Gerek küresel gerekse ülkemizdeki gelişmeler önümüzdeki senenin bir öncekine göre daha zorlu olacağına işaret ediyor. Büyük bir ihtimalle aşırı risk taşıyanlar diğerlerinden çok daha fazla zorlanacak ve yıpranacak; risk alma isteği azaldıkça belirsizlik ve kırılganlık artacak. Bu durum çok iyi bilindiği için aşırı risk taşıyanlar, siyasi iradeden ve Merkez Bankası'ndan daha fazla destek arayışında olacaklar; söz konusu kesimler bu talebe cevap vermeye çalışıyor ise kısa vadeli bir rahatlama belki yaşanacak, ancak bunun orta vadedeki toplumsal maliyeti ağır olacak ve bunun adı yumuşak iniş olacak. Olumlu yanıt verilemiyor ise sert dalgalanmalar yaşanacak ve ortalık karışacak. Özetle söylemek gerekirse eşanlı olarak herkesi göz boyayarak da olsa memnun etmek pek mümkün olamayacak, istikrarsızlık kademeli olarak artacak.
Merkez Bankası tarafından açıklanan 2012 yılına ilişkin Para ve Kur Politikası'na ilişkin genel çerçevenin, finansal piyasaları ve aşırı risk taşıyanları neden gerdiğini anlamak zor olmuyor. Belli ki umdukları desteği pek bulamayacakları bir ortam var. Dünya ekonomisinde işler iyi gitmiyor, risk alma konusundaki isteksizliğe bağlı olarak sermaye hareketleri daralıyor ise bir yandan döviz kuru ve faizler yükseliş eğiliminde olacak, diğer yandan iç talep daralıyor olacak; başka bir deyişle enflasyon, büyüme, işsizlik başta olmak üzere tüm beklentiler olumsuzlaşacak. Menkul ve gayrimenkul şeklindeki varlık değerleri gerileyecek, değişik sebeplerle ciddi boyutta risk taşıyanlar telafisi pek mümkün olmayan kayıplarla tanışmak durumunda kalacaklar; ne siyasi iradeden ne de Merkez Bankası'ndan umdukları boyutta bir destek gelemeyecek... Aksine geçici de olsa küresel düzeyde bir iyimserlik söz konusu olur ise Türk Lirası kısmen değerlenecek, kısa vadeli faizler gerileyecek, iç talep daralmayacak, bilançolar yıpranmadığı için siyasi iradeden veya Merkez Bankası'dan özel bir desteğe ihtiyaç olmayacak. Ancak herhangi bir aşırılığı engellemek adına piyasalara müdahale edilebilecek. Bu tablo risk taşıyanlar açısından, işler iyi gider ise elde edilecek gelirlerin sınırlı, aksi durumda ise çok büyük olacağına işaret ediyor. Bu durum risk alma isteğinin kademeli olarak azalabileceğini, en iyi ihtimalle ekonominin durgunlaşma eğiliminde olacağını söylüyor.
Başka bir deyişle küresel koşullar olumlu ise yüzler gülecek, kısa vadede olumsuz seçenekler arasında en az olumsuz olanın yaşanıyor olmasına şükredilecek ve sorunlardaki ağırlaşma göz ardı edilecek. Fakat küresel koşullar olumsuzlaşıyor ise herkes kendi başının çaresine bakmaya, kendi hesabına itibar kaybını asgaride tutmaya çalışacak. Küresel koşulların 2012 yılının ilk yarısı için iyi şeyler söylemiyor olması kısa vadede gerginliğe sebep oluyor. Azaltılamayacak boyutta risk taşıyan ve etkili-yetkili kesimlerden umduğunu bulamayanlar ya olumsuz tepki veriyor, ya da lobi yaparak kendi lehine değişiklik yapmaya çalışıyor. Diğerleri ise ya uyuyor ya da birileri uyur iken bir an önce risklerini azaltmaya çalışıyor. Sonuçta döviz kuru ve faizler yükseliyor, iç talepten daralma sinyalleri geliyor, belirsizlik ve kırılganlık artıyor. İç talebe yönelik yatırım yapmış ve büyük risk almış olanlar rahatsızlıklarını gizleyemiyor. Zira iç talebin daralması, kredilerin pahalanması ve bulmanın zorlaşması gibi güçlenen eğilimler nakit akışları zorlayacak gibi görünüyor. Böyle olmaması için dua etmek yetmiyor ve tedbirsizliğin bedeli ağırlaşıyor.
Evet 2012 yılının ilk yarısı önceki dönemlere göre daha zorlu olacak. Fakat bu ikinci yarının daha iyi olacağı anlamına gelmiyor. Bir şekilde bu dönemi atlatmanın yolunu bulur, işler düzelince durumu toparlarım diye düşünenler yanılıyor. Küresel koşullar muhtemelen ikinci yarıda da düzelmeyecek, ticaret hacmi ve risk alma isteği bir daha asla eski güzel günlerdeki gibi olamayacak... Sağlam hesap, durum düzelmeyecekmiş gibi tedbirli olmayı gerektiriyor... Hayal peşinde koşmadan, ayağımızı kısmen küçüleceğini bildiğimiz yorgana göre uzatmak zorunda kalacağmız günler kapımızı çalıyor...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



