Adını gönül defterimizden sildiğimiz günden beri kendisinden hiç söz etmiyoruz! Ne yapıyor, ne ediyor hiç bilmiyoruz!
Adını anmama konusunda kararlı olduğumuz bu başarısız siyasetçi basın mensupları ile birlikte olduğu sırada bir komploya kurban gittiklerini iddia etmiş!
Demek ki bir türlü "Ben başarısız bir siyasetçiyim" demeye dili varmadığı için başına gelenleri komplo teorilerine bağlamış!
Ve geçmişte de yaptığı gibi yine haddini aşarak Erbakan hocamız ile ilgili olarak yakışıksız değerlendirmelerde bulunmuş!
Ne yalan söyleyelim bunlardan hiç haberimiz olmamıştı!
Çünkü kendisiyle ilgili haberleri takip etmiyorduk!
Taa ki kimi dostlarımız arayıp "Yahu şuna bir cevap versene" diyene kadar! Dostlarımızın uyarısından sonra "Ne söylemiş?" diye baktık!
Zerrece kıymet-i harbiyesi olmayan şeyleri her zaman olduğu gibi yine önemli bir laf söylüyorum zannı ile sarf etmiş!
Erbakan ile ilgili olarak abuk sabuk bir değerlendirme yaptıktan sonra Mahir Kaynak'ın "Kime yarıyorsa komplonun sonuçları komplonun kaynağında onlar vardır" sözü ile aklı sıra çamur atmaya kalkışmış!
Böylesine çirkin bir değerlendirme karşısında ne yapılır?
"Kem söz sahibine aittir" deyip geçmek en güzeli olsa gerek!
Yakın geçmişte yaşadığımız olayların hepsi milletin gözü önünde cereyan etti! Kimlerin komplo peşinde olduğunu kimlerin de bu tür komplolar ile vakit kaybedilmesin diye canla başla çalıştığını herkes biliyor!
Bu hezeyanların nedenini tahmin edebiliyoruz!
Artık muhatap olarak kabul etmediğimiz zat-ı muhterem son günlerde büyük bir bozgun yaşıyor!
Dün çevresini saranların yerinde bugün yeller esiyor!
Dün büyük beklentiler ile etrafında dört dönenler bugün ne büyük bir hata içinde olduklarını görüyor ve ona göre tavır alıyorlar!
En yakınında bulunanların -özel kalem müdürü dahil- bile terk ettiği bu başarısız siyasetçiye hak ettiği cevabı versek neye yarar?
Öncelikle ne dediğimizi ya da ne demek istediğimizi anlayamaz ki!
Şayet dediklerimizi anlayabilmiş olsaydı bugünkü bozgunu hiç yaşar mıydı? O kendisine göre bir yol tutturmuş gidiyor!
Ne laf dinliyor ne söz!
Laftan anlamaz ve söz dinlemez kişiye yapılabilecek en büyük iyilik onu kendi kendisiyle baş başa bırakmak olsa gerek!
Biz de öyle yapıyoruz!
Ve dostlarımıza da böyle yapmalarını tavsiye ediyoruz!
Birkaç hezeyan nedeniyle kendilerini hiç üzmesinler!
Aslında o hezeyanlar sahibini vurmaktan başka bir işe yaramıyor!
Çok sevdiğimiz bir kardeşimizin tespitiyle bizim ayağımıza sıktı ama aynı zamanda kendi kafasına sıktı!
Biz bir şekilde yolumuza devam ederiz ama ya O?
Bu kafa ile yola devam edebilir mi?
Ya da kiminle devam edebilir?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



