Deprem, terör, trafik kazası gibi günlük gelişmelere bakıp da hayatımız ne kadar tehlikede diye endişelenmeye gerek yok. Bunlar kişisel olarak önlem almamız mümkün olmayan şeylerdir. Esas tehlike yanımızda ve yöremizde kol gezmektedir. Çünkü özellikle şehirlerde yaşayan insanlar görünür görünmez birçok tehlike ile iç içedir.
Şehrin nefes aldığı, insanların dinlenmek için koştuğu, çocukların özgürlüklerini tattıkları parklar ve bahçeler, çok masum yerler olarak görünmesine rağmen "görünür görünmez mikroplar"ın kol gezdiği mekânlar haline gelmiş bulunmaktadır. Özellikle büyük parkları ve Boğaz ve deniz sahillerini "sahipli köpekler" istilâ etmiş durumdadır. Ayrıca kediler de işin cabası...
Modernlik adına mı dersiniz abukluk adına mı dersiniz, ne derseniz deyiniz; gençlerin, orta yaşlıların, hatta bazı "yaşlı bayanlar"ın ellerinde bazan bir, bazan iki köpekle günün belli saatlerinde gezintiye çıktıklarını görmek her zaman mümkündür. Nihayetinde köpekler de birer canlı oldukları için, elbette onlar da "rahatlamak" isteyeceklerdir. Buna bir diyeceğimiz yok. Fakat "insan sağlığı" adına gözden kaçırdığımız hususları gözler önüne getirmek istiyorum.
Bu hayvanlar parklarda özgürlüklerini yaşamak adına ayak değdirmedikleri yer bırakmıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi küçük ve büyük çişlerini çimlerin üzerine yaparak her tarafın mikrop yuvası haline gelmesine sebep olmaktadırlar. Sahip veya sahibeleri de keyif içinde onların icraatlarını (!) seyrediyorlar. Oysa onları yakından takip edip, çişlerini çimlerin üzerine değil de, ellerinde taşıdıkları poşet vb. şeylere yaptırmaları gerekmiyor mu? Çünkü Türkiye'de "dışkı"dan insanlara bulaşan hastalıkların oranının çok yüksek olduğu maalesef bilinmiyor.
Köpeğin rahatlamak adına yaptığı şeylerin, insanlara sağlık açısından nelere mal olduğunu düşünen yok gibi. Parkta gezerken bir köpek saldırısı söz konusu olduğunda, sadece medenî cesareti olan bazı insanlardan "ses" yükselebilmektedir. Köpek korkusundan ve onların pisliğinden dolayı mağdur olan insanların sesi hiç çıkmıyor ya da tehlikenin farkında / bilincinde değiller. Maalesef çocuklar ve insanlar, köpeklerin sahip olduğu hürriyetten mahrum bir şekilde parklarda ve bahçelerde korkarak dolaşmaktadırlar.
İstanbul'da ve Anadolu'nun birçok şehrinde belediyeler adına çok güzel bir gelişme olarak kaydetmekte fayda vardır: Ağaçlandırma ve çimlendirme faaliyetleri, park ve bahçelerin düzenlenmesi gibi etkinlikler oldukça başarılı bir şekilde sürdürülmektedir. Şehrin çehresini değiştiren bu faaliyetleri alkışlamamak mümkün değildir.
Ancak, dört duvar arasından ve beton yığını apartmanların sıkıcılığından kurtulup bu çimlerin üzerinde yalın ayak dolaşmak isteyen veya piknik yapmak maksadıyla sere serpe uzanan insanları, özellikle de çocukları, masum bir görüntüye sahip olan parklarda ve bahçelerde nasıl bir tehlikenin beklediğini bilmem anlatabiliyor muyum?
"Ortak mekânlar" birçok "insan" tarafından kullanıldığı için, buraları kullanan insanların birbirlerine karşı saygılı davranmaları gerekir. Siz köpeği çok sevebilirsiniz, hayatınızın bir parçası olarak da görebilirsiniz, hatta evinizde de aynı ortamı paylaşabilirsiniz, fakat köpeklerle aynı hayatı paylaşmayan insanların varlığını da hesaba katmak durumundasınız, sağlık adına...
Medenîlik diye medeniyetsizliğin yaşandığı hallere şahit oluyoruz. "Eğitimli" de olsa köpeğin neye nasıl tepki göstereceğini önceden kestirmek güçtür. Meselâ bisiklet süren bir insana saldırıp, adamı bisikletten düşüren ve köpeğe değil de sahiplerine, "Niçin köpeğinize sahip olmuyorsunuz?" diye tepki veren insandan özür dilemek yerine, "Ne olmuş yani!" deyip adama diklenerek dövmeye kalkışan "köpek severler"e şahit oluyoruz.
Parkta veya sahilde trafiksiz ortamda rahatça yürümek isteyen, özgürce koşmak, oynamak isteyen çocukların ve annelerinin, aynı ortamı paylaşan sahiplerinin gezintiye çıkardıklar köpeklerden nasıl korktuklarına ve tedirgin olduklarına kaç kere şahit olmuşumdur.
Ben dahi bazı köpeklerin mağduru olmuşumdur. Isırmasa bile "relaks" bir halde dolaşırken veya böyle bir gezintiye çıkmışken, köpeğin üzerinize üzerinize gelmesi, insanı haddinden fazla tedirgin etmektedir. Niçin ben böyle bir "korku ve tedirginlik" halini yaşamak zorunda kalayım ki? Sahipsiz köpeklerden korkmuyorsunuz, fakat değişik boylardaki oldukça bakımlı "sahipli köpekler" insanı fena halde rahatsız ediyor.
Özellikle çocukların mekânı olması gereken "parklar"ın birtakım hayvanlarla paylaşılmasına gönlüm razı değildir. Artık şehirlerde köpeklerin ayrı mekânları olmalı, çişlerini insanların istifadesine sunulmuş çimlerin üzerine asla yapmamalı ve yaptırılmamalıdır.
"Sokak köpekleri" dahi rastgele yerlere çişlerini yapmaktan imtina ettikleri halde; "sahipli köpekler"in sokağa çıkar çıkmaz, sahiplerinin gözü önünde sokaklara ve caddelere rastgele çişlerini yaptıkları bana çok manidar geliyor. Güya bunlar "eğitimli" köpekler! Bu kadar da olmaz ki! Aslında sorun köpekten değil köpeğin sahibinden kaynaklanmaktadır. Dudak bükülerek bakılan "köyler"de bile böyle şeylere şahit olmak mümkün değildir. Çünkü köylerde köpek ev ortamına da girmez ve giremez, köydeki köpek haddini bilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



