Meselelerimiz düğümleniyor, çözüm olarak gördüğümüz tek başına iktidar süreçleri de çözüm olmaktan çıkıyor. Türkiye, ciddî tıkanmaya doğru gidiyorsa bunun temelinde; bir partinin tek başına iktidar olmasının kendisine sağladığı kontrolsüz güç, muhalefetin muhalefetsizliği, düşünce yerine kavga ve gerilim üreten bir siyasi yapılanmanın yattığını herkes fark etmeye başladı. "Koalisyon" artık, siyasetin kutuplaşmasından beslenenler dışında kimseyi korkutmuyor. Çünkü koalisyon, meselelerin enine-boyuna tartışılmasına imkan sağlıyor. Yeni görüşlere ve çözüm önerilerine kapı aralıyor. Ancak, bütün bu fırsatlar koalisyonun olumsuz çağrışımıyla yok edilmeye çalışılıyor.
28 Şubat süreci gibi ağır bir sürecin yaşanması ve ustaca yürütülen politikalarla kitleler, koalisyonu olumlu düşünmede zorlanıyor. 2001 krizi ve bıraktığı etki de bunun cabası. Aslında hem 28 Şubat süreci hem de 2001 krizi, bir koalisyon hükümeti olmasına rağmen milletin lehine icraatlar ortaya koyan 54. Hükümetin düşürülmesinin tabii bir sonucuydu. Son on yıllık tek başına hükümetin rakamlarıyla 54. Hükümet dönemi rakamları karşılaştırıldığında, tek başına mı, koalisyon ile mi ülkeye daha fazla faydalı olunduğu ortaya çıkacaktır. Bu ortaya çıkmasın diye sürekli 2001 rakamlarıyla karşılaştırmalar yapılması düşündürücü değil midir? Halkı güncel yanılgılarla aldatarak koalisyondan soğutulması bu farkın fark edilmesini önlemeye yönelik olmasın!
Halkımızın, mevcut yöneticilerini hâlâ Milli Görüş ruhuyla bilmesi ise, koalisyona bakışı olumsuz kılan diğer bir önemli sorundur. 11 ayda işçisiyle, esnafıyla, memuruyla, çiftçisiyle milletine kat ve kat kazandıran bir ruh şayet bu iktidarda olsa idi, şimdi kimse kredi kullanmak zorunda kalmazdı bence. Çünkü kredi demek, imkansızlık demektir. "Kredi"ye yüklenen olumlu hava aynı şekilde "tek başına iktidar"a da yüklenilmiştir. Biz havaya değil, sonuçlara bakmak zorundayız. Çözümü koalisyon sağlayacaksa koalisyondan yana olmalıyız.
Koalisyona olumlu havayı kazandıracak tek şey: Milli Görüş'ün kendisini daha etkin ve dinamik hâle getirecek düşünce üretimi ve yeni bakış açıları sağlamaya yönelik atılımları olacaktır. Dikkat çekici bu atılımlar sayesinde milletimiz, koalisyon sayesinde bu atılımlarla çözümün sağlanacağına yeniden inanabilir. Tabanına güven sağlayacak ve onlara kendisini çekici kılacak bir canlılık verecek bir yapılanma ve heyecan ile de bu tetiklenebilir.
Milli Görüş'ün, sahip olduğu düşünce, milletimizde karşılık bulması ve onun benzeri bir siyasi partinin bulunmaması, yapacağı çığır açıcı icraatları noktasında koalisyon rüzgarlarını estirmeye yeterlidir. Elbette ki bu hamle; yeniden büyük bir heyecan yayarak ve çıkış yaparak Türkiye'nin önünü yeniden açabilecek düzeyde gerçekleşmesiyle başarılabilir. Milletimizin büyük bir düş kırıklığı olarak yaşadığı tek parti süreç ve algılamalarının değişmesiyle de teknik olarak Milli Görüş düşüncesinin ülkemizde yeniden sahne alması mümkün olacaktır.
Türkiye'de Milli Görüş hareketinin önünü açmaya yönelik düşünce ve eylem planında tüm şartlar mevcuttur. Geriye sadece zihni planda yaşanacak olan bir deprem kalmıştır. Günü kurtarma politikaları neticesinde bu deprem de artçıları noktasında kendisini göstermiştir. Büyük bir dinamizm ile sahnedeki eski yerini almak için elinde büyük bir fırsat bulunan bu camia gerekli adımı attığında, milletimizin koalisyona yüklediği anlam da değişecektir. Çünkü koalisyonlar, lokomotif arayışının bir sonucudur. Lokomotif bulunduğunda kimse ona vagon bulmakta güçlük çekmeyecektir. Vagonların sayısının ne olacağı da, böyle lokomotif bir hareketi elbette düşündürmeyecektir. Koalisyon çözüm için bir formüldür, demokrasi varolduğu sürece...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



