milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • VÜCUDA ŞİFA KAYNAĞI(ÇEMENOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Kimlik

24 NİSAN 2011
PAZ 04:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Kişilik mi kimlik mi? Kişiliği kimlikten, kimliği kişilikten bağımsız düşünebilir miyiz? Kişiliksiz kimlik, kimliksiz kişilik olur mu? Sosyal hayatta olup biten birtakım itişip kakışmalara bakıp da bunlar kimlik arayışlarından kaynaklanıyor diyerek, kimliğe veya kimlik göstergelerine karşı olmak ne kadar doğrudur? "Ben"im veya "sen"in "kim" olduğun ne kadar önemlidir?

"Bir insanı diğerlerinden ayırt eden, kendine özgü zihinsel, hissî ve ahlâkî özelliklerinin bütünü"nü ifade eden kişilik kimliğin cevherini oluşturur. Bu bağlamda kişilik insanın mânevî DNA'sı, kimlik de sosyal hayatla bağlantılı DNA'sıdır denebilir. Bunları birbirinden ayrı düşünmek ne kadar doğrudur?

Arapça bir kelime olan"hüviyet", günümüzde "kimlik" kelimesiyle karşılanmaktadır. Hüviyyet "hüve"den (üçüncü tekil şahıs, "o") mastar eki -iyyet ile yapılmış bir kelimedir. Hüviyet "Kendi başına var olan şey; nesnelerin varlık alanında birim ve şahsiyet olarak görünmeleri ve durumlarıyla başkalarından ayrılmaları" anlamına gelir. Hüviyet kişilikle benzerlik göstermektedir.

Tasavvufta ise "hüve" Allah'ın hiçbir şekilde nitelenemeyen mutlak hakikatini ifade etmektedir. Burada, Allah (O) ile insan (o) arasındaki bağın da kurulması gerekir: Tasavvufta, onun (o insan), O'na ait olması insanın hüviyetinin özünü oluşturmaktadır.

Varlıklar zihinde mevcut olmaları itibariyle mâhiyet, zihin dışında (realite) bulunmaları itibariyle hakikat olarak anıldıkları gibi, var olanın özünü ve kimliğini ifade etmeleri açısından da hüviyet diye anılırlar. Varlıkların hüviyeti onların ayniyet, teklik ve şahsiyetini bildirir. Meselâ zihnimizde canlandırdığımız herhangi bir insan tipi mahiyet, bu tipe tekabül eden dış dünyadaki insan hakikat, bunun uzunluk, kısalık, beyazlık, siyahlık gibi arazlarla nitelenmiş hali hüviyet diye açıklanır.

İnsan, kişiliğinin bir göstergesi olarak kimliğini yansıtan eserler ortaya koymaktadır. Bu aktivitelerle, yaşadığı mekânı kimliği ile bütünleştirerek erdemli olmanın, çevresine, insanlara hizmet etmenin ve dolayısıyla işe yaradığının farkına varmaktadır. Kimliği ve kişiliği ile bağlantılı olarak ortaya koyduğu eserleri devam ettirecek nesli / nesilleri yetiştirmeye çalışmaktadır. "Soy"la ilişkili kişiliğini sosyalleştirerek kimliği ile bütünleştirmektedir. Fıtratındaki ölümsüzlük duygusunun da bir tezahürü olarak kimlik göstergelerini görünür kılmak için mücadele vermektedir.

Bir ömür boyu içinde yaşadığımız evimiz, kimliğimizi oluşturan öğelerle doludur. Sevdiğimiz "eşyalar" (kitap, tablo, vazo, minyatür, fotoğraf vb.) metrekarelerle sınırlı olan "mahrem mekân"da bizimle birlikte pay sahibi olmaktadır. Giydiğimiz elbiseler, kullandığımız ev gereçleri hepsi de ihtiyaç karşılamanın ötesinde, kültürel değerlerimizle bütünlük ifade etmektedir.

Üzerinde yaşadığımız toprakların bize ait olduğuna dair "alâmet-i fârika"ları, dünya görüşünüz doğrultusunda toprağa "imza" atmak için büyük mücadele vermekteyiz. Müslüman olarak biz, İslâm medeniyetini toprağa yansıtan mimari eserleri, yaşadığımız topraklarla bütünleştirerek "Burası bizimdir" anlayışını hayata geçirme gayreti içindeyiz.

Bu sürecin kalıcılığını sağlamak için her daim diri olmayı, medeniyet değerlerini yenileyerek yaşatmayı ve sonraki nesillere aktarmayı görev bilmekteyiz. Bunun için de her dönemde eğitim faaliyetleri ilk sıralarda yerini almaktadır. Sadece "öğrenme ve öğretme"nin yeterli olmadığını görerek, "eğitim"i daha da önemseyip medreseler, genel ve özel kütüphaneler kurarak medenîliğin ve medeniyetin kuşaklar boyu devam etmesini sağlamaya çalışıyoruz.

Farklı kimliklere ait eserlerle dolu bir beldeye "bizim" demekte zorlanırız. Sanki bir gün asıl sahipleri gelip elimizden alacakmış gibi bir duygu yaşarız. Sahiplenme duygusu, toprağı kendi rengine boyama eylemine dönüşüyor. Çünkü insan için "aidiyet" fıtrî bir duygudur. Bunun belirtilerini insanın kimliğinin ve kişiliğinin nüvesi olan çocukluk döneminde daha belirgin bir şekilde görmek mümkündür.

Çocukluktaki bu duygu, insanın yaş dönemlerine göre çeşitlilik arzetmektedir. Meselâ dinî kimliğimizin bir göstergesi olarak, dünyanın neresine gidersek gidelim, orada bir cami-mescitle karşılaştığımızda güven, mutluluk, huzur vb. duygular dinî kimliğimizle ilişkilidir. Çalışmanın, üretmenin ibadet olduğunu belirten bir inancın müntesibi olan insanlar, üzerinde yaşadıklar topraklara imza atmakta ve kendi renklerine boyamakta gecikmezler.

Bugün durum nasıldır? Bugün Türk toplumuna kimliğini değiştirmesi için mücadele verdirilmektedir. Özellikle geçmişte baskın ve buyurgan güç durumundaki devlet aygıtı, yıllardır bir an önce neticeye ulaşmak için "zor" da kullanmak suretiyle milleti kendi kimliğinden koparıp Batılı kimliğe büründürmenin kavgasını vermektedir.

Batılılaştırmanın hangi boyutlara ulaştığını göstermesi açısından ilginçtir: 3 Aralık 1934 tarihli ve 2596 sayılı, Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun ile kılık kıyafet konusunda düzenlemeler yapıldı ve bunlara aykırı hareket edenlerin üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı hükmü getirildi. Bu hüküm daha sonra yapılan bütün anayasalarda yerini korudu.

Millete ait değerlerin dışlanması ve Batı orijinli her şeyin baş tacı edilmesi, toplumda ciddi anlamda kişilik ve kimlik erozyonuna sebep olmuştur. Bugün kimlik konusunda "iki arada bir derede" kalınması da bu yüzdendir. Meselâ İstanbul gibi tarihî bir şehrin, dünyanın herhangi bir şehrine benzer şekilde genişlemesi ve tarihî eserlerin günden güne ortadan kaldırılması kimliksizleşmenin / kimliksizleştirmenin tipik bir göstergesidir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 24.04.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: kimlik, şahsiyet, insan,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    10. Kim anlar bizim halimizden?
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    2. Başörtülü öğretmen haklarını istiyor
    3. 10 tane görevim var
    4. Kırmızı bülten isteme yetkimiz yok
    5. Birden fazla sınav dönemi
    6. Sağlıkçılar, 2 saat iş bıraktı
    7. Suriyeli çocuklar, hayata gülümsüyor
    8. Yaşamını 200 kiloluk üvey oğluna adadı
    9. Final heyecanı başlıyor
    10. Komşu ile hazırlık maçı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek