Özbekistan son dönemlerde Asya'daki hareketli günler geçiren ülkelerden bir tanesi. Gerek iç siyasetinde yaşadığı sıkıntılar gerekse de dış politikadaki anlamsız ve mantıksız tavırlarıyla eleştirilere maruz kalmaktadır ve Arap Baharı sonrası dönemde muhtemel bir Asya Baharı'nın bu ülkeden çıkacağı tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.
Dönemin isyancı ruhuna paralel olarak Özbekistan'da da gelmiş geçmiş en acımasız diktatör olarak görülen İslam Kerimov'a karşı muhalifler tarafından bir mücadele başlatılmış görünüyor. Özbek Halk Hareketi ve Özbekistan İslam Hareketi gibi muhalif güçler başta Türkiye olmak üzere Norveç, İsveç gibi birçok ülkedeki muhalif faaliyetlerini arttırmaktadırlar. Özbek Halk Hareketi'nin lideri Muhammed Salih ve benzeri liderlerin Türk basınında Kerimov aleyhine birçok demeç verip yazılarının yayınlanması da Türkiye'nin Kerimov karşıtı bir pozisyon aldığını ve Suriye'de olduğu gibi muhalefeti desteklediğini bizlere göstermekte.
Türkiye'nin bu şekilde muhalif hareketlere kendi sınırları içerisinde izin vermesi Kerimov cephesinde ise Türkiye karşıtı politikalara sebebiyet vermiştir. Daha önce Türk basınına yansımış olduğu gibi iktidara yakın olan cemaat mensuplarına karşı bir takım operasyonlar başlatılmıştı. Bugün ise operasyonların genişletildiği ve birçok Türk işadamının hesaplarına el koyulmasının yanında bazılarının da uzun süre gözaltında tutulduğu haberleri gelmektedir. Yani Özbekistan'da Türkiye ve Türk vatandaşlarına karşı müthiş bir tecrit kampanyası başlatılmıştır.
Türkiye bu şekilde sorunlu ilişkilere sahip olduğu Özbekistan ile ilişkilerini ise bölgede sözü geçen büyük güçler üzerinden devam ettirmektedir. Yıllarca Türkiye-Özbekistan ilişkileri Türkiye'nin bölgede nüfuzunu arttırmasını istemeyen Rusya tarafından engellenmiş ve Putin'in sözünden hiç çıkmayan Kerimov'un Özbekistan'ı ile Türkiye arasındaki ilişkiler Putin ne kadar arzu etmişse o kadar gelişmiştir. Yine ABD'nin Afganistan'daki varlığı ile bölgede söz sahibi olmaya başlaması ABD ile de iyi geçinmeye çalışan Kerimov iktidarına karşı kullanılmıştır.
Ne var ki Kerimov'un Türkiye'ye paranoyakça tavır takınması, Arap Baharı sonrasında dünyada ortaya çıkan yeni dengelerle birlikte değerlendirildiğinde aslında Türkiye-Özbekistan arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir.
Türkiye yıllardan beri bu coğrafyaları ihmal etmiş ve dış politikasında sadece Ege Sorunu, Kıbrıs meselesi, Ermeni Soykırımı gibi birkaç mesele ile meşgul olmaktan buralarda kurulan dengelerden bihaber kalmıştı. Özbekistan'daki şuan ki durum da bölgenin yeni ve eski oyun kurucuları arasındaki mücadelelerinin politik arenaya yansımasından ibarettir. Birileri var olan çıkarlarını korumaya çalışırken birileri onların yeni sahibi olmak istiyor. Çatışmanın ve şiddetin temel sebebi bu durumken, tabanda masum insanlar bu çekişmenin bedelini belki de canlarıyla ödüyorlar. İşte Türkiye gibi bölgenin vicdanı olması gereken bir ülkenin de üzerinde inatla durması gereken konu budur.
Kerimov iktidarı gibi demokratik olmayan ve vatandaşlarına karşı katı politikalar uygulayan bir yönetim olduğu müddetçe Türkiye-Özbekistan ilişkileri düzelmeyeceğe benziyor. Ancak buradaki ilginç nokta Kerimov birkaç yıldır gücü elinde tutan bir Başkan değil ve Başkanlığa geldiği ilk günden bu yana müthiş bir diktatörlük performansı sergiliyor. Peki ne oldu da birden bire Kerimov'un yaptıkları insan hakları ihlali oldu ve uluslararası toplumun hassasiyeti arttı?
Aslında ne Kerimov değişti ne de uluslararası toplum. Burada daha derin hesaplar var. İşin ilginç tarafı, bu bahar hareketleri antidemokratik ülkelerden Türkiye ile arası iyi olmayan ülkelere kaymaya başladı. Yani Türkiye ile iyi geçinmeyenden ziyade Türkiye modeline uymayan ülkeler ya uyacaklar ya da yönetenler iktidardan olacaklar.
Ama ısrarla söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğimiz bir şey var. Bütün bunlar bu coğrafyadaki uyanışı beraberinde getirecek. Bu topraklarda çatışmalar çıkararak medeniyetimizi paramparça etmeye çalışsalar da bu tutmayacak. Bizim bu noktada yapmamız gereken her zamankinden daha fazla bir arada olmak ve olmayanlara tebliğde bulunmak. Bunu yapacak kesim de kendini çok iyi biliyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



