Samsun'da başlayan yumruklu tepki Kayseri'ye oradan Çankırı'ya ulaştı. Oradan da Diyarbakır'a Ak Parti İl Başkanına ve futbol sahalarına kadar giden bir salgınla karşı karşıyız görüntüsü ortaya çıkıyor. Bu olaylar ister isemez "Kuş ya da domuz gribi salgını gibi şimdi de yumruk salgını mı yaşıyoruz?" sorusunu akla getiriyor. Peşpeşe gelen yumruklu saldırıların hepsini tek bir kaynağa bağlamak doğru olmaz diye düşünüyorum. Bazılarının anlık öfke sonucu bir tepki olduğunu düşünmek akla daha uygun geliyor.
Ancak Samsun'da Ahmet Türk ve Kayseri'de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'a yönelik saldırıların kişisel tepkinin ötesinde bir araştırmaya tabi tutulması ve sonucunun kamuoyuna en kısa zamanda duyurulması gerektiğine inanıyorum. Samsun'daki yumruk olayının ardından oluşan tepkiler ve daha sonra Güneydoğu'dan peş peşe gelen şehit cenazeleri ister istemez birtakım güçlerin yeniden harekete geçmiş olabileceğini, birtakım çetelerinin kökünün kazınamadığını düşündürüyor. Bu arada Samsun'un Ladik ilçesinde devriye gezen polis otosuna düzenlenen saldırı ve iki polisimizin hayatını kaybetmesi hadiselerinin birbirine bağlı olduğu düşünüldüğünde ülkenin bir karmaşanın içine çekilmeye çalışıldığını söylemek sanıyorum felaket tellallığı yapmak anlamına gelmeyecektir.
Bir diğer ifade ile ülkemizde hala kanla beslenen gruplar vardır ve bunlar, "Biz daha ölmedik" mesajı veriyor olabilirler. Bu arada Kayseri'deki saldırının istihbaratının önceden polise bildirildiği yolundaki haberler de insanı düşündürüyor. Medyaya yansıyan bu bilgilerin doğruluk derecesi hususunda da toplumun bilgilendirilmesi gerekiyor.
Geçmişte yaşanmış olaylar olmasa elbette bu yumruklu saldırılar üzerinde durmaya değmeyebilir. Ama geçmişte yaşanan bazı saldırıların ardından ilk planda yapılan resmi ve gayri resmi açıklamalar, medyada yazılan ve söylenenler ile işin aslının farklı olduğunu bugün artık biliyoruz. Bu bakımdan saldırganların birtakım kişisel özelliklerini ön plana çıkartan yayınların hedef saptırmaya yönelik olabileceğini ihmal etmemek gerekiyor.
Çünkü, geçmişte işlenen cinayetlerin failleri ilk ifadelerinde saldırıyı tek başlarına ve hiçbir grup ya da örgütle ilgilerinin olmadığını söylemişlerdi. Aradan yıllar geçti bir de gördük ki çok farklı ilişkiler yumağı ile karşı karşıyayız.
Bu arada görünen o ki, saldırganların az da olsa toplumsal dayanakları var. Hemen birileri geçmişte benzerlerine sıkça rastladığımız internette saldırganlara yönelik sevgi gösterilerinde bulunan gruplar oluşturmuş. Yani bazıları yumruklu saldırılardan zevk almışlar, bunu vatanseverlik olarak algılamış ya da böyle takdim etmekte yarar görüyorlar. Eğer vatanseverlik senin gibi düşünmeyenleri vatan haini ilan etmek, dövülmesi ve öldürülmesini hoş görmek anlamına geliyorsa böyle bir anlayışı sağlıklı bir ruh hali ile izah etmek sanıyorum mümkün olmaz. Şu anda devam eden bazı davalara bakarak geçmişte kendilerini vatansever ilan eden bazılarının darbe planları hazırladığını, birtakım faili meçhul cinayetlerin bile sırf bu yaklaşımla işlenebildiğini görüyoruz.
En azından uzunca bir süreden beri devam eden soruşturma ve yargılamalarda zabıtlara geçen bazı iddia ve ifadeler bunu gösteriyor. Bu bakımdan son yumruk salgınının iyi araştırılması ve değerlendirilmesi gerekiyor. Temenni etmeyiz ama bu işin altından da birtakım örgütlerin çıkması sürpriz olmaz. Bu arada yumruk salgını hastalığının gündeme geldiği günler ile anayasa değişiklik paketinin görüşülmesinin örtüşmesi bir tesadüf olabilir mi? Elbette bu tür saldırılar anayasa değişikliğini gündemden çıkarmaz ama ortamın gerilmesine yol açabilir. Bu gerginlik ise toplumu ve bazı devlet güçlerini yıldırmak adına yeni cinayetleri gündeme getirebilir. Bu bakımdan tüm emniyet güçleri uyanık olmak durumundadır. Samsun'da Ahmet Türk'e atılan yumruk ne kadar çirkin ise güya ona misilleme gibi gösterilmeye çalışılan polis ekip otosuna girişilen saldırı çok daha iğrençtir.
Kesinlikle bu olaylar anlık bir öfke sonucu yaşanıyor olamaz. Birileri demokratikleşmenin önünü kesmek, toplumsal barışı dinamitleyerek ortamı germek ve toplumu sindirmenin peşinde olabilirler. Bu oyuna gelmemek gerekiyor. Bu oyuna toplumun gelmemesi ise devletin olayların üzerine gidişi ve gerçek sorumluların yakasına yapışması ile yakından ilgilidir.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




