Her siyasi partinin yasal sınırlar içinde yapmakla yükümlü olduğu kongreler ya da kurultayların önemi ve belirleyiciliği o partiler için mutlaka bir anlam ifade ederler. Bazen de bu önem ve belirleyicilik daha vahim ve acil bir nitelik kazanabilir. Ayrıca kişisel imkan, fırsat ve beklentiler daima sözkonusudur ama buradaki önem ve belirleyicilik pek az ve belirli zamanlarda ortaya çıkar.
Bir yönüyle, hafta sonu gerçekleştirilecek Saadet Partisi kongresi açısından bu nitelikler geçerlidir. Yeni yüzler parti örgütünde görev üstleneceklerdir. Şartlar gereği parti programı yenilenebilecek. O zamana kadar yapılan faaliyetlerin dökümü ortaya konulacak. Tesbit edilecek eksiklerin giderilmesine yönelik kararlar alınacak. Yeni stratejiler ve hedefler belirlenecek. Bir genel muhasebe yapılacak vb. Her seçim bittiğinde bir sonraki seçimin çalışmasına başlamayı ilke edinmiş Saadet Partisi, eşdeyişle Millî Görüş mensublarının her dem canlı ilgileri bu kongrede de tezahür edecektir.Bunda kuşku yok.
Diğer yönüyle, Saadet Partisi'nin yapacağı bu kongre, dünya ve Türkiye bakımından olağanüstü şartların üstüste bindiği bir zaman diliminde, önem ve belirleyiciliğiyle farklı anlamlar yüklenmek durumundadır. Dünya sistem ve siyaseti, kapitalist uygulamaların insanlığın kaderini derinden sarsmasıyla derin bir bunalım geçirmektedir. Sistem ve siyasetin insanı bu kadar istismar ederek varlığını sürdürmesi ancak köklü bir seçim ile mümkün gözükmektedir. İnsan manevi varlığı bakımından talan edilmişliğini derinden duymasa bile, olayların somut yakıcı etkileriyle her an bunu yaşamak zorunda kalmaktadır. Özgürlükler ve haklar gerçekleşme ortamının bulanıklaştırılması tehlikesiyle karşı karşıyadır. Barış düşüncesi en anlamsız ve saçma savaş kışkırtmalarıyla yokedilebilmektedir. Adalet, güç ve mekanizmasını kullananın keyfi istemleriyle özdeş hale getirilmiştir. ABD süpergüç, anladık da, küçük çıkarların bu kadar büyütülmesi adına insani ve manevi değerlerin, erdemlerin ve ilkelerin koflaştırılması ayrı bir sorun oluşturmaktadır.
Elbette Türkiye de bu dünyada bulunduğuna göre, sistem ve siyasetin bu durumundan, kimi zaman doğrudan, kimi zaman dolaylı yoldan etkilenmektedir. Böyleyken Türkiye'nin, bu etkilenmelerden kaynaklanmakla birlikte, kendi özgül şartlarından doğan sorunları sözkonusudur. Bu sorunları ayrı ayrı tadât etmek kuşkusuz mümkün değildir ama belli bir nirengi noktasında tasnife çalışmak yararsız olmayacaktır.
Toplumsal bakımdan toplumumuz, bilinçaltının da baskısıyla "değişim" isteği algılaması içinde olduğu sanısına rağmen, değişim ile başkalaşım salınımı sürecinde görünmektedir. Sözgelimi, anî ve derin şok geçirmiş birisinin bir takım görüntüleri görmesiyle o anda verdiği bilinçli tepkisine benzer bir durumdan bahsedilebilir. Görüntünün algısına bağlı bilinçli tepki bir anda "vision"a, aldatıcı görünüş kışkırtmasına dönüşebilmektedir. Somut örneklerini sıkça görmekteyiz.
Siyaset bakımından kabaca ifade etmek gerekirse, yerli, eşdeyişle millî olma ile, yaygın bir kullanıma sokulan küresel (global) olma durumları birbirine karıştırılmış bir görünüm sunmaktadır. Söz gelimi Türkiye'nin uygarlık ve tarihten tevarüs edilerek gizilgüç olarak varolan "stratejik derinlik"ini, eşdeyişle sorumluluğunu, kapitalist emperyalizmin dünya ölçeğinde jandarmalığına soyunmuş ABD'nin çıkarlarıyla özdeşleştirmekte olduğu gibi. Yerli ve Küresel olma durumları arasında hassas ilişki ve dengeyi anlamlı çizgiyi gözetmeden uygulanacak bir siyaset, sadece siyaseti ve iktidarı başkalaştırmakla kalmaz, doğrudan bir kişilik, varlık sorununa da evrilebilir. Aynı şekilde millet, devlet, ülke, uygarlık, kültür, yaşama tarzı, daha önemlisi cansuyu olan inanç ve ilkeler de hedefini şaşırmış bir salınıma uğratılırlar.
Özetle, Saadet Partisi kongresinin yapıldığı ortamın olağanüstü hale gelmesini hazırlayan şart ve nedenler titizlikle gözetilmeyi adeta zorlamaktadır. Ki başta Saadet Partisi yönetimi ve Millî Görüş mensuplarının sağduyusuyla, hoşgörüyle, vekar, ciddiyet ve azimle, öncelikle vefayla davranmasını adeta buyuran da bu nazik görünümdür. Müslüman, iki defa aldanmaz düsturunu hatırlatarak, kongrenin hayırlara vesile olması dileğini tekrarlayalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




