Uhud harbini anlatan çok güzel konuşan bir hatibin va'zını dinlediğinde bazı cemaat "Hocam, ben orada olacaktım, o sevgili Peygamberimin dişini kıranlara haddini bildirecektim" diyenler oluverir.
Halbuki bugün sevgili Peygamberimizin uğrunda canını ortaya koyduğu, dişini feda ettiği Kur'an ayetlerine saldırı olur, onu yürürlükte kılmamak için çalışanları görür ama farkında olmaz.
"Ah şimdi filan kadar zengin olsaydım bak ben İslam için neler yapardım" diye iç geçirenler olur.
Ama cebindeki beş lirayla bir fakirin karnını ekmek arası köfteyle doyuruvermez.
"Şimdi Mısır'da olmak vardı" diyenlerde vardır.
Mısır'daki zalim, zulmüne destek olsun diye konuşmasında ayet okur, hadis okur ama Türkiye'deki yöneticilerin hiç biri hiçbir konuşmasında Kur'an'da böyle diyor ve öyle yapılması gerekir" demedi diyemez de.
Atatürk dedi ki.... diye devam eden konuşmalarını hep dinleriz.
"Keşke Mehmet Akif gibi şair olsaydım" demenin faydası yok.
Bülbül yavrusu, annesini dinleyerek annesi gibi ve daha fazlasını ötermiş.
Tekke şairleri Yunus Emre'yi çokça okuyup, ilahisini söyleyerek onunla aynileşirlermiş.
Köydekiler şehir hayatına özenip tasını tarağını toplayıp şehre taşınırken, şehirli de köy özlemiyle yanıp tutuşurmuş.
Güzel kız, çirkinin zenginliğine iç çekerken, çirkin kız, güzelin güzelliğinin kendisinde olmasını istermiş.
Uzun boylu kısaya, kısa boylu uzuna özenirmiş.
Saraydaki kırdakine, kırdaki de saraydakine imrenirmiş.
Taşı sıksa suyunu çıkracak beş tane oğula sahip ama çok fakir birini teselli etmek için "Bak, Allah sana sıhhatli beş tane çelik gibi evlat vermiş. Haline şükret. Filan zenginin oğlu bugüne kadar yataktan kalkıp dışarıyı seyredememiş" dediğimde o fakir adam "Keşke o para bende olsaydı da hepsi kötürüm olsaydı" diyerek hem olmayacak şeyi istemiş oldu hem de bencilliğini ortaya koydu.
Sevgili Peygamberimiz: "....Her şeyde hayır vardır. Sen sana faydalı olanı yapmaya çalış. Allah'tan yardım iste. Tembellik ederek acizlik gösterme. Başına bir iş geldiğinde "Keşke şöyle yapsaydım böyle olurdu" deme. "Bu Allah'ın takdiridir. O dilediğini yapar"de. Çünkü "Keşke" kelimesi şeytanın eylemine yol açar" buyurmuş.
Müslim, Kader, bab 34, hadis 2664 (Türkçe tercemesi var)
İbniMace hadis 79,4168 (Türkçe tercemesi var)
Ahmet,Müsnet 2/366,370
Bu konuda Tahavi bundan bin yüz sene önce "Müşki-ül-âsâr" isimli eserinde1/100 üç sayfalık bir makale yazar ve "Keşke"nin temenni için söylenebileceğini, pişmanlık için söylenemeyeceğini iki tarafında delillerini Kur'an ve sünnetten getirerek açıklar.
Temenniye örnek olarak Hayali'nin:
Keşke sevdiğimi sevseydi kamu halkı cihan
Sözümüz cümle heman kıssa-i cânân olsa.
Yani: Keşke benim sevdiğim (Allah'ı) bütün insanlar sevseydi, herkesin anlattığı o olurdu. Der.
Geçen günleri geri getirmek mümkün olmadığından geçmişe pişmanlığın faydası olmadığından "Keşke" demeyelim ve demeyecek işler yapalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



