Her şehrin kültürü, hayat telâkkisi ve yaşama biçimi, yetiştirdiği insanlar tarafından temsil edilir. Bu bakımdan Kayserili, Sivaslı, Malatyalı, Erzurumlu, Bursalı, İzmirli, Trabzonlu ne kadar başka şehirlilerden farklı özelliklere sahipse, Konyalı da öyle. Tipik bir Kayserili Konyalı da ilk anda farkedilecek özelliklere sahiptir. Bu bakımdan, benim gibi hayatını memleket kültürüne adamış insanlar Anadolu veya Trakya kökenli insanları, hatta Rumelili tipleri görünüşlerinden tanıması mümkün.
Öte yandan Necip Fazıl ne kadar Maraşlı, Mimar Sinan ne kadar Kayserili ise, ben de o kadar Kayseriliyim. O yüzden bu ülkenin neresinde bir kültürel faaliyet, özellikle de kitap yayını görsem sevinir, gönülden desteklerim. Fakat Konya’nın bendeki çağrışımları çok farklı. Hem Mevlâna’nın bu şehre damgasını vurmasından ötürü, hem de kendimi yazıyla ifade etmemdeki etkisinden dolayı Konya’nın gönlümde ayrı bir yeri var. Oradan gelen bir kültürel haber, kitap veya dergi beni mutlu eder.
İstanbullulara göre İstanbullu olmak, ancak anneannenin veya babaannenin İstanbullu olmasıyla mümkün iken, Anadolu’da bir şehirde 40 yıl kalanı o şehrin yerlisi saymak eğilimi vardır. Bu da güzel bir şekilde şehirlilerin kaynaşmasını sağlar. O yüzden, Anadolu’nun başka şehirlerden gelip İstanbul ve Ankara’ya yerleşenlerin bölgecilik yapması, garip olduğu kadar da ayıp tabii... Kamu görevi yapanlar bütün sosyal ve kültürel faaliyetlere eşit davranmalıdır.
Şehir kitapları ile şehre damgasını vuran insanlar
Her şehir kendi kültürünü mahallî faaliyetlerle ve belediye yayınlarıyla olduğu kadar, bunların tanıtımıyla da ilgilenmesi ve tarihi kimliği kültür mirasıyla birlikte ortaya çıkarması, yeni nesillere aktarması gerekir. Çünkü sosyal değişimden şehir kültürü çok etkileniyor. Bu anlamda, Belediye Kültür Yayınları’nın genel kültür yayınları arasında çok önemli bir yeri var. Böylece, bin yılda teşekkül eden Anadolu şehir kültürleri kayda geçirilmiş olur. Bu faaliyetler, değişime direniş bakımından çok önemli olmasa da yeniden teşekkül eden şehir kültürünün yerli ve millî olmasına çok büyük katkılarda bulunur. Global köye dönüşen dünyamızda, kimliklerin ve kişiliklerin korunması böyle mümkün olur. Çünkü bir şehrin kültürüne sahip çıkmak kendi kimliğine sahip çıkmaktır; orada büyüyüp dünya çapında başarılar elde eden insanlara da sahip çıkmaya yol açar. Bunu kamu kuruluşları kadar özel teşebbüs de yapmalı…
Son on üç yılda belediye başkanı olan pek çok yönetici, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde çok önemli eserler yayınladılar. Bunlardan bazıları ancak Kültür Bakanlığı ve Üniversite yayını olabilecek kadar ilmî, bazıları da -yine o belde ile ilgili- herkesin okuyabileceği kadar popüler kitaplardır. Böyle olması da tabii. Çünkü şehir kültürü ne sadece ilim adamlarını ve ne de sadece popüler kitapları okuyabilen insanları ilgilendirir. Her seviyeden insan, yaşadığı belde hakkında bilgilenebilmeli, kendini geliştirebilme imkânı bulabilmelidir. Medeniliğin her yerdeki ölçüsü budur. Bu anlamda Anadolu şehirlerinin örneği Konya’dır.
Konya’nın gerek belediye yayınında, gerekse özel yayıncılıkta bütün Türkiye’ye örnek olacak kadar zengin bir uzak ve yakın geçmişi var. Bu bakımdan ben Anadolu’nun bir çok şehri yanında Kayseri’nin de bu konularda Konya’yı örnek almasını istemişimdir. Özellikle Mevlâna çevresinde yapılan yayınlar, “sahib-i belde” idrakiyle gelişmiş ve örnek olmuştur.
Pek çok kere gittiğim Konya’da çok sevgili dostlarım, arkadaşlarım var. Onların orada ve Türkiye genelinde yaptıkları şeyleri her zaman takdirle andığım bilinir. Orada geleneksel sanatların her türü gibi minyatürü, resmi, müziği, folkloru, tiyatrosu ile her türlü kültür faaliyetleri yanında, zengin bir mahalli yayın olduğunu da ifade etmek gerekir. İki üniversitesi ve pek çok yayıneviyle ilim, fikir ve sanat tarihi faaliyetlerini kitaplaştırarak devlet kurumlarına bile yol açıcı örnek çalışmalar ortaya koymaktadırlar. Son dönemdeki anakent ve ilçe belediye görevlileriyle özel yayın yapan, bu yayınları takip eden bütün Konyalı dostları tebrik ederim...
Bunları yazmama sebep, Konya Kitap Dünyası’ndan gelen bir paket kitap oldu.
Çalışkan kardeşler
Birbirlerinden farklı yayınlar da yapsalar, bazı konularda farklı düşünseler de bildikleri yolda çalışmaktan ve Konya’dan dünyaya ilim, fikir ve sanat eserleri yaymaktan geri kalmayan iki kardeşten söz etmek istiyorum: Mustafa Çalışkan ve İsmail Çalışkan kardeşler…
Uzun süre Esra Sanat Yayınları adıyla yayınladığı kitaplarla ve pek çok farklı yayın ve kitap dağıtım kuruluşlarıyla hizmet veren Mustafa Çalışkan’ı sanat ve kültür çevresinden pek çok insan tanır. Onun yeni yayınlarının adları, Rûmî Yayınları ve Kardelen… İlki Konya ve Mevlâna çevresindeki kültürel konulara yönelik yayın yapıyor. Bunlardan bir kısmının adları şöyle: Konya Şehir Rehberi (Türkçe ve İngilizce iki ayrı baskı), Sipehsâlâr Risâlesi, Mevlevi Mezar Taşları / Dr. Naci Bakırcı, Kubbe-i Hadra’nın Gölgesinde (Mevlâna Üzerine Makaleler) / Prof. Dr. Emine Yeniterzi, Mesnevi’den Seçmeler / Mustafa Özçelik, Hazret-i mevlâna’nın Duaları / Seyyid Fâzıl Mehmet Paşa… Bunların bir kısmı tabii sadeleştirmedir.
Kardelen Yayınları’nın daha çok ilk ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik yayınları yanında, Prof. Dr. Mikail bayram’ın Şeyh Evhadüddin Hâmid el- Kirmânî ve Menâkıbnâmesi gibi ilmi eserler de yayınladığı görülüyor. Bunların başarılı olmasını, kurduğu dağıtım ilişkileriyle bütün Türkiye’deki kitapçılarda bulunabilmesini temenni ederim. Çünkü Türkiye’de yapılan yayınlar böyle yaşar. Konyalı yayıncılar dağıtım işinde de öncülük yapabilirler.
İsmail Çalışkan da Nüve Kültür Merkezi odaklı yayın faaliyetleriyle daha genç sanat ve edebiyat adamlarının eserlerini yayınlama çabasında görülüyor. Şiir, hikâye, roman ve deneme kitapları yanında o da bütün Konyalı kültür adamları ve yayıncılar gibi ilmi eserlere ve sanat tarihi kitaplarına yayınları arasında yer veriyor. M. Sabri Doğan’ın İslam Su Medeniyeti ve Konya Suları adlı kitap, bu anlamda prestij yayınlarına benzer bir titizlikle hazırlanmıştır.
Bu arada, Romantik Kitap dizisinde pek çoğu Konyalı sanatçılar yanında, bu şehrin dışındaki yayınlarda da tanınan Hüzeyme Yeşim Koçak gibi sanatçıların kitaplarına da yer veriyor ve İstanbul merkezli dağıtım planlıyor. O yüzden ben de Kalbimin Coğrafyası adlı son şiir kitabımın bu yayın dizisinden çıkmasını istedim. Gerçekten zarif ve sevimli kitaplar basıyorlar. İki kardeşle onlarla birlikte kültür ve sanat yayınlarına gönül veren dostlara teşekkürler...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



