Ferhan Şensoy’u hep şaşırtıcı bulmuşumdur. Kavuk sahibidir ama kavuğun kimin kavuğu olduğu, kim tarafından verildiği meçhuldür. Tiyatro sahnesinde başarılı oyunlar oynamış, dindar insanları aşağılayan oyunlara da imza atmaktan çekinmemiştir. Televizyon için çeşitli dönemlerde denemeler yapmış ve başarısız olmuştur. Sinemada ise yine tutmayacak ve kendi oyunculuk kariyerine yakışmayacak adımlar atmıştır. Ama bütün bunlar Ferhan Şensoy’un önemsiz bir kişi olduğunu göstermiyor. Her şeye rağmen sahnelerde ve tiyatromuzun zor dönemlerinde ayakta ve oyunlar oynuyor.
Türkiye’de şöyle bir hastalık yaygındır sanatçılar arasında. Eğer sanat verimi düşmüşse, onun işi sağa sola saldırmaktır artık. Medyaya verilen röportajlarda ne dediğini bilemez halde savrulup dururlar. Kendilerine söylenenleri yanlış anlarlar, olmayacak cevaplar yetiştirmeye çalışırlar. Kendileri hakaret ederler ama kimsenin onlara eleştiri yapmasına tahammül edemezler.
Benim için bunlar, olağan şeyler. Eski cumhurbaşkanlarının görev başındayken ülkeyi "darbe"der hale getirip şimdi de tam tersi konuşmalar yapıp akıllı adam, iş bilen adam rolü oynamaları gibi.
Ferhan Şensoy, Vatan gazetesine bir konuşmuş pir konuşmuş! Önce Hasan Celal Güzel’e sataşmış.
Oyun sahnelediği Şan Tiyatrosu'nun dönemin "Özal hükümetinin bilgisi dahilinde yaktırıldığını" söylüyor ve bir de isim veriyor. Şan Tiyatrosunu ve aynı zamanda kendisinin de yakılması emrini Hasan Celal Güzel vermiş. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Güzel, "Ciddiyse doktora gitmeli" diyor. Hasan Celal Güzel, bu açıklamalara elbette gülüp geçecek. Ama biri daha var ki sanırım dava açacak. O da Ulvi Alacakaptan. Önce Alacakaptan’a kulak verelim. cemaat.com’dan Yusuf Armağan’a şöyle anlatıyor durumu: "Zaman'ın ilk aylarıydı. Muzır Müzikal hakkında bana ilk bilgiler ulaştığında önce provalarına gittim fotoğraf çektim sonra da davetli olarak Genel Prova’yı izledim. Yazdığım yazı sadece Müslümanlar'ı oyuna gitmekten alıkoymak içindi." Ferhan Şensoy’un suçlaması ise şu: "O günlerde Zaman Gazetesi'nde eski bir tiyatrocu olan Ulvi Alacakaptan bize saldırıyor... Tam bir provokatör. Tanımaz mıyım canım? "Şahları da Vururlar"da Şah'ı oynuyordu. Benim tiyatromdandı. Sonra şizofren, sonra da Müslüman oldu. Bu doğru bir trajedi aslında, önce şizofren sonra Müslüman olunabilir, işte bu adam beni hedef gösteriyordu..."Dinimize küfrediyor, peygamberimize küfrediyor" diye bir kampanya var... Bir akşam çıkıyoruz sahneye, başında beyaz takke olan 200 kişi var salonda. Adnan Hoca'yı oynuyorum. "Bu sabah bana laba luba suresi indi" diye laba luba suresi okuyorum, içinde Ceyar filan da var surenin." Şu açıklamalardaki tahrike bakın!
Ferhan Şensoy’un yaptığı, bugünlerde ortaya çıkan batı dünyasının ‘Müslümanları özgürlük sınavına çekmek(!)’ için ortaya koyduğu karikatürlü hakarete benzer bir provokatif oyun sahnelenmiş ve dindar insanlar tepki göstermişti. Bu arada Ulvi Alacakaptan’ın bile "anılarım vardı" dediği Şan Tiyatrosu da yakılmıştı. Bugün bu konuyu Ferhan Şensoy’un gündeme getirip saldırgan bir tutumla etrafı suçlamasını ben yalnızlığına yormuştum. Şensoy’un intikam için yıllar sonra kendi oyuncu arkadaşını hedef alması bir cevap hakkı doğuruyordu. Arda Uskan’ın söyleşisinde Hasan Celal Güzel iddialara cevap veriyor ama Ulvi Alacakaptan’a kimse görüşünü sormuyor. Peki Alacakaptan cevap hakkını nerede kullanacak? cemaat.com’un önemi de burada ortaya çıkıyor. Peki benim suskunluğum neden cümlelerinde yer buluyor? Zaman gazetesinden arayan arkadaşa söylediğim gibi, ben bu tarz tartışmalarda taraf olmak istemiyorum. Evet, Ulvi Alacakaptan’ı eleştirdim, yarın yine olumsuz bir şey gördüğümde görüşümü söyleme hakkım var. Onun da –ismimi deforme etmemek şartıyla- beni eleştirmesi çok doğal.
Öyleyse beni bu satırları yazmaya iten ne? Ferhan Şensoy’un hezeyanlarının karşılıksız kalmasına üzüldüm. Yıllarını tiyatroya vermiş bir sanatçıyı bir çırpıda harcayacak umarsızlığı göstermesi üzdü beni. Görüşüne katılmayabilir Alacakaptan’ın, ama onun inancını aşağılamaya da hakkı yok. Şimdi biri çıkıp Danimarkalı Ferhan dese yine hedef mi göstermiş olur?
Bu ülke çok yoruldu bu aşağılamalardan sayın Ferhan Şensoy. Oyuncu olarak varlığını farkettiremeyip artık kulislerde unutulmak korkusuyla yaşayan tiyatrocuların saldırganlaşmasından da bıktık artık. Siz yine Yılmaz Erdoğan’a, diğer tek kişilik gösteriler yapıp sizi çıldırtanlarla savaşın. Magazin basını sizi sever! Siz yeter ki yükselme trendindekileri eleştirin. Bir köşeye itilmişliğinizle başa çıkmak için oyun sahnelemenize de gerek yok. Ferhangi Şeyler’de yaptığınız gibi, gazete başlıklarından komik durumlar çıkarmayı magazin sayfalarına havale edin, oralarda oynayın. Müslümanlar kendini beğenmiş, karşısındakini değersiz gören anlayışsızlıktan yaka silkiyor.
Bakın ne güzel bir tartışma çıkmıştı ortaya. Kavuk kime teslim edildi? Münir Özkul size takke mi verdi, kavuk mu? Eğer verdiği takkeyse Ulvi Alacakaptan’dan, ya da köşedeki cami imamından alacağınız bir ders var.
Onu da siz bulun artık!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



