Gazete ve televizyon kanalları harıl harıl çalışır, yeter ki bu millet habersiz kalmasın. O kadar çeşitli haberler olsun ki millet çağın dışına düşmesin. Bu millet çağın pırıltılarından mahrum kalmasın. Öyle haberler verelim ki yavrucağın benzi yerine gelsin. Hem çok haberli bültenler sunsun spikerler hem de memnun mutlu yemeklerini yesin insancıklar. Çaresiz insanlar üstüne bebeler, yumurcaklar, anneler, nineler üstünde fosfor bombaları salkım sallanır gibi tuz ekelim salatalar üstüne. Sirkesi eksikse kara kara düşünelim. Bir ailede, gazetede görsek hızla öbür sayfaya atlayacağımız bir faciayı lokmalar eşliğinde dinleyelim. Falan yeteneksiz pop-starın filânca skandal mankeni demiş ki eşliğinde çiğnemeden yutmaya devam edelim.
Modern hayatta süslerin esasların üstünü örtmeyi pek sevdiğini bilmezden gelmeye devam... Ama hayat boğa davranışı yapacaktır. Siz boğayı süsleyip karşınıza çıkartanların varlığını umursamazken, boğa sizi süsecektir.
Neşesizlik derin kaygılar yüzünden... Derin kaygılar nereden? Ah, bunda tam bir ihracât-ithalât dengesi bulunacaktır. Derin tarih, derin millet, derin edebiyat... Oysa medya sadece derin devlet diyor.
Derin tarihe girmek, vatandaşın baş zevki budur. Ama 'işte yine birşey var': Bir acı, bir yara olan, 'kendi gök kubbemiz altında olup bitmişlerin', gerçeğin bilinmesi, nasıl olur da zevk demek olur? Oluyor. Ne yazık ki oluyor. Çünkü araştırmak, çözmek aşkı, çözümsüzlük zevkine kalbolmuştur Türkiye'de.
Araştırmak aşklı bir şeydir fakat çözüm irade ister, yürek ister.
Atalarımızın hayatını tam bilmeyiz. Ayrıntıları kasdetmiyorum, onların hayat mantığına yabancıyız. Tanımıyoruz onları. "Eski hayat" gözümüzde acınacak bir şeydir. Oysa temeller değişmez. İnsanoğlu çorba içmelidir; "yeni hayat" çorbaya mimik yapıyor. Kahvaltıda 'bekmes' olmalıdır. Günlük hayat ağzında 'pekmez' diyoruz. Lâf aramızda, medeniyetimizin en eski kelimelerindendir. Çocuklar TV'de reklâmını görecek de, 'anne pekmez' diyecek de!.. Şarap snobları pekmeze karşı. Nerdeyse lâikliğe aykırı diyecekler!..
Halbuki her anne pekmezcidir. Canı ciğeri için. Ben bir ihracatçı olsam, ama üreten bir ihracatçı, kuzey ülkelerinin annelerine Türk pekmezini tanıtmayı bir ideal bilirdim. Votka içiliyor oralarda, soğukta içleri ısınsın diye. Ya pekmez? Ya pekmezin insanlarda doğuracağı iyi duygular? Kanada, Amerika da viski içiyor durmadan. Lâf, aramızda beş yıl kadar önce doğmuştu bende bu pekmez imgesi... Cevizli sucuk, üzüm pestili cabası...
Ne istiyorum biliyor musunuz: Kapatalım evdeki yabancının ağzını, cevizli sucuk eşliğinde. Şiirler okuyalım, hikâyeler okuyalım. Türk hikâyesinde tatlı öyküler var.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



