29 Mart seçimleri öncesi 18 kişilik özel bir uçakla gitmiştik.
Uçak zor inmiş, inince de ancak bariyerlere çarparak durabilmişti.
İki ay sonra gittiğimizde bizim uçak hala ordaydı.
Şanlıurfa Havaalanı gerçekten biraz tuhaf.
Dünyanın üçüncü, Türkiye'nin ise en büyük pistine sahip ama kalkan inemiyor, inen kalkamıyor.
Geçen gün eski Devlet Bakanı Sacit Günbeyle beraberdik.
O da aynı çileyi yaşamış. Ama ne çile. Cumartesi akşamı Ankara'dan, Urfa uçağına binmiş. Urfa üzerine geldiklerinde başlamışlar havada dolaşmaya. Çünkü bir türlü iniş izni verilmiyor. Kaptan anons ediyor; "Hava muhalefeti var. Bir süre daha havada dolaşacağız. İniş onayı verilmezse Gaziantep'e ineceğiz"
O sırada öğreniyorlar ki, bir önceki gün gelen uçak da inememiş ve Gaziantep'e gitmiş.
İnince bitiyor mu; hayır. Pazar günü dönecek ama bu sefer de kalkış yok. Çünkü Ankara'dan gelen uçak, Urfa'ya inemediği için yine Antep'e gitmiş. Havaalanı'nda saatler süren bekleyişten sonra çaresiz Ankara'ya otobüsle dönmüşler.
Yani; Astana'ya, Bombay'a, Kuala Lumpur'a, Las Vegas'a, Tebriz'e, Tiflis'e, Tiran'a inen THY, Urfa'ya bir türlü inemiyor.
Anlatılanlar doğruysa nedeni ayrı bir komedi? Önce sisli havalarda iniş imkanı sağlayan ILS cihazı yokmuş. İki yıl önce yoğun uğraşılar sonucu cihaz alınmış. Bu kez cihazı takacak kimse bulunamamış. Şimdi takacak kimse de bulunmuş ama bu sefer de kablo kısa gelmiş.
İnanın şaka değil. Aynen böyle.
Ha bir de bu havaalanı Urfa'nın en sisli bölgesine yapılmış. Artık nedense!
Allah korusun. Çok önemli. 2003'de Diyarbakır'da uçak düşmüş, 75 vatandaşımız ölmüştü. Sisli bir gündü ve ILS cihazı yoktu. Sonra takıldı ama neye yarar.
Bu yüzden; THY mi olur, DHMİ mi olur biz bilmeyiz. Çok geç olmadan buna bir çözüm bulsunlar. 3 milyon dolar verip Barcelona'ya sponsor olacaklarına kabloyu uzatsınlar.
Yeni yenge eski yengenin arkadaşıymış
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir süre önce İngiliz asıllı eşi Annalisa'dan boşanmış, geçen hafta da sürpriz bir şekilde Ankaralı Esra Kara ile nişanlanmıştı.
Yazılıp çizilenlere göre; Esra Hanım ile Mehmet Bey'in arasını, Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey yapmıştı. Çünkü Esra Hanım, Asım Güzelbey'in Ankara'daki ofisinde çalışıyordu. Ve yine gazetelere göre, Bakan bey, bir gün Asım beyi ziyaret için ofise gittiğinde Esra Hanım'ı tesadüfen görmüş ve yıldırım aşkına tutulmuştu.
Meğer işin aslı pek öyle yazıldığı gibi değilmiş. Bize gelen bilgiye göre; yeni yenge Esra Hanım, eski yenge Annalisa'nın arkadaşıymış. Hem de baya sıkı fıkı iki arkadaş. Ve ikisi Ankara'daki aynı ofiste çalışıyormuş. Malumunuz yeni yenge mimar. Eski yenge de mimardı. Meslektaşlık zamanla arkadaşlığa dönüşmüş. Maliye Bakanımız da, öyle söylendiği gibi tesadüfen değil, Annalisa yengenin yanına gelip giderken görmüş Esra Hanımı.
Neyse, Annalisa yenge boşandıktan sonra ülkesine döndü. Ama yine öğrendiğimize göre evliliğini kurtarmak için epey uğraşmış. Hatta sırf bunun için 10 yıl sonra çocuk yapmayı bile düşünmüş.
MAİL KUTUSU'NDAN
DOMUZ GRİBİ
Temel'in karısı Fadime domuz gribine yakalanır.
Tursun, geçmiş olsun ziyaretine gelir ve sorar: Ula Temel, nasil oldi Fadime..
Temel bezgin bir şekilde cevap verir:
Uşağum; gribi geçti lakin domizliği aynen devam edii...
ADAM GİBİ ADAM
"Uğraşma bu işlerle" dediler, yılmadı.
"Başına dert açacaksın" dediler; korkmadı.
Tam 10 yıl uğraştı, didindi, çırpındı.
İskilipli Atıf Hoca'nın mezarını Mamak'ta kimsesizler mezarlığında buldu.
Bulmakla kalmadı, İskilip'e taşıdı.
İdeallerini hayatı için değil, hayatını idealleri için harcayan bir adam;
Dr. Mehmet Sılay...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



