Millî kültürümüzün ana unsurlarından olan dil, din, sanat dalları, tarih, gelenek ve göreneklerimizin muhafazası ve yaşatılması, yeni nesillere aktarılması ancak ve ancak seçkin aydınların emeği ve hiçbir karşılık beklemeksizin gerçekleştirdiği hayırlı hizmetlerle mümkün olabilmektedir. İşte bu ve buna benzer hizmet alanlarında devleti ve hükümetleri yalnız bırakmamanın şuuru içinde, toplumumuzun öne çıkan mütefekkir ve foksioner aydın kesimleri, gerek çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve gerekse kendi ferdî sây ü gayretleriyle pek çok önemli, unutulmaz ve kalıcı kültürel hizmetler gerçekleştirmiş bulunmaktadır. (...) İster ak-pak binitleriyle atlanıp aramızdan ayrılmış ve Rahmet-i Rahman'a kavuşmuş olsun, ister halen toplumumuzda ve ön sıralarda duran, millî kültürümüzün bu emekçilerini yadetmek ve ayrıca onların etkilerinin unutulmaz faziletlerini ve mahsullerini, Türkiye Millî Kültür Vakfı'nın kırkıncı kuruluş yılında, (...) bir kere daha gözler önüne sermek istedik.
"Bunun bir başlangıç olması dileğiyle ve yâdedilmeye layık daha onlarca "kırk vakıf adam"ın toplumumuzda var olduğunun bilinci içinde, onlara şükranlarımızı sunuyor, emeklerinin heba olmadığını, kadr ü kıymetlerinin bilindiğini bu vesileyle bir kere daha ifade etmek istiyoruz."
Türkiye Millî Kültür Vakfı (TMKV)'nın 7-8 Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirdiği 40. yıl etkinliği "40 Vakıf İnsana Vefa" başlığını taşıyor ve yukarıya alıntılanan satırlarda ifadesini buluyordu. Daha öz olarak da "kökü mazide olan âtiyiz" de dile getiriliyor, denebilir.
TMKV Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr.Salih Tuğ'un sade anlatımıyla etkinliğin amacı ifade edilmiş olsa da, böyle bir tarzda gerçekleştirilen faaliyetin, bir açıdan uyarıcı, diğer açıdan hatırlatıcı, en önemlisi de bugün dayanılan kültürel birikimin hangi emeklerin katkısıyla oluştuğuna işaret etmesi önemlidir. Bu bir bakıma kültürel hafıza gereğini ortaya koymaktadır ve bu hafıza sağlıklı işler duruma getirilebilirse tarihî hafıza ve kültürel geleneğin sürekliliği sağlanmış olur. Ne yazık ki, bu hafıza yitik halde olmasa da, önemli derecede savsaklanmış, hatta ihmal edilmiş bir niteliğe kayar gibi olmuştur. "Ak-pâk binitleriyle atlanıp aramızdan ayrılmış" olanlarda haydi haydi bir ihmal edilmişliğin ötesinde adeta bir nisyâna bırakma durumu bile sözkonusu edilebilir gibidir. Aynı zamanda hâlâ dünyamızı, hayatımızı paylaşan kimi aydınların, sanatçıların, düşünürlerin, hizmet ehli insanların varlığından bîhaber olunduğunu da hatırlatmak durumundayız. Sezai Karakoç gibi, Nuri Pakdil gibi, Nihat Keklik (Prof. Dr.) gibi...
İşte TMKV'nin bir bakıma sembol niteliğinde yâdetmek suretiyle hatırlatmak isteyen bu faaliyeti, aynı zamanda bir hafıza murakabesi ve canlandırması şeklinde değerlendirilmelidir. Elbette TMKV bu kırk kişiyi yâdederken birtakım öncelikleri dikkate almıştır ve "niçin kırk kişi?" şeklinde belirebilecek herhangi bir sorgulamanın zaitliğini göstermiştir. Bir Necip Fazıl, Nurrettin Topçu, bir Fethi Gemuhluoğlu, Cemil Meriç, Ahmet Kabaklı, Erol Güngör, Orhan Okay, Sabahattin Zaim, Salih Tuğ, Samiha Ayverdi, Tarık Buğra, M.Niyazi Özdemir, Fuad Sezgin vb. eserleriyle gözönünde olabilirlerken, diğerleri sınırlı bir ortamda hatıralarıyla ve hizmetleriyle yâdedilme durumunda kalabilirlerdi. Oysa TMKV'nin gerçekleştirdiği bu etkinlik kültürel bir bütünlüğün, birlikteliğin, ortak duygu ve düşünce bağlılığının, ayrıca kuşaktan kuşağa aktarılacak bir değer ve gelenek sürekliliğinin önemine bir atıftır, bir vurgudur.
Oturum arasında üç gencin konuşmalarında dile getirdikleri bir hususu burada nakletme gereği duyuyorum. Mealen, o gençler, bizim böyle değerlerimiz, böyle değerli insanlarımız varmış da neden haberdar değiliz ve bugün dayandığımız kültürel zemin nasıl bir zihni emek ile yoğrulmuştur da neden sorgulamadık bunu, demek istiyorlardı. İzleyicilerin çoğunluğunu genç yaştaki insanların oluşturması elbette sevindiricidir. Ama genç yaştakilerin de bir arayışa, zihni çabaya, hizmet yüklenmeye yönelmeleri şarttır. Bgün sahip olunan imkânların, fırsatların kendiliğinden neşet etmediğini ve bunlarla yetinmemeleri gerektiğini düşünmeleri beklenmelidir.
TMKV'yi bu duyarlı, uyarıcı, şevklendirici hizmetleri dolayısıyla tebrik ediyorum. Teşekkürlerimi sunuyorum.Say ü gayretlerinin devamlı, hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



