"Güçsüz olanınız şayet haklı ise hakkını alıncaya kadar benim yanımda güçlüdür"
Hulefâ-i Râşidîn dönemine ilişkin okumalar yapıyorum son günlerde. Özel bir ilgi veya araştırma gibi bir neden olmadıkça, uzak durduğumuz bir dönem dört halife dönemi. Rasulullah'ın (sav) vefatının hemen ardından ortaya çıkan karmaşa ortamının ve ashabın ileri gelenlerinin zaman zaman ayrı kulvarlarda yer alması gibi durumların söz konusu olması, Asr-ı Saadet'in peşinden yaşanan bu yıllardan uzak tutmuş sanki bizi. Oysa bu günlere kadar uzanan pek çok oluşumun, değişimin tohumları o yıllarda atılmış. Şu anda okumakta olduğum Doç.Dr. Adem Apak'ın Anahatlarıyla İslam Tarihi adlı eserinin ikinci kitabı o dönemi inceleyen pek çok önemli eserin taranması sonucunda yazılmış. Konuya ilgi duyanların istifade edeceğini düşünüyorum. Hz. Ebu Bekir(ra)'in hilafet yıllarına ilişkin bölümde yer alan ve onun bir hikmet ehli olduğuna hepimizi bir kez daha şahit kılacak olan satırları sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte Rasulullah'ın (sav)en yakın dostunun halife seçilmesinin hemen ardından yaptığı konuşma:
"Allah'a yemin olsun ki, benim asla hilafet makamında gözüm olmamıştır. Ne gündüz, ne de gece bunu asla kendim için istemedim. Bu işin bana verilmesi için ne kendi içimden ne de açıktan Allah'a duada bulundum. Ancak bu görevi kabul etmemem halinde toplumda fitne ve karışıklıkların çıkacağından endişe ettim. Bu vazife üzerimde iken asla rahat ve huzur içinde bulunamayacağım. Allah'ın bana nasip edeceği kuvvet ve imkanlar bir yana, bana verilen bu işi tam olarak yerine getirebilmem için şahsen elimde ne bir güç ve ne de bir imkân vardır. Bugün benim yerime daha iyi bir başkasının seçilip görevlendirilmesini isterdim. Ey insanlar! En iyiniz olmadığım halde sizin idareciniz olarak seçilmiş bulunuyorum. Şayet görevimi layıkıyla yaparsam bana yardım ediniz. Yanlış hareket ve davranışta bulunursam bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk, itimat ve emniyet; yalancılık ise hainlik ve itimada karşı suistimaldir. Güçsüz olanınız şayet haklı ise hakkını alıncaya kadar benim yanımda güçlüdür. Güçlü olanınız haksız ise kendisinden hak sahibinin hakkını alıncaya kadar benim yanımda güçsüzdür. Bir millet, Allah yolunda cihadı terkederse zillete dûçâr olur. Bir millet arasında kötülükler yaygın olursa Allah onlara umumi bir bela verir. Allah'a ve Râsulüne itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz. Şayet onlara isyan edersem bana itaatiniz gerekmez. Allah'ın rahmeti üzerinize olsun."
Ve Hz. Ebu Bekir'in(ra) Suriye bölgesine komutan tayin ettiği Yezid b.Ebu Süfyan'a yaptığı tavsiyeler, hangi pozisyonda olursak olalım hepimize fikir verecek, yol gösterecek sözler:
"Ben seni denemek, zorluklarla karşı karşıya bırakmak ve bu konuda yeterli bir duruma gelmen için komutan tayin ettim. Bu işi güzel yaparsan, seni işinde bırakır, hatta daha da büyük görevler veririm. Yapamazsan azlederim.... Sakın ha cahiliye devri taassubuna kapılmayasın, çünkü Allah cahiliyyeye de cahiliyye halkına da buğzeder. Askerlerin yanına gittiğin zaman onlarla iyi sohbetin olsun. Onlara öğüt verdiğin zaman sözünü kısa tut, çünkü fazla sözün bir kısmı diğer bir kısmını unutturur. Düşmanın elçileri yanına gelecek olursa, onlara ikramda bulun, ancak onları karargahında fazla tutma. Öyle ki, onlar hiçbir şey öğrenmeden yanından ayrılsınlar. Onlara hiçbir şey göstermemeye çalış, aksi taktirde senin zayıf yanlarını görür ve senin bildiklerini bilirler. Yanında bulunanlardan hiç kimsenin onlarla konuşmasına fırsat verme. Onlarla konuşmayı bizzat kendin yap. Gizli olması gereken şeyleri dışa vurma ki, işlerin karışmasın. Fikir sorduğun zaman dürüst ol ki, sana samimi olarak fikirlerini söylesinler. Geceleyin arkadaşlarınla sohbet et. Bu şekilde sana çeşitli haberler gelecek ve önündeki perdeler kalkacaktır. Hak eden kimseyi cezalandırmaktan çekinme ve tereddüt etme. Ceza vermek için aceleci olma, gevşek de davranma. Askerlerinin ailelerinden gafil olma, aksi taktirde askerin bozulur. Onların gizliliklerini de araştırma, o zaman onları rezil edersin. İnsanların sırlarını açığa çıkarma, onların söyledikleriyle yetin. Boş işlerle uğraşanlardan uzak dur, doğru ve vefakâr kimselerle otur- kalk. Korkma, çünkü sen korkarsan yanındakiler de korkar. Ganimetleri çalmaktan uzak dur. Çünkü bu fakirliği yaklaştırır, zaferi uzaklaştırır. Kendilerini manastırlara hapsetmiş kimseler bulacaksınız. Onları hayatlarını adadıkları şeyle baş başa bırak."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



