Yeni nesil son soğukları hiç tutmadı. Sık sık söylenmekteler. Off, off nerdesin yaz. Deniz, güneş, kum.
Hâlbuki yaşlı nesil, yağan kara umutla baktılar.
Ne kadar yağış, o kadar bolluk diye memnun oldular.
Kuzenim Meral, kar ve yağış tebriği için Elazığ' dan arıyor.
"Ne mutlu size yağışlarınız bol.
Bizde hala, hava günlük güneşlik.
Yağmura, kara hasret kaldık".
Meral bir hanım ağa.
Yerleştiği İstanbul, daha sonra Kıbrıs'tan ayrıldı, emekliliğini dede diyarı şehirde yaşama kararı aldı.
Orada çok mutlu.
Büyük bir bahçe içinde toprakla ilgili bütün hobilerini hayata geçirmekte.
Bol sayıda meyve ağacı yetiştirmekte.
Güzel bir üzüm bağı var.
Her sonbahar, onun bağındaki siyah ve kırmızı üzümleri seyretmeye Elazığ'a gidiyorum.
Hevenk hevenk dallarında duruşları.
Emeğin o kutsal kokusu.
Güz şöleni, bağda muhteşem olmakta.
Telefonda bizim yağışları tebrik ederken, kendisi hüzünlü idi.
Bağa birkaç çeşit üzüm dikmek için yarım metre toprak kazmak için uğraşmış, çok yorulmuş.
Zira toprak yağmura hasret olduğu için beton gibiymiş.
Çiftçinin de ağzını bıçak açmıyormuş, yağışlar olmadığından buğday tohumları yeşermemiş.
Tekrar tohum ekmeleri gerekiyormuş.
Doğanın dengesi bozulduğunda, Yusuf Aleyhisselam zamanındaki gibi kıtlık tehlikesi, bize de fazla uzak değil.
Kuzenim ilginç bir bilgi daha verdi.
Çevre iller bol yağış alıyormuş.
Hemen yanındaki Malatya'yı yağmur mesken tutmuş.
Elazığ'a uğramıyormuş.
Tam hava bulutlandı, ahali seviniyormuş, yağmur yağacak diye.
Bir rüzgâr çıkıp, bulutları dağıtıp, önüne katıp götürüyormuş.
Bilim adamları bunun nedenini bulmuşlar.
Keban barajındaki yüksek elektrik, bulutları dağıtıp, yağmuru engelliyormuş.
Teknoloji canavarı, doğamıza öylesine savaş açmış ki, haberimiz bile yok.
Kimi çokbilmişler, tertemiz nehirler üzerinde nükleer santraller yapmayı marifet sanmakta.
Koca ormanları yok ederek.
Milyonlarca ağacı keserek.
Tertemiz havayı katlederek.
Hastalıklara davetiye çıkartarak.
İnsan sağlığını bozarak.
Zenginleşip, ileri milletler seviyesine çıkmayı ummakta.
Değil işte.
Doğal çevreyi tahrip etmek, geri dönüşü olmayan ağır zararlar bırakmakta gelecek nesillerin yazgısına.
Şimdi şu soğuyan havaya bakıp, bezgin, bıkkın, okullarına, işlerine gitmek istemeyen gençler; elektriklerin kesik olduğu zamanlar bari.
Televizyonun ve bilgisayarın esaretinden kurtulup, yaşlı yakınlarınızla konuşun biraz.
Yağmur ve karların ekinler, meyveler, sebzeler için ne kadar elzem olduğunu.
Havalar soğuduğunda onların elem değil, niçin sevinç duyduğunu anlayın biraz.
Kayınpederim sık sık İzmir'den arar, "Rahmet var mı"diye sorar.
Biliriz ki yağmuru sormakta.
Son kar yağışı ile bende O'nu arayıp kar tebriğinde bulundum.
"Gözünüz aydın, İzmir kar mutluluğuna kavuştu".
Yaşlı adam çocuklar gibi sevinmekte:
"Çok şükür Mevla"ya derken.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



