AB'ye girme uğruna Kıbrıs konusunda tüm dayatmaları kabul eden AKPiktidarı EK Protokulü de imzalayarak Rumları adanın tek temsilcisi olarak kabul ettiğini tüm dünyaya ilan etti. Şimdi son noktaya gelindi. Ek Protokolün Meclis'ten geçirilmesi gerekiyor ki, atılan imza geçerlilik kazansın. AKP bunu yapmaya cesaret edebilir mi? Kıbrıs'ta yaklaşık 200 yıldan beri uygulanan Rum-Yunan oyununun onların istediği bir şekilde sonuçlanmasını kabul eder mi? Eğer edecek olursa bu işin sadece KKTC'nin varlığına son vermek değil aynı zamanda kendi varlığına da son vermek anlamına geleceğinin farkına varabilir mi?
İktidarın unutulmaya terkettiği ve insanımızın gündeminden çıkmak üzere olan Kıbrıs konusunu neden gündeme aldığımı merak edebilirsiniz. Dünya üzerinde ve ülkemizde KKTC'nin varlığından rahatsızlık duyan, bunun için de bir an evvel böyle bir devletin varlığına son verilmesi gerektiğini düşünenler bu hedeflerine varırken ciddi bir tepki almamak için konuyu soğumaya terketmiş olsalarda KKTC'nin yaşaması gerektiğine inananlar unutturmamak için ellerinden geleni yapacaklardır. Çünkü, Kıbrıs Türkünün azınlık konumuna düşmemesi, Rum ve Yunanlıların insafına terkedilmemesi, yıllar süren mücadelede uğruna şehitler verilen bir milli davanın masa başında yitirilmesini sindiremeyenler de var bu ülkede. Onlarda Anadolu'yu dolaşarak Kıbrıs meselesinin doğrusu nedir, niçin Kıbrıs'ta KKTCdevam etmeli ve meseleye ille de bir çözüm bulunacakca mutlaka Kıbrıs Türklerinin kendi kendilerini yönetecek bir formülün bulunması gerektiğinin sebeplerini anlatıyorlar.
Bu çerçevede Anamur Platformu tarafından düzenlenen ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Emete Gözügüzelli'nin konuşmacı olarak katıldığı "Gelinen Süreçte Kıbrıs Gerçeği" konulu konferans unutulmaya terkedilen Kıbrıs konusunu yeniden gündeme taşıyacak organizasyonlardan birisi niteliğindeydi. Emete Gözügüzelli Kıbrıs doğumlu, yani Kıbrıs Türklerinden genç bir bayan. Ancak, konunun tarihi geçmişi ve bugün gelinen noktayı dinleyicilerin hafızalarına yeniden kazımayı başardı diyebilir. Bir kez daha anladım ki, gerek KKTC gerek Türkiye'deki iktidarlar ne düşünürlerse düşünsünler Kıbrıs Türkünün Rumlara ve dolayısıyle Yunanistan'a devri anlamına gelen bir çözümü uygulamaya koyamayacaklardır. Koymaya kalkıştıklarında ciddi bir direniş ile karşılaşacaklardır.
Kıbrıs konusunda yürütülen iç ve dış propagandalar sebebiyle bir takım yanlışlar doğru gibi kabul edilmeye başlanmıştır. Kıbrıslı konuşmacı Emete Gözügüzelli'nin ifadesine göre bu yanlışlardan birisi Kıbrıs meselesinin 1974 barış harekatı ile ortaya çıktığı iddiası ve kabulüdür. Kıbrıs sorunu Yunanistan'ın 200 yıllık ENOSİS hayalinin bir sonucu olarak ortayla çıkmıştır. Yani Kıbrıs sorunu Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin müdahalesi ile ortaya çıkmamış, Rumların ve Yunanlıların Kıbrıs'ı bir Yunan adası haline getirmek için uyguladıkları ENOSİSve AKRİTAS planları ve EOKA terör örgütünün cinayetleri sonucu gündeme gelmiştir. Adada her iki toplumun barış içinde yaşamasını sağlayacak her türlü adıma Kıbrıs Türkleri destek vermiş olmakla birlikte Rumlar ve Yunanlılar hiçbir anlaşmaya uymamışlardır. Bunun için Kıbrıs'ta çözüm için sıkıştırılması gereken taraf Kıbrıs Türkleri ve Türkiye değil, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan olması gerkekir. Buna rağmen KKTC'nin sonu anlamına gelen Annan Planı'na evet denilmesi için tüm dünya Kıbrıs Türklerine baskı uygulamış ama kimse Rumlara evet demeleri için çağrıda bulunmamıştır. Bütün bunları unutmuş görünerek AKPiktidarı AB uğruna-Onun da sonunun ne olacağı belirsizdir- Gümrük Birliği ile ilgili EKProtokolü imzalamış, bunu yapmakla da Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlara bilerek ya da bilmeyerek destek vermiştir. Ancak, bu imza Meclis'te kabul edilmeden fazla bir anlam ifade etmeyeceği için konu Meclis'e geldiğinde Kıbrıs davasını milli dava olarak görenler böyle bir anlaşmanın onayı yönünde oy kullanmayacaklardır sanıyorum. Yavru Vatanı Anavatandan koparacak olan adımlar ve uygulamalar sahiplerini tarih önünde mes'ul duruma düşürecektir.
Rumlar ve Yunanlılar birleşik Kıbrıs için çalışırken Türkiye ve KKTC'deki bazı siyasilerin de onlarla birlikte Birleşik Kıbrıs için çalışıyor olmaları üzerinde yeniden durmakta fayda vardır. Belki bu sayede üzerimizde oynanan oyun farkedilebilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



