Cihâna doğan İslâm güneşinin üzerinden henüz üç çeyrek asır bile geçmemiştir. Hâtemü'n-Nebi vefat edeli sadece yarım asır olmuştur. O nur deryasından feyz alan sahabelerin bir kısmı henüz hayattadır. Lâkin, hilâfet merkezinin başında bir zalim bulunmaktadır. Müslüman bir idareci olarak ilk defa namazı terkeden ve içki içen bu Yezid, hakkı olmayan bir makamda zulmetmektedir...
Hz. Ömer (R.A.)'nun Müslüman olmasıyla kırk sayısına ulaşan Sahabe-i Kiramdaki samimiyet, ihlâs, sadakat öyle bir derecede idi ki, aradan sadece kırk sene geçtiğinde Asya, Avrupa ve Afrika topraklarında kırk devlet İslâm'ın hâkimiyeti altına girmişti. Horasan'dan Endülüs'e kadar geniş bir coğrafyada gümbür gümbür Kur'an-ı Kerim okunur olmuştu.
Lâkin, bu arada yeni yeni kavimler Müslüman olmuşlar, dini hiç bilmeyen insanların sayısı hızla çoğalmıştı. Rabbimizin "imtihan" kanunu çalışıyordu. "Siz nasılsanız, öyle idare olunursunuz" hükmü orada da geçerli idi. Ekseriyet dinde cahil olunca, sırf ALLAH rızası için hareket yerine, dünyevî niyetler işin içine karışınca; devletin başına da Yezid gibi bir zalim geçmişti. Medine'de bulunan birkaç sahabiden başka, istemeyerek de olsa Müslümanlar Şam'ın yeni halifesi olan Yezid'e biat ettiler.
Hz. Hüseyin, Yezid'e biat etmeyen sahabilerdendi. Onunla beraber biat etmeyenler, Yezid'in bu işe layık olmadığını söylüyorlardı. Ne var ki onlar, biat etmedikleri gibi, bu konuda bir karşı eyleme de girişmediler.
Hz. Hüseyin'in tavrı ise başka oldu. O; biat etmeyişini eyleme dönüştürdü ve baba bir kardeşi Muhammed b. Hanefiyye hariç bütün aile fertlerini yanına alıp Mekke'ye doğru yola çıktı.
Hulefâ-i Râşidîn devrini gören insanlar bu zulümden rahatsız oluyorlardı. Bir çıkış yolu arıyorlardı. Hz. Ali (K.V.) devrinde başşehir yapılan Küfe şehrinin ahalisi de hemen hemen topluca imzalı mektuplar göndererek, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in muazzez torunu Hz. Hüseyin (R.A.)'yu davet ettiler. O'nun halife olmasını istediler. Hz. Hüseyin'in Yezîd'e biat etmeyip Mekke'ye gittiğini haber alan Küfeliler'den bilhassa Şebes b. Rib'î ve Süleyman b. Surad gibi bazı ileri gelenler onu hilâfete getirmek için kendisine davet mektupları yazdılar. Ayrıca, Ebû Abdullah el-Cedeli başkanlığında bir heyet gönderdiler. Kufeliler bu davetlerini yaparlarken, Yezid'i tanımadıklarını, Hz. Hüseyin'e halife olarak biat etmek istediklerini yazıyorlardı. Bunun üzerine Hz. Hüseyin, durumu yerinde incelemesi için amcasının oğlu Müslim b. Akil'i, Kûfe'ye yolladı. 5 Şevval 60 (9 Temmuz 680) tarihinde şehre ulaşan Müslim b. Akil, Muştan b. Avsece'nin evine indi ve Hz. Hüseyin adına biat almaya başladı. İlk aşamada 12-30.000 kişinin biat ettiği ve hatta Müslim'in Küfe Mescidi'nde açıkça bir konuşma dahi yaptığı rivayet edilmektedir. Yezid, Müslim'in bu faaliyetini öğrenince Valisi Numân b. Beşîr el-Ensâri'yi görevden alarak yerine Basra Valisi Ubeydullah b. Ziyâd'ı tayin etti ve ondan Müslim'i şehirden çıkarmasını veya öldürmesini istedi. Ubeydullah'ın Hz. Hüseyin taraftarlarını ürküten tedbirler alması üzerine Müslim daha nüfuzlu bir kişi olan Hâni b. Urve el-Murâdî'nin evine yerleşti ve halkı ayaklanmaya çağırdı; hatta Ubeydullah'ın köşkünü kuşattı. Ancak Ubeydullah'ın safında yer alan Küfe ileri gelenlerinin nasihat ve tehditleri üzerine ayaklanan halk dağılmaya başladı ve geceye doğru Müslim'in yanında sadece otuz kişi kaldı; daha sonra onlar da dağıldı. Bu gelişmeler üzerine geceleyin Kinde kabilesine mensup Tav'a adlı bir kadının evine saklanan Müslim ihbar üzerine yakalanarak öldürüldü. Bu yüzden Kûfelilerden biat aldığını daha önce mektupla haber verdiği Hz. Hüseyin'e onların sözlerinden döndüğünü bildiremedi.
Hz. Hüseyin yeni gelişen olaylardan haberi olmadığı için Kûfe'ye hareket etmeye karar verdi. Her ne kadar Abdullah b. Abbas O'na Kûfeliler'in babasıyla ağabeyine yaptıklarını hatırlatıp sözünde durmayan bu insanların davetine uymamasını ve eğer Mekke'de kalmak istemiyorsa Yemen'e gidip orada Müslim'in hâkimiyet kurmasını beklemesinin daha iyi olacağını söylediyse de Hz. Hüseyin kararından dönmedi. Yezîd'in halifeliğini tanımayan Abdullah b. Zübeyr ise Mekke'de kalmasını teklif etti ve biat almasına kendisinin de yardımcı olabileceğini bildirdi. Abdullah b. Ömer ve Ömer b. Abdurrahman b. Haris gibi şahıslar da kesinlikle Kûfe'ye gitmemesini istediler. İbn-i Abbas ise hiç değilse yalnız gitmemesini önerdi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



