Hacı Bayram-ı Veli için anlatılan hikayeyi bir de benden dinleyin:
Fatih'in babası Sultan Murat'a "Efendim, Ankara'da Hacı Bayram-ı Veli diye bir şeyh var. Bizim ordumuzdan fazla mürid toplamış etrafına. İleride sorun çıkarabilir. Nasıl bir tedbir düşünürsünüz?" derler.
Hikayeyi anlatana göre durum değişir.
Bazıları vergi alma işini devreye sokarak anlatırlar.
Ama ben ilk duyduğum şekliyle anlatayım.
Sultan Murat, durumun yerinde incelenmesini ister.
Araştırma ekibi Ankara'ya varır.
Hacı bayram da gelenlerin niçin geldiğini bildiğinden müritlerini geniş bir meydanda toplar.
Meydana büyük bir çadır kurulur ve araştırma ekibiyle yemekler yedikten sonra Hacı Bayram-ı Veli "Bakın şimdi size benim kaç tane müridim var göstereceğim" der.
Arkasından müritlerine bağırır "Çadıra gelen herkesi kılıcımla kesip cennete göndereceğim. Buyurun sıraya girin" der.
Bir erkek hemen öne atlır ve ilk sırayı alır.
Onu çadıra aldığıyla çadırın dışına oluk gibi kanın aktığı bir olur.
Kanı gören insanlar dağılmaya başlarlar.
Derken bir kadın öne atılır ve "beni de cennete gönder" der.
Onu da alır ve çadırdan yine kan akar dışarıya.
Araştırma ekibi dışarıya bir bakar ki kimsecikler yok.
Aslında içeriye alınanlar da kesilmemiştir.
Akşam yemeğinde müsafirlerine yedireceği koyunların kanıdır o akan kan.
Şimdi siz burada durun ve hikayeyi yorumlayın bakayım.
Ne yorumu, bunda anlaşılmayacak bir taraf yok ki, velinin iki tane müridi varmış, zannedildiği veya korkulduğu gibi değilmiş.
Araştırma soruşturma ekibi de bunu anlamış" diyebilirsiniz.
Ama bu yorum size dayatılan yorumdur.
Hikayeyi anlatmaya başlayan önce yorumunu size anlatır, sonra hikayeye geçer.
Halbuki aynı hikayede Hacı Bayram-ı Veli'nin gerçekten çok büyük bir zat olduğu,
Müritlerini kendine değil, Allah'ın kitabına, Rasülünün sünnetine bağladığını,
İnsanları kendine bağlamadığını,
Allah'ın kitabına ve Rasülünün sünnetine aykırı bir emir verdiğinde itaat etmeyecek şekilde yetiştirdiğini,
Bu son olayda da bunun görüldüğünü anlatıyor.
Rabbimiz, bize "Hepiniz topluca Allah'ın ipine (Kur'an'a) sarılın, parçalanmayın" dediği halde biz, insanları kendimize bağlamaya çalışıyoruz. (Âl-i Imran süresi ayet 103)
Allah'ın ipine sarıldığını söyleyenin eline sarılınca elimiz kayıveriyor ve düşüyoruz.
Hatta Allah'ın ipine sarılan birinin eline sarılanın ve üçüncü, hatta dördüncü ele sarılanların hali daha da yaman.
28 Şubat dönemimnde dinin de sini bilemeyen şıhların haberleri ortalığı toza dumana döndürdüğünde bir kısım insanımız "biz, kime güvenelim? demeye başlamıştı.
Gül dikensiz, kul hatasız olmaz.
Gülü severiz ama dikenine katlanırız.
Diken var diye gülden mahrum olmayız.
Her kulun hatası kendini bağlar.
Hatalı kulların hatasına bakarak ondan ilgiyi kesmeyiz ama hatayı da savunmaya gitmeyiz.
Allah'ın ve Rasülünün emir ve yasaklarına aykırı yapılan her işi hatadır.
Kimden gelirse gelsin, kim yaparsa yapsın fark etmez.
Âl-i Imran süresinin 103'üncü ayetinin tefsirini "Şifa Tefsiri" nden bir okuyuverin.
Yoksa isteme telefonu (012) 5111085 Cantaş Yayınevi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



