Kendimize zaman ayırmak denilince hepimizin zihnine farklı bir şeyler gelir. Her birimiz için kendimizi iyi hissedeceğimiz, tazelenip dinleneceğimiz zamanlar farklıdır çünkü. Hatta kendimize zaman ayırmak denince, bencilce bir ifadede bulunduğumuzu düşünenler olabilir. Kimileri de "ah nerede! kendime zaman ayırmak mı, benim asla öyle bir lüksüm olamaz. Ama, artık gerçekten kaldıramıyorum" diyebilir. İnsan, tahammül gücü itibariyle sınırlı bir varlık. Allah'ın kendisine verdiği enerjiyi, kapasiteyi yerinde kullanmadığı veya onu çarçur ettiği takdirde, bitmiş tükenmiş bir hal içine girmesi mümkün.
Bedeninin ve ruhunun ihtiyaçlarını gidermeden, tabiri caizse şarj olmadan, sürekli veren, çalışan, üreten bir hal içerisinde olduğunda yıpranma alametleri göstermesi pek tabi. Yani insan hayatını verimli, üretken, enerjisini yerli yerince harcamak istiyorsa, akıllıca davranmalı ve kendini, kendi sınırlarını bilmeli. Sınırlarını bilmeyen ve onu çok zorlayan insanların uzun vadede ciddi bedensel ve ruhsal rahatsızlıklara dûçar olması kaçınılmaz.
Ne demek insanın kendine zaman ayırması? İnsan hep kendiyle değil mi zaten? Sanki dışta bir varlıkmış gibi, ona da zaman ayırmak ta nasıl bir şey diye düşünmek mümkün. Aslında bu soru bizi, kendimizle olduğumuz ama kendimize "iyi" davranmadığımız anların ayrımını yapmamıza yarayacaktır. Çünkü bazen insanın en çok ihmal ettiği kendisi olmakta.
Fedakarlık, iyi niyet, gereklilik gibi başı sonu belirsiz kavramların ardında, kendi kendine zulmeden veya kendisine zulmedilmesine izin veren insanlara rastlamak mümkün.
Şu anda insanın kendi ile olan ilişkisinde iki uç sözkonusu: Biri kendini putlaştıran, kendine odaklanmış, ben merkezli bir bakış. Diğeri ise, sınırlarını çizmeyi bilmeyen, ihtiyaçlarını hep erteleyen, nefsine zulmeden bir anlayış. Her konuda olduğu gibi insanın bir dengeyi gözetmesi gerekli. Kendimize zaman ayırmak dediğimizde aslında, insanın kendine dönmesini de kastetmiş oluruz. Çünkü, koşan, akan rutinin dışında, bir insan, bir kul olarak, neye ihtiyacı olduğuna bir bakmak; bir anlamda kendini kontrol etmektir kendine zaman ayırmak. Ve hangi koşullarda olursa olsun insanın bu kontrolü yapması gerekir.
Hayatın içine dahil ettiğimiz hayra hizmet etmeyen, hiçbir faydası olmayan her şey zamanın bereketini alır götürür. Haram paranın rızkın bereketini yok etmesi gibi. İnsan eğer kendi hayatını idare edemez, hayatına arzu ettiği bir nizam kazandırmaya çalışmazsa, başka şeyler onun hayatını kontrol altına alır. Çünkü hayat, gerçekten boşluk kabul etmez. Siz kendi hayatınızı kendi istediğiniz bir biçimde doldurup, düzenlemezseniz, bir bakarsınız hayatınız, hiç istemediğiniz, arzu etmediğiniz şeylerle birileri tarafından doldurulmuş. Zaman, kıymeti bilinmesi gereken bir nimettir. İnsanın zamana bakışı, niyeti, hayatında öncelediği şeyler, "zamanın bereketini " ciddi biçimde etkiler.
Modern yaşam biçimi insanın hayatına o kadar çok detay dahil etmekte ki, hayat âdeta maddeye hizmet eder hale gelmekte. O nedenle akıllıca davranmalı, zaman israfına neden olacak gereksiz şeyleri evimizden, hayatımızdan uzaklaştırmalıdır
Bazı insanlar, enerjisini, sabrını zorlayacak şeyleri hayatına dahil etme kararı almışçasına davranır. Annemin bir sözü vardır. Yapımı kolay ama lezzetli tarifler için "hem alaylı hem kolaylı" der. Tercihler çok önemlidir. Hem alaylı hem kolaylı tercihlerle, hayatımızda nefes alacak, kendimizle baş başa kalmamızı sağlayacak ortamlar oluşturabiliriz. Bu bir anlayıştır. Bu hayata bakışi açısı biçimidir. Hayat, bitirip tüketen, bizden daima götüren bir hal almaya başlamışsa, burada ciddi bir problem var demektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



