Araştırmacı-yazar deyimi, sanıyorum, tanımı pek açık olmasa da, bugün kullanımında pek sakınca görülmemektedir. "Araştırmacı" kavramının içeriğinde "yazar" kavramı haydi haydi bulunmakla birlikte, belki de, özellikle sürekli yazanı kastetmek üzere önerilmiştir. Böyleyken ben "müdekkik" deyiminin unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Cemil Çiftçi'yi, hazırladığı eserlere bakarak bu şekilde nitelendirmenin yerinde olacağını sanıyorum. Hazırladığı eserler, çoğunlukla "böyle bir çalışma yapılsaydı" türünden eksikliği duyulan, ama pek kimsenin teşebbüs etmediği alanlarda ilgili olarak ortaya konulmuştur. Meselâ "Maktul Şairler" (Kitabevi, İstanbul 1997) böyledir. Sözkonusu çalışmada görülen şairler, bilinen, istenildiğinde ulaşılabilecek şairlerdir ve hayatlarıyla ilgili bilgilerden onların akıbetleri hakkında bazı bilgilere de sahibizdir. Fakat Çiftçi, çalışmasıyla, bu şairleri farklı bir konumda yeniden bize tanıtmaktadır. "İdam edilmiş" ya da "katledilmişler"dir. Basit, bilinen gibi duran şairler bu açıdan bize tanıtıldıklarında, onlar hakkındaki kanaatimizde belli bir farklılaşma hatta değişme oluvermektedir. Ayrıca geçmiş kültürel birikimimizle değişik bir tarzda ilgi kurmamız mümkün olabilmektedir. Meselâ Recep Köpçü'nün, Kemal Fedai Coşkuner'in, İsmail Gerçeksöz'ün, Metin Altıok'un öldürülüşleri yakın tarihte yaşanan olayların muhasebesini yapmamıza çağrıda bulunuyor.
Cemil Çiftçi, bir süredir araştırıp topladığı şiirleri "Divan Şiirinde Kerbelâ Ağıtları" başlığı altında yararlanmamız için ortaya koydu. Eseri Kevser yayınları yayımlamış (2008). "Ağıt" deyimini, "mersiye" yerine tercih etmiş ki, bence de yerinde bir seçimdir. Eski Türkçe'de "sagu" da aynı anlamda kullanılmış, belki Türk topluluklarında hâlâ kullanılmaktadır. Bununla birlikte "mersiye" kavramı hakkında açıklayıcı bilgiler verilmiştir. Buna göre, mersiye, "ölen bir kimsenin özelliklerini sayarak arkasından ağlamak" demektir. Şemseddin Sami'de Kamûs-i Türkî'sinde şu tanımı verir: "Ölmüş bir adamın evsaf-ı cemilesini ta'dâdla vefatından dolayı teessüfü mutazammın (üzüntüyü içeren) olarak tanzim olunan nazm veya bu babda irâd olunan nutuk, sagu."
Ne varki mersiye, ağıt, Kerbelâ, daha doğrusu Hz. Hüseyin'in şehit edilmesiyle özel bir anlam, özel bir duyarlığın edebiyatımızda kök salmasına vesile olur. Arap, Fars/İran edebiyatıyla birlikte Türk edebiyatında da bir geleneğin oluşmasını sağladı. Öyle ki Kerbelâ mersiyeleri ortak bir muhteva da kazandı. Genel olarak beş bölümü kapsamaktadır mersiyeler: 1) Dünyanın geçiciliği ve zalimliği; 2) Övgü, 3) Yas, 4) Feleğe sitem, 5)Dua.
Kerbelâ olayını ve Hz. Hüseyin'in şehadetinin toplumun farklı kesimlerinden gelen şairlerce konu edildiği gibi, başta Bayramî, Halvetî, Celvetî, Mevlevî, Gülşenî, Nakşî, Kadirî, Melâmî, Bektaşî vb. tarikatlara mensup şairlerce de işlenegelmiştir.
Çiftçi ağıtları XIV. yy.dan XX.yy.'a kadar uzanan tarihi bir süreç içinde örneklendirmiştir. Mesela Gümüşhaneli (Nakşî) dergahına mensup Mustafa Fevzi (1871-1924) Efendinin "Meşher-i Re's-i Şerif-i Cenâb-ı Hüseyn'e Karşu" mersiyesi şöyle başlar:
"Kapladı tûfân-ı dehşet büsbütün mülk-i dili,
Mâverâ-yı akla düşdü şimdi aşkın düldülü
Görmedim Leylâ'yı lâkin Kays gibi oldum deli
Tâ ezelden hubb-i Ehl-i Beyt'e etmişdim belî
Ah efendim vâh gülistân-ı şehadet bülbülü
Gönlümü ceddin Muhammed aşkına kıl münceli
Dönmem o bâb-ı keremden ya Hüseyn İbn-i Ali."
Kitabın arka kapağına alınan Zarifî (Ö. 1795)'nin "Mâtemiyye Berâ-yı Şehid-i Kerbelâ" şiirini buraya aktarıyorum:
"Eyâ mü'min karındaşlar Muharrem'de kılın mâtem
Akıdub kan ile yaşlar Muharrem'de kılın mâtem.
Muhammed Mustafa içün Aliyü'l-Murtaza içün
Şehid-i Kerbelâ içün Muharrem'de kılın mâtem.
Olup ayn-ı cem âşıklar yüreği nâra yanıklar
Gelüp bir yere sadıklar Muharrem'de kılın mâtem.
Aluben eline taşlar döğünüz sine vü başlar
Akıdup dideden yaşlar Muharrem'de kılın mâtem.
Cemâlin arz idübdür gül annıçün zâr eder bülbül
Giyinüp câme-i gülgül Muharrem'de kılın mâtem.
Firâk-ı Kerbelâdır bu gönülde mâverâdır bu
Dükenmez macerâdır bu Muharrem'de kılın mâtem.
Bugün derya gibi cûş et özünü gel ferâmûş et
Erenler pendini gûş et Muharrem'de kılın mâtem.
Dilersen abd ü hâs olmak dilin imanla dolmak
Dü âlem izzetin bulmak Muharrem'de kılın mâtem.
Bükâ-i derd ü firkâtle hazîn olup melâletle
Zarîfi gibi hasretle Muharrem'de kılın mâtem.
"Kerbelâ Ağıtları"nın isteme adresi şudur: Kevser Basın YayınLtd.Şti. Sofular Mah. Simitçi Şakir Sok. No: 14/1, Fatih-İstanbul
Tel: 0212 534 35 28, Faks: 0212 631 36 01


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



