okumak için gazete alıyor biliyor musunuz?
Acı ama gerçek; Sadece yüzde 2’si!
Bu çok sarsıcı bir sonuç; Bu sonucu hem toplum hem de köşe yazarları açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
Toplum açısından bakacak olursak, demek ki toplumumuz artık köşe yazarlarının yönlendirmesine, kanaat önderliğine, yol göstericiliğine ihtiyaç duymuyor. Her şeyi çok iyi bildiği için mi bunu yapıyor; hayır, bilgiyi önemsemiyor, okumuyor, yorum, analiz, bakış açısı gibi önemli kavramlarla ilişkisini her geçen gün iyice zayıflatıyor.
Ya köşe yazarları? Toplumun okumadığı, fikirlerinden yararlanmadığı, belki de yararlanmak istediği halde yorum ve yazılarda fikir bulamadığı köşe yazarları, bu yüzde 2’lik sonuç karşısında yine eskisi gibi caka satabilecekler, ‘dünyayı kurtaran adam’ rollerinde ortalıklarda dolaşabilecekler mi? Kendilerini hiç yenilemeden köşe yazarlığını “meslek” olarak sürdürmeye, toplumsal değişim ve dönüşümleri anlayamadan yazıp çizmeye, küresel gerçeklerin farkında olmadan ahkam kesmeye hâlâ devam edebilecekler mi?
Halkın sadece yüzde 2’sinin köşe yazarı okumak için gazete satın aldığı ülkemizde, gazete patronlarının bunca köşe yazarını niçin istihdam ettiğini bilen var mı acaba?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için 



